“Diren Coşkun’un Hangi Talepleri Karşılandı?”

Trans mahpus Diren Coşkun’un ölüm orucunu bırakması sonucunda taleplerini ve mevcut durumunu avukatı Aylin Kırıkçı Bianet’e anlattı. Haberi sizlerle paylaşıyoruz.

Trans mahpus Diren Coşkun, cinsiyet geçiş hakkı ve cezaevi koşullarının düzeltilmesi talebiyle başladığı ölüm orucuna, cezaeviyle yapılan görüşmeler sonucunda, 21 Şubat’ta ara vermişti.

Aradan bir ay geçti. Diren Coşkun’un taleplerinin ne kadarının karşılandığını ve mevcut durumunu avukatlarından Aylin Kırıkçı bianet’e anlattı.

Cinsiyet geçiş davası için süreç devam ediyor

Diren Coşkun’un cinsiyet geçiş izni için açtığı davada, Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyanın Sulh Mahkemesine gönderilmesine karar vermişti. Ancak yasaya göre cinsiyet geçiş davaları Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülüyor.

Coşkun’un avukatları bu karışıklığın düzeltilmesi için istinaf mahkemesine başvurmuştu.

Avukat Kırıkçı, sonuç almanın 4-5 ay sürebileceğini ve beklemeye devam ettiklerini aktardı.

Artık ismiyle sesleniyorlar, isim değişikliği davası açıldı

Diren Coşkun’un bir şikayeti ise bazı gardiyanların ona bilinçli olarak kimlik ismiyle seslenmesi ve “beyefendi” gibi ifadelerle hitap etmesiydi.

Cezaeviyle yapılan görüşmelerin ardından bu sorunun çözüldüğünü belirten Kırıkçı, kimlikteki ismin değişmesi için dava açtıklarını ve davanın ilk duruşmasının Mayıs ayında görüleceğini belirtti.

Elle arama bitti, dedektörle arama yapılıyor

Diren Coşkun’un şikayetleri arasında, arama sırasında tacize uğraması yer alıyordu. Coşkun’un araması erkek gardiyanlarca yapılıyordu, kadın gardiyanların ise arama yapmayı kabul etmedikleri belirtilmişti.

Kırıklı, artık aramaların dedektörle yapıldığını söylerken, “Bu bizim için büyük bir kazanım. Bir aydır elle arama uygulamasına son verildi” dedi.

Vegan yemek talebi hala karşılanmadı

Diren Coşkun, vegan olduğu halde, cezaevinde vegan rejime uygun yemek yiyemiyordu.

Avukatları, vegan mahpus Osman Evcan sürecini, bu süreçte yönetmelikte yapılan değişiklikleri ve AYM’nin vejetaryen mahkumlarla ilgili kararınıcezaevine iletmişti.

Avukat Kırıkçı, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na da AYM kararı ve emsal uygulamalar doğrultusunda talepte bulunduklarını söylerken, bu konuda bir gelişme olmadığını, Coşkun’a hasta diyeti yemeği geldiğini ve Coşkun’un bu menüdeki hayvansal gıda içermeyen yiyecekleri ayırarak yediğini aktardı.

Lazer epilasyon sorunu devam ediyor

Coşkun, cinsiyet geçişi sürecinin bir parçası olarak lazer epilasyon tedavisi için Çapa’ya gönderilmiş ancak hastanenin mahkum koğuşu bulunmadığı için işlem yapılmadan geri gönderilmişti.

Avukat Kırıkçı, lazer epilasyona gidebilmesi için hem mahkum koğuşu olan hem de lazer epilasyon uygulaması yapan üç basamaklı bir hastane bulunması gerektiğini ve cezaevi yönetiminin bu konuda yazı yazdığı Sağlık Bakanlığı’ndan kendilerine iletilen bir yanıt olmadığını söyledi

Bakanlıktan cevap gelmediği için kendilerinin bu işlemin yapılabileceği birkaç hastaneyi tespit ettiklerini ifade eden avukat Kırıkçı, bu isimleri cezaevi yönetimine iletmek istediklerini belirtti.

Geçtiğimiz haftalarda Diren Coşkun’u görmeye giden ve süreci takip eden meslektaşlarının henüz cezaevi yönetimi ile bir görüşme sağlayamadığını belirten Kırıkçı, bu yüzden son durumu öğrenemediklerini, önümüzdeki hafta bu hastanelerin isimlerinin yer aldığı listeyi savcılığa ve infaz hakimliğine ileteceklerini ifade etti.

Ölüm orucu sonrası gereken beslenme rejimi uygulanmadı

Diren Coşkun, ölüm orucunu 27. gününde bırakmıştı. Avukat Hatice Demir’in cezaevi yönetimiyle yaptığı görüşmenin ardından, açlık grevini bırakma süreci için gerekli diyet listesi, vegan rejime uygun şekilde hazırlanmış ve cezaevine teslim edilmişti.

Avukat Kırıkçı, “Diren ölüm orucunu sonlandırdığında bu konuyu tüm hassasiyetiyle görüşmemize rağmen, açlık grevini sonlandıran bir kişiye uygulanması gereken beslenme rejimini uygulamamışlar. Tüm tutuklulara verilen gıdalar verilmiş. Kan değerlerinin ölçülmesi için de hastaneye hemen götürülmemişti” dedi.

TIKLAYIN – AİHM: Hasta Mahpusa Özel Diyet Uygulanmaması, İnsanlık Onuruna Aykırı

AİHM, cezaevinde diyetine uygun yiyecek verilmeyen hasta mahpusun başvurusu üzerine, 10 gün önce Türkiye’nin AİHS’in “işkence ve kötü muamele yasağının” düzenlendiği 3 maddesini ihlal ettiğine karar vermişti.

Maltepe’ye sevkini istiyor

Diren Coşkun, bulunduğu Tekirdağ 2 nolu F Tipi cezaevinden Maltepe’ye sevkini istiyor.

Avukat Kırıkçı, “Maltepe, LGBTİ mahpusların da kaldığı bir cezaevi, dolayısıyla bu konulara daha aşinalar. Tekirdağ cezaevi de Diren’in ‘kendi durumuna uygun’ bir cezaevine gönderilmesinin daha uygun olacağına ilişkin görüşünü Adalet Bakanlığı’na iletti. Şu an Bakanlıktan cevap bekliyoruz” dedi.

“Dışarıdan mektuplar onu mutlu ediyor”

Cezaevi, OHAL’i gerekçe göstererek dışarıdan kitapları kabul etmese de, mektuplar Diren Coşkun’a iletiliyor.

Avukat Kırıkçı, dışarıdan gelen mektupların Diren Coşkun’a ulaştığını ve hepsine tek tek cevap yazdığını da söyledi. Ancak aralarında içeriği nedeniyle engellenen mektuplar olduğunu da ekledi. Bazı mektupların Diren Coşkun’a iletilmemesi nedeniyle avukatların yaptığı itiraz reddedilmiş olsa da, mektupların çoğu Coşku’na ulaşıyor.

Disiplin cezasına itiraz edildi, sonuç bekleniyor

Diren Coşkun cezaevinde ölüm orucuna başladığı için hakkında disiplin soruşturması başlatılmış, üç ay etkinliklere katılmama cezası verilmişti.

Erkek cezaevinde tutulan bir kadın olduğu için Coşkun’un zaten etkinliklere katılmasına izin verilmediğini hatırlatan avukat Kırıkçı

“Bu disiplin cezasının iptal edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve itiraz ettik. Diren ölüm orucuna başlayana kadar birçok hukuki başvuru yaptı, sorunlarının çözülmesini istedi. Bunlar dikkate alınmadı ve cezaevindeyken üç kez intihar girişiminde bulundu. Yani Diren’in bu yola başvurmasının nedeni, cezaevinde sesini duyurabileceği tek yol olarak görmesidir. Dolayısıyla bu bir ifade biçimidir ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

“Ayrıca yasaya göre bunun bir disiplin suçu oluşturması için açlık grevinin cezaevi güvenliğini tehdit etmesi ya da cezaevi disiplinini bozması gerekiyor. Ancak cezaevi tutanağında da, disiplin kurulunun ceza kararında da buna dair bir tespit yok. Yasada aranan koşullar oluşmadan ceza verilemez.

“14 Mart’ta infaz hakimliğinde duruşması vardı ve hakimin karşısında savunmasını yaptı. Birkaç güne karar çıkmasını bekliyoruz.

“İşin ironik kısmı, trans olduğu için zaten çıkamadığı etkinliklerle ilgili bir ceza aldı. Oysaki bu etkinliklere gitmesi, yani kurslara katılması, kütüphaneye gitmesi, ruh sağlığı açısından önemli. Cezaevi normalde yeteri kadar personel olmadığını ve Diren’in güvenliğini sağlayamayacaklarını söyleyerek bunu engelliyor ancak cezaevinin yeteri kadar personel ayırıp bir mahpusun yasadan doğan haklarını sağlaması gerekiyor.” (ÇT)

 22.03.2018

LGBTİ Hapishanesi Yeniden Gündemde

CISST / TCPS, bir açıklama yayınlayarak LGBTİ hapishanesinin yeniden gündemde olduğunu duyurdu. Kaos GL’nin haberini sizlerle paylaşıyoruz.

LGBTİ hapishanesi yeniden gündeme geldi. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CISST) ve Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi / Turkey’s Center for Prison Studies (TCPS) bir açıklama yayınlayarak “Adalet Bakanlığı’ndan LGBTİ hapishanesi açmak yönünde bir planları varsa kamuoyunu açıkça bilgilendirmesini istiyoruz” dedi:

“Son haftalarda aldığımız duyumlar Adalet Bakanlığı’nın LGBTİ hapishanesinin açmak için hazırlıklar yaptığı yönündedir. Mektup aracılığıyla haberleştiğimiz ve görüşmeler yaptığımız LGBTİ mahpuslar, İzmir’deki “ceza infaz kurumları kampüsü” içerisinde bir hapishane inşa edildiğini, “açılması planlanan LGBTİ hapishanesinin açılışının teknik sorunlar sebebiyle mart ayına ertelendiğini”, “hapishanenin tabelasında 5 No’lu yazdığını”, “80 kişi açık 80 kişi kapalı olmak üzere 160 kişilik kapasitenin olduğunu” öğrenmiş bulunuyoruz.”

“Demokrasilerin vazgeçilmez öğeleri olan sivil toplum örgütlerinin ısrarla ve gerekçelerini tane tane açıkladığı karşı görüşlere rağmen Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki girişimleri kaygı duymamıza yol açmaktadır. Açılacak bir LGBTİ hapishanesi şu an için Türkiye’nin birçok farklı hapishanesinde tutulmakta olan LGBTİ mahpusların sorunlarına ve Adalet Bakanlığı’nın yönetim krizine çözümmüş gibi gözükse de bu çözüm geçici, aldatıcı olacak orta vadede çok daha derin sorunları beraberinde getirebilecektir. Ayrımcılığın devlet eliyle kurumsallaştırılması ve damgalama anlamına gelecek, sosyal ilişkileri ve yargılamayı zorlaştıracak ayrı bir hapishane yerine her bir hapishaneni kendi içerisinde çözümler üretilmesi gerekmektedir.”

“Adalet Bakanlığı’ndan LGBTİ hapishanesi açmak yönünde bir planları varsa kamuoyunu açıkça bilgilendirmesini; bu konuda kaygıları olan sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek kaygılarını ve gerekçelerini dinlemesini; kurumsallaştırılmış ayrımcılık ve damgalama anlamına gelecek böyle bir hapishanenin işleyişinin ve yönetimsel yapısının ne olacağını açıklamasını bekliyor ve talep ediyoruz.”

LGBTİ hapishanesi, ayrımcılığı kurumsallaştırmaktır!

2015 yılında aralarında Kaos GL’nin de olduğu LGBTİ örgütleri ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) “LGBTİ hapishanesi”ne ilişkin Adalet Bakanlığı’na çağrı mektubu yayınladı. “Endişeliyiz” diyen örgütler süreci şöyle özetledi:

“Adalet Bakanlığı, çeşitli bilgi edinme başvuruları ve soru önergelerine verdiği cevaplarda LGBTİ mahpuslara yönelik olarak özel bir hapishane inşa edeceğini açıkladı ve açıklamaya devam ediyor. Son olarak bir trans mahpusun bilgi edinme başvurusuna verdiği cevap daha net bilgiler içeriyor: ‘Bakanlığımızca, lezbiyen, gay, transeksüeller ve biseksüellerin muhafaza edileceği Açık ve Kapalı Ceza İnfaz Kurumları yapımına yönelik proje çalışmaları başlatılmıştır. Söz konusu projenin 2015 yılında İzmir ilinde ihale edilerek inşaatına başlanması öngörülmüştür. İhale ve yer teslimine müteakip takriben 2 yıl içinde tamamlanacaktır.’”

“Adalet Bakanlığı, bu konuyu her gündeme getirdiğinde aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak birçok defa açıklamalar yaparak, gazete ve dergilere demeçler vererek, televizyon programlarına katılarak bu konudaki endişelerimizi dile getirdik. Adalet Bakanlığı’nın tüm bu açıklamaları yok sayarak bu konudaki ısrarını sürdürmesi endişelerimizi arttırmaktadır.”

Tanal, Adalet Bakanı’na sordu

Aynı yıl, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanaldönemin Adalet Bakanı Kenan İpek’in cevaplaması üzere meclise verdiği soru önergesinde cezaevlerindeki LGBTİ’lerin durumunu ve Adalet Bakanlığının hapishane faaliyetlerini sordu. Adalet Bakanlığı daha önce LGBTİ’ler ile ilgili bilgi edinme başvurusuna “LGBTİ yurttaşların haklarına dair hiçbir faaliyetimiz yok” cevabını vermiş, sonraki gün cezaevi psiko-sosyal servis uzmanlarına eğitimler verildiğini belirtilmişti.

Milletvekili Mahmut Tanal’ın LGBTİ hapishanesi ve LGBT’lerin durumuna ilişkin Adalet Bakanlığı’na yönelik bilgi edinme başvurusu sonuçlandığında Adalet Bakanlığı “kesinleşmiş bir hapishane planı yok” dedi. Verilen yanıtta, LGBT Hapishanesi hakkında kesinleşen bir karar olmadığı ve cezaevlerinde 144 LGBT’nin bulunduğu yer alıyor.

2016’da yeniden

2016 yılında; LGBTİ mahpusların, LGBTİ hapishanesi inşaatının devam ettiğine ilişkin ifadeleri HDP’li Bedia Özgökçe Ertan’ı harekete geçirdi. Ertan, hapishaneyi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu.

Yazılı soru önergesi veren Ertan, 2014 yılı sonunda bir transseksüel mahpusun yaptığı bilgi edinme başvurusuna bakanlığın verdiği cevapta lezbiyen, gey, biseksüeller ve transeksüellerin (LGBT) muhafaza edileceği Açık ve Kapalı Ceza İnfaz Kurumları yapımına yönelik proje çalışmalarının başlatıldığı ve inşaatın 2017 yılında bitmesi beklendiği ifadeleri yer aldığını hatırlattı.

Mart’ta verilen soru önergesini Ekim’de yanıtlayan Adalet Bakanı, “Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden, farklı cinsel eğilimi olan hükümlü ve tutukluların barındırılması amacıyla müstakil bir ceza infaz kurumu yapımına yönelik uygulanan veya hazırlanan bir proje bulunmadığı anlaşılmıştır” dedi.

“Bunun için yürütülen bir proje yok”

Aynı yıl Milliyet Ege muhabiri Ender Aldanmaz, LGBTİ mahkumlar için yapılacak ceza infaz kurumu projesinin hangi aşamada olduğu hakkında bilgi talep etti.

Adalet Bakanlığı başvuruya “Konu ile ilgili olarak Bakanlığımızca şu an itibariyle yürütülen bir proje çalışması bulunmamakla birlikte, dezavantajlı guruplarla ilgili ceza infaz kurumu yapımı hususunda, araştırma ve geliştirme çalışmaları devam etmektedir” cevabını verdi.

LGBTİ hapishanesi, 2018’de yeniden gündeme geldi

CISST / TCPS, yayınladığı basın metniyle hapishanenin yeniden gündemde olduğunu duyurdu. Metin, kamuoyunu açıkça bilgilendirmesini; bu konuda kaygıları olan sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek kaygılarını ve gerekçelerini dinlemesini; kurumsallaştırılmış ayrımcılık ve damgalama anlamına gelecek böyle bir hapishanenin işleyişinin ve yönetimsel yapısının ne olacağını açıklamasını bekliyor ve talep ediyor.

 21.03.2018

“Adalet Bakanlığı LGBTİ Hapishanesi Konusunda Bilgi Vermeli!”

Kaos GL ile LGBTİ Hapishanesi’ne ilişkin iddiaları Yıldız Tar ile konuştuk. Haberi sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi’nden Demirbaş, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda da gündeme gelen LGBTİ hapishanesini değerlendirdi: Umuyoruz ki Adalet Bakanlığı kamuoyunu ve sivil toplumu bilgilendirir. 

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi; bilgi edinme başvurularının sonuçsuz kalması ve mahpusların ilettiği “LGBTİ hapishanesi Mart’ta açılacak” iddiaları üzerine basın açıklaması yayınladı.

Demirbaş: Bilgi edinme başvurularımız cevapsız, mahpuslar tedirgin

Açıklamanın ardından Merkez’den Hilal Başak Demirbaş, KaosGL.org’a “mahpuslardan çok sayıda mektup aldıklarını, kendilerine LGBTİ hapishanesini sorduklarını, mahpusların ‘açık değilim, gitmek istemiyorum, ne yapmalıyım’ dediğini” söyledi. Demirbaş, Bakanlığın bu çalışmasına ilişkin son dönemde yaptıkları bilgi edinme başvurularının yanıtsız kaldığını da söyleyerek şöyle devam etti:

“Hapishanenin yakın zamanda açılacağını açık hapishane iznini kullanan bir mahpus bize aktardı. ‘İzmir’de bir yapı oluşuyor, idare beni gezdirdi’ gibi detay bilgi verdi. Hapishane müdürü, ‘Ocak’ta açılacakken teknik aksaklık sebebiyle açamıyoruz’ demiş.

“Ardından başka başka şehirlerden de mektuplar gelmeye başladı. Mahpuslar da birbirleriyle mektuplaştıkları için hızlıca haberdar oluyorlar.

“Bizim bilgi edinme başvurularımıza cevap gelmiyor. Bu basın açıklaması ile aslında bir yandan da bilgilendirilmemiz gerektiğini söylüyoruz. Bu açıklama vesilesiyle umuyoruz ki Adalet Bakanlığı kamuoyunu ve sivil toplumu bilgilendirir.”

TBMM İnsan Hakları Komisyonu toplantısında konuşuldu

Öte yandan LGBTİ hapishanesi iddiası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu toplantısında da konuşuldu. 7 Şubat 2018’de yapılan toplantı tutanaklarına göre Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz, “Cinsel yaklaşımı… Hükümlü ve tutuklular yönünden de zaten biz farklı uygulamalar imkânlar ölçüsünde yapmaya çalışıyoruz. Onları işte aynı odalara koyalım. Hatta onlarla ilgili, daha çok onların bulunabileceği bir cezaevi olabilir mi diye o konuda zaten çalışmalarımız da var” dedi.

Mahpuslar, LGBTİ hapishanesini soruyor

Merkez’e mektup yazan mahpuslardan birisi LGBTİ hapishanesinden nasıl haberdar olduklarını şöyle anlatıyor:

“Kurum savcımız İzmir’de açılacak hapishane ile ilgili, ‘böyle bir çalışma olduğunu’ söyledi. Fakat ben Antakyalıyım ve ailem de burada. Ziyaretime geliyorlar. Böyle bir hapishane açılsa dahi ben kesinlikle gitmek istemiyorum. Ayrıca ailem eşcinsel olduğumu bilse de birçok kişi bu durumu bilmiyor ve kesinlikle deşifre olmak istemiyorum.”

21.03.2018

The Rumours of Opening an LGBTI Prison in March and Our Requests from The Ministry of Justice

21 March 2018

In response to applications based on Right to Information Code and parliamentary questions, it has been expressed many times by the Ministry of Justice that an LGBTI prison is going to be opened soon. The clearest statement was cited in a response to an application on the right to information by a trans prisoner on the date of 02.12.2014:

“The project of Open and Closed Penal Institutions has been initiated by the Ministry of Justice. It is foreseen that the mentioned construction will start in 2015, after the tender that will be held in Izmir. Having completed the tender and construction site delivery plan, the prison will be completed in approximately 2 years.”

Despite the Ministry of Justice’s persistent policy of opening an LGBTI prison, our institution along with other CSOs issued either separated or common press releases and announced our opposition to an LGBTI prison with our justifications.1

According to recent rumours, the Ministry of Justice is preparing to open an LGBTI prison. We are informed by LGBTI prisoners through letters and interviews that a new prison is constructed in the “penal institution campus” of Izmir, “the planned opening was postponed to March due to technical problems”, “the number of the prison is 5 as written on the signboard”, “the total capacity is 160 – 80 of it will be in open and the rest of it will be in a closed prison”.

We are concerned with the initiatives of the Ministry of Justice regarding to establishing an LGBTI prison, in spite of the clear and insistent reasons of opposition declared by civil society organizations which are one of the essential elements of democracies. Even though opening an LGBTI prison might seem to be a solution for the management crisis and the problems of LGBTI prisoners all across Turkey, it is a temporary and delusive solution which will lead to deepen problems in the medium term. It is essential for the ministry to find a formula within every prison instead of building a separated one in which the discrimination and stigmatization will be institutionalized by the government itself and will obstruct the social relations and legal proceedings.

 

We expect and demand from the Ministry of Justice to inform the public clearly, to take  CSOs’ concerns and recommendations into account  and to explain the process as well as the  management structure of this  prison2 which will result with institutionalized discrimination and stigmatization.

[1] The press release signed by 18 CSOs specifies the reasons of their opposition for an LGBTI prison. https://hapistelgbti.cisst.org.tr/2015/01/07/544/

(2)For instance; Are LGBTI prisoners detained in open prisons going to be transferred? Are LGBTI prisoners who are not open with their families also going to be transferred, how will be the architecture of the prison? Are  lesbians, gays, bisexuals, trans and intersex prisoners going to be kept seperately?if yes is it going to be statement based? Will the staff get specialized training? If yes what kind of training will it be etc?

LGBTİ Hapishanesinin Mart Ayında Açılacağına İlişkin Duyumlar ve Adalet Bakanlığı’na Yönelik Taleplerimiz

21 Mart 2018

Adalet Bakanlığı 2013 yılından itibaren çeşitli bilgi edinme başvurularına ve soru önergelerine verdiği cevaplarda bir LGBTİ hapishanesi açılacağını birçok kez dile getirdi. En net bilgi ise bir trans mahpusun bilgi edinme başvurusuna verdiği 2 Aralık 2014 tarihli cevapta yer alıyordu:

“Bakanlığımızca, lezbiyen, gay, transeksüeller ve biseksüellerin muhafaza edileceği Açık ve Kapalı Ceza İnfaz Kurumları yapımına yönelik proje çalışmaları başlatılmıştır. Söz konusu projenin 2015 yılında İzmir ilinde ihale edilerek inşaatına başlanması öngörülmüştür. İhale ve yer teslimine müteakip takriben 2 yıl içinde tamamlanacaktır.”

Adalet Bakanlığı’nın bir LGBTİ hapishanesi açmak konusundaki bu ısrarlı tutumuna karşı derneğimizin ve birçok sivil toplum örgütünün gerek bireysel gerekse de ortak yaptığı birçok basın duyurusu oldu ve bir LGBTİ hapishanesine karşı olduğumuzu, karşı olma gerekçeleriyle beraber duyurduk.[1]

Son haftalarda aldığımız duyumlar Adalet Bakanlığı’nın LGBTİ hapishanesinin açmak için hazırlıklar yaptığı yönündedir. Mektup aracılığıyla haberleştiğimiz ve görüşmeler yaptığımız LGBTİ mahpuslar, İzmir’deki “ceza infaz kurumları kampüsü” içerisinde bir hapishane inşa edildiğini, “açılması planlanan LGBTİ hapishanesinin açılışının teknik sorunlar sebebiyle mart ayına ertelendiğini”, “hapishanenin tabelasında 5 No’lu yazdığını”, “80 kişi açık 80 kişi kapalı olmak üzere 160 kişilik kapasitenin olduğunu” öğrenmiş bulunuyoruz.

Demokrasilerin vazgeçilmez öğeleri olan sivil toplum örgütlerinin ısrarla ve gerekçelerini tane tane açıkladığı karşı görüşlere rağmen Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki girişimleri kaygı duymamıza yol açmaktadır. Açılacak bir LGBTİ hapishanesi şu an için Türkiye’nin birçok farklı hapishanesinde tutulmakta olan LGBTİ mahpusların sorunlarına ve Adalet Bakanlığı’nın yönetim krizine çözümmüş gibi gözükse de bu çözüm geçici, aldatıcı olacak orta vadede çok daha derin sorunları beraberinde getirebilecektir. Ayrımcılığın devlet eliyle kurumsallaştırılması ve damgalama anlamına gelecek, sosyal ilişkileri ve yargılamayı zorlaştıracak ayrı bir hapishane yerine her bir hapishaneni kendi içerisinde çözümler üretilmesi gerekmektedir.

Adalet Bakanlığı’ndan LGBTİ hapishanesi açmak yönünde bir planları varsa kamuoyunu açıkça bilgilendirmesini; bu konuda kaygıları olan sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek kaygılarını ve gerekçelerini dinlemesini; kurumsallaştırılmış ayrımcılık ve damgalama anlamına gelecek böyle bir hapishanenin işleyişinin ve yönetimsel yapısının ne olacağını[2] açıklamasını bekliyor ve talep ediyoruz.

 


[1] 18 STÖ’nün imzaladığı bu basın duyurusu, imzacı STÖ’lerin bir LGBTİ hapishanesine neden karşı olduklarını maddeler halinde belirtmektedir. https://hapistelgbti.cisst.org.tr/2015/01/07/544/

 

[2]Örneğin buraya sadece “açık” olan LGBTİ mahpuslar mı götürülecek, ailesine açık olmayan LGBTİ mahpuslar da buraya mı sevk edilecek, bu hapishanenin mimarisi nasıl olacak, lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks mahpuslar bu hapishaneni bölümlerinde ayrı ayrı mı tutulacak, ayrı tutulacaklarsa bu sadece beyanlarına dayalı mı olacak, burada görev yapan personel ayrı bir eğitime tabi tutulacak mı, tutulacaksa bu eğitimler nelerdir vs.

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑