Kaos GL Dergisine Sansür
Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Kaos GL Derginin müstehcen yazı ve içerik sebebiyle hükümlü trans kadına verilmemesine karar verdi. Hükümlünün yaptığı itiraz İnfaz Hâkimliği tarafından reddedildi. Kaos GL‘nin haberini sizlerle paylaşıyoruz.
.png)
Bafra T Tipi Kapalı Cezaevine gönderilen Eylül, Ekim 2007 tarihli Kaos GL Dergi 96. Sayı “müstehcen yazı ve içerik” engellemesiyle karşılaştı. “Yalnızlık” dosya konulu sayı, kapağında François Ozon’un “Veda Vakti” filminden iki erkeğin görüntüsünü içeriyor.
Eğitim Kurulunun 24.06.2015 tarih ve 2015/61 sayılı kararı “İçeriğin müstehcen yazı be yorumlar kapsadığı anlaşılmış olup; Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesinin “kuruma kabul edilmeyecek yayınlar” başlıklı 11. B maddesine göre ilgiliye verilmemesine Eğitim Kurulu tarafından oy birliği ile karar verilmiştir.” Sonucunu içeriyor.
Eğitim Kurulu’nda Psikolog, Sosyal Çalışmacı ve Öğretmen de var
Başkan Adem Tatlısoy, Kurum 2. Müdürü Bayram Çalışkan, Sosyal Çalışmacı Gökhan Özdemir, Psikolog Hilal Tamkoç, Öğretmen Erkut Volkan Aksoy, Kütüphane Görevlisi Mustafa Kayakıran’dan oluşan Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu kararı Adalet Bakanlığı yönergesi ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 172470 sayılı yazısına dayanıyor.
Cezaevlerine alınacak yayınların şu maddeler kapsamında olması gerekiyor:
*İyileştirme ve eğitim programları ile derslere kaynaklık edecek nitelikte olması
*Hükümlü ve tutukluların genel ve mesleki bilgilerini artırıcı nitelikte olması
*Hükümlü ve tutuklulara insan, yurt ve millet sevgisini güçlendirecek nitelikte bulunması
*Hükümlü ve tutukluların manevi kalkınmalarını sağlayacak vasıfları taşıması
*Hükümlü ve tutukluların boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak nitelikte olması
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 172470 sayılı yazısı “Ceza İnfaz kurumlarına alınabilecek yayınların niteliklerinin tek tek belirtildiği, bu ilke ve kurallara aykırı olan yayınların Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığınca yasal düzenlemeler doğrultusunda engellenebileceği ifade edilmiştir” maddesini içeriyor.
İnfaz Hakimliği Reddetti
Hükümlü dilekçesinde kendisine gönderilen derginin kendisine verilmemesinin ve keyfi ve hukuksuz olduğunu Cezaevi Müdürlüğüne belirtilmiştir.
İnfaz Hakimliğinin 30.06.2015 sayılı kararı, “Hükümlü dilekçesinde kendisine gönderilen derginin kendisine verilmemesinin ve keyfi ve hukuksuz olduğunu belirtmiş ise de yukarıda da ifade edildiği üzere Ceza İnfaz Kurumlarının amaç ve görevlerinden biri de hükümlülerin maddi-manevi ıslahını sağlamak ve bu konuda gereken tedbirleri almaktır” gerekçesini içeriyor.
Kararda itirazın, Savcının yazılı mütalaası ve Evrak incelemesi, kararının isabetli olduğunu ve “Şikayete konu dergi içeriği incelendiğinde müstehcen nitelikli yazı ve resim içeriklerini bulundurduğu bu durumun ise: Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesinin, kuruma kabul edilmeyecek yayınlar alt başlıklı 11-a, Mahkemelerce yasaklanmış olan, 11-b maddesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır” gerekçeleri ile reddedildiği görülüyor.
Bafra Cezaevinde daha önce ne olmuştu?
Bafra T Tipi Cezaevi’nde uğradıkları hak ihlallerinden dolayı açlık grevine başlayan translardan Avşa, Kaos GL Derneği’ne bir mektup yazarak yaşadıklarını anlatmıştı.
Sistematik biçimde cinsel taciz ve şiddete maruz kaldığını, bu sebepten 60 gündür açlık grevinde olduğunu belirten Avşa, Bafra’dan alınıp Kocaeli Cezaevi’ne gönderilmişti.
Trans Mahpuslar 2014 yılında “T.C. Adalet Bakanlığı’nı 28 gündür süresiz açlık grevinde bulunan trans tutsaklara yönelik cezaevi yönetimi tarafından uygulanan homofobik-transfobik uygulamalara ve keyfi hak ihlallerine derhal son verilmesi grev gerekçelerini ortadan kaldırmaya çağırıyoruz. Açlık grevinde bulunan Transların sağlık durumlarının sağlık ekiplerince kontrol altına alınıp cezaevi koşullarının iyileştirilmesi ve keyfi hak ihlallerinde bulunan cezaevi personeli hakkında adli işlemlerin başlatılmasını istiyoruz.” Taleplerini dile getirmişti.
Yaşanan olaylardan sonra Bafra Cezaevinde kalan trans mahkumların çoğunluğu Eskişehir başta olmak üzere diğer cezaevlerine gönderilmişti.
17.08.2015
Trans Mahpuslara Yönelik Hak İhlalleri Devam Ediyor
Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde 2 askerin tecavüzüne uğradıkları gerekçesiyle Bolu Hapishanesi’ne nakledilen trans mahpuslar hapishane personelinin saldırılarına maruz kalmıştır. Evrensel Gazetesi’nin haberini sizlerle paylaşıyoruz.
Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde 2 askerin tecavüzüne uğradıktan sonra güvenlik bahanesiyle Bolu Cezaevi’ne sürgün edilen translar Aydın D. ve Murat P., burada da cezaevi personelinin saldırılarına ve hak gasplarına maruz kaldı. Tecavüzcü askerler tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Bolu Cezaevi’ne sürgün edilen Aydın D. ve Murat P.’ye yönelik hak ihlalleri devam ediyor. Erkek hükümlülerle beraber kalmaya zorlanan ve şu anda da ayrı hücrelerde tutuldukları belirtilen Aydın D. ve Murat P.’nin havalandırma, sohbet, sağlık ve iletişim gibi en temel hakları cinsel kimliklerinden dolayı gasp ediliyor ve cezaevi yönetiminin baskı ve hakaretlerine maruz kalıyorlar. Maruz kaldıkları işkenceyi duyurmak için 54 gün açlık grevi de yapan Aydın ve Murat’ın özellikle böbrekleri olmak üzere iç organlarında ciddi derecede hasarlar oluştu ancak yine de seslerini duyan olmadı. Son olarak ailesi Tunus’ta yaşayan Murat P.’nin annesi Zeynep P. Özgür Gündem Gazetesi Ankara bürosunu telefonla arayarak, “Çocuklarımızı öldürüyorlar, yok mu sesimizi duyan” diyerek yardım çağrısında bulundu. Anne Zeynep, çocuğu ile açlık grevinde olduğu dönemde telefonlala görüştüğünü ağzından kanların geldiğini, sağlık durumun oldukça kötü olduğunu dile getirdi.
İHD AVUKATI BOLU CEZAEVİ’NE GİTTİ
Her gün binlerce mahpusun yaşadıkları baskı ve hak ihlallerini anlattıkları mektupların bürosuna ulaştığı Özgür Gündem Gazetesi Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol’un girişimleriyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Cezaevi Komisyonu gibi kurumlar devreye girdi. Hemen ardından İHD Sakarya Şube avukatı Muhammet Işık, 29 Temmuz tarihinde Bolu Cezaevi’ne giderek Aydın ve Murat görüştü ve görüşmelerini rapor haline getirdi.
Işık raporunda, Aydın ve Murat’ın Bolu T Tipi’ne nakledildikleri günden beri kantin haklarını kullanamadıklarını, sularının sık sık kesildiğini ve dilekçelerinin “cezaevi kötü tanınır” gerekçesiyle bazı kısımlarının sansürlendiği bilgilerine yer verdi. Ayrıca Işık, Aydın ve Murat’ın transların düzenli olarak kullanması gereken “Neurontin 800” adlı ilaç kullanmalarının gerektiğini ancak Bolu Cezaevi iradesinin, Eskişehir Cezaevi’nden alınan raporun yeterli olmadığını gerekçe göstererek, ilacı trans tutuklulara vermediğini ifade etti. Işık, buna karşın 2 aydır ilaçlarını kullanamayan Aydın ve Murat’ın ilaç için doktordan rapor almak istediklerinde ise “doktor yok” diye revire çıkartılmadığını söyledi.
ONLARCA GARDİYAN DARBETTİ
Aydın ve Murat’ın cezaevi gardiyanları tarafından şiddet gördüğü de vurgulanan raporda, 10-15 kişilik güvenlik görevlisinin gelerek trans tutukluları darp ettikleri, saçlarından sürükleyerek koridordan götürdükleri uğradığı darp nedeniyle Aydın D.’nin burnunun kırıldığı ye belirtilerek şöyle devam edildi: “Kendileri darp edildikten hemen sonra koğuştan çıkarılmışlar, arkalarından hükümlülerin taşkınlık yaptığı görüntüsü vermek için odalarını dağıttıklarını ve eşyalarına zarar verdiklerini, değerli bir kolyesinin darp esnasında kopartılarak alındığını beyan etmiştir.” Aydın ve Murat’ın şiddete uğramasından sonra hiçbir hukuki dayanak olmadan hücreye atıldığı bilgisi verilen raporda, “Hala hücrede tutulmaktadırlar. Hükümlü, bu darp olayının kasıtlı yapıldığını, bu şekilde hükümlülerin taşkınlık yaptığı izlenimi yarattıklarını beyan etmiştir” denildi.
AYDIN YALNIZ KALMAMALI!
Öte yandan Işık’ın Aydın ile yaptığı görüşmede, Aydın’ın önceden var olan psikolojik sıkıntılarının olduğu, 6 ayda bir doktor kontrolünden geçmesi gerektiğini ve hastalığının intihara meyil verdiğini ve yalnız kalmaması gerektiğini söylediğini ifade etti.
Avukat Işık, yaptığı görüşmelerde, mahpusların şikayetlerinin daha çok Fatih isimli cezaevi ikinci müdürü üzerinde yoğunlaştığını, bu kişinin talimatıyla baskı ve hak ihlallerinin yaşandığı belirtildi. Ayrıca, Murat ve Aydın yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin savcılığa iki ayrı suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi. Işık, cezaevinden çıktıktan sonra Bolu Adliyesi’ne gittiğini soruşturma dosyalarına baktığını ve şikayetlerin daha yeni işleme konduğunu belirtti. (Ankara/DİHA)
17.08.2015
Yabancı Uyruklu LGBTİ Mahpuslara Ayrımcılık Yapılıyor
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) proje koordinatörlerinden Ayşegül Algan, Maltepe hapishanesinde yerlerleri değiştirilen yabancı LGBTİ mahpusların durumunu ve karşılaştıkları ayrımcı tutumları BirGün Gazetesi’ne anlattı. Haberi sizlerle paylaşıyoruz.
Maltepe 2 No’lu L Tipi Cezaevi’nde bulunan Türkiyeli ve yabancı uyruklu 21 LGBTİ mahkûm, peş peşe yapılan sevklerle birbirlerinden ayırılarak farklı kurumlara yerleştirildi. Maltepe 1 No’lu L Tipi Cezaevi’ne sevk edilen 21 mahkûmdan, yabancı uyruklu 5 trans mahkûm, geçtiğimiz ay içerisinde diğer yabancı mahkûmların kaldığı Maltepe 3 No’lu L Tipi Cezaevi’ne sevk edildi. Türkiyeli ve yabancı uyruklu mahkûmlar, mağduriyetlerini dile getirmek üzere sivil toplum örgütlerine yolladıkları mektuplarda, izole edildiklerini, psikolojik olarak çok kötü durumda olduklarını, maddi ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını ve aralarındaki dayanışma ilişkisinin yok edildiğini belirtiyor. Mahkûmlardan bazıları ise açlık grevine başladıklarını ve tekrar bir araya gelene kadar greve devam edeceklerini ifade ediyor.
Konu ile ilgili olarak, CİSST (Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği) Proje Direktörü Sosyolog Ayşegül Algan BirGün’e açıklamalarda bulundu.
İHTİYAÇLAR KARŞILANMIYOR
Mahkûmların yalıtıma ve fakirliğe karşı dayanışma ile ayakta kalabildiğini belirten Algan, “Yabancı uyruklu ve Türkiyeli LGBTİ tutukluların ortak sorunlarından en önemlisi hemen her şeyin para ile satıldığı hapishanelerde geçinmek için imkânlarının olmayışı. Ayrıca LGBTİ tutuklular ‘güvenlik’ sebebiyle hapishanelerde kurulan atölyelerde çalıştırılmıyor. Giysiden temizlik malzemesine kadar ihtiyaçlarının hiçbirini karşılayamıyorlar. LGBTİ mahkûmlar yine ‘güvenlik’ gerekçesiyle ortak alanların kullanımında diğer tutuklunun sahip olduğu imkânlara sahip değiller. Yabancı tutuklulara karşı ayrımcılık HIV, siyahîlik ya da Türkçe bilmemeleriyle alakalı muamele insanlık dışına varan boyutlara ulaşıyor.”
Maltepe 3 No’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilerek arkadaşlarından ayrılan yabancı uyruklu bir mahkûm, mektubunda “Ben ölüyorum, çok kötüyüm ve 14 gündür açlık grevindeyim. 30 yıl 6 ay ceza almış birisiyim. Burada tek başıma cezamı yatmam imkânsız. Biz L2 cezaevindeydik, L1’e gönderdiler. 20 gün sonra beni arkadaşımdan ayırıp L3 cezaevine getirdiler. Burada hücredeyim ve 30 yıl 6 ay cezam var. Arkadaşımla aynı koğuşta kalırken tüm ihtiyaçlarımızı karşılıyorduk. Beni 1 No’luya göndermek için yardım et. Çok kötü durumdayım” diye yazıyor.
AÇLIK GREVİNE DEVAM
Yabancı uyruklu mahkûmlardan bir diğeri ise, arkadaşlarının yanına gidene dek açlık grevi yapacağını belirtiyor.
11.08.2015