Medyascope’un LGBTİ+’ların gündemini ekrana taşıdığı “Gökkuşağı Bülteni”nde 6 Ağustos 2022 haftası İnsan Hakları Derneği (İHD) LGBTİ+ Komisyonu’ndan Destina Tokmak ile LGBTİ+ mahpusların yaşadıklarını konuşuldu.
Bültende aşağıda yer alan konulara yer verildi:
“Trans mahpus Buse, cinsiyet uyum sürecini hapishanenin revirinde tamamladı. Şimdi, kadın nüfus cüzdanını istiyor.”
“Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi avukatları ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin girişimleriyle Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen LGBTİ+ mahpus M.K yeniden intihar girişiminde bulundu. Talebi, tecritin bitmesi ve LGBTİ+ koğuşunda kalmak.”
Editör: Edanur Tanış / Katkı sağlayanlar: Elif Su Sara Balıkçı
“Kadın kimliği alabilmesi için Tekirdağ Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvuran Buse’nin avukatları Eren Keskin, Jiyan Tosun ve Jiyan Kaya, mahkemenin bir an önce karar vermesi gerektiğini söyledi.
“Şu anda Tekirdağ 2 No’lu cezaevindeyim. Çok zor durumdayım. Bazı eşyalarım burada kaybedildi. Metris Cezaevi’ndeyken oradaki revirde çok rahattım tedavim yapılıyordu, burada çok zorluk çekiyorum.
“Artık kadın olarak hayatıma devam edeceğim fakat erkeklerin kaldığı bir cezaevindeyim. Mahkemeden bir an önce yeni kimliğimi alabilmem için gerekli kararı çıkarmasını bekliyorum…”
“Bedenimdeki hapishaneden kurtulmam gerek” diyen Buse, yıllardır en temel haklarından biri olduğu halde mücadele verdiği cinsiyet uyum sürecinin sonuna geldi ancak bu defa başka bir sorunla karşı karşıya…
Buse’nin mücadelesi yıllar önce başladı. İlk olarak Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu ve mahkemeden cinsiyet uyum sürecinin başlaması için izni aldı.
Ancak, cezaevi idaresi, mahkeme dosyasına sunulan heyet raporunu yeterli bulmayıp cinsiyet uyum sürecinin devamı için “ruh sağlığı açısından zorunlu” ibaresine yer veren yeni bir rapor istedi.
Bunun üzerine Buse, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi ve “cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğu” tıbbi kanaatini içeren rapor verildi.
Rapor sonrası Buse, tekrar Adli Tıp’a sevk edildi ve Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu, Haziran 2018 tarihli raporunda Buse’nin “transseksüel yapıda” olduğunu ve “cinsiyet değişiminin ruh sağlığı açısından uygun olduğunu” belirtti.
Cezaevi revirinde cinsiyet uyum ameliyatı
Tam sonuna gelindi, Buse’nin trans uyum operasyonu sonuçlanacak derken, bu kez de Sağlık Bakanlığı bir engel çıkardı.
Ekonomik koşulları bir hayli zor olan Buse’nin ameliyat ücretini kendisi karşılaması halinde ameliyatın gerçekleşmesine izin verdi.
Bu gelişmelerin ardından dayanışma ile gerekli ekonomik sorunu çözen Buse, Ocak 2022’de Metris Cezaevi’ndeki revirde cinsiyet uyum ameliyatını oldu.
Başka bir mücadele alanı daha
Buse, yıllardır hayalini kurduğu bedenine kavuştu, fakat bu kez de onun için başka bir mücadele başladı. Buse artık bir an önce kadın nüfus cüzdanını alıp, kadın hapishanesine nakledilmek istiyor.
Bu nedenle Buse’nin avukatları Eren Keskin, Jiyan Tosun ve Jiyan Kaya’nın Tekirdağ Asliye Ceza Mahkemesi’nin yaptıkları “Buse’nin kadın nüfus cüzdanı alsın” başvurusunun sonuçlanması gerekiyor.
Sorunlarına dair avukatlarına mektup gönderen Buse de Metris Cezaevi’nden, erkek tutukluların kaldığı Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne sevk edildiğini açıkladı.
Mektubunda, Metris’te pansuman sürecinin daha sağlıklı ilerlediğini belirten Buse, şöyle seslendi:
“Revirden gazlı bez ve diğer hijyen ihtiyaçlarım için girişimde bulunuyorum. Umarım sonuç alınır yoksa enfeksiyon kapabilirim.
“Rehabilitasyondayken ameliyat olduğuma dair rapor mahkemeye gönderildi. Bu konuda sizden destek bekliyorum. Kadın kimliğime kavuşabilmem için mahkemenin bir önce karar vermesi bekliyorum.”
“Mahkeme acele karar vermeli”
İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin de Buse’nin taleplerine dair şunları söyledi:
“Buse ameliyatını oldu. Ameliyattan olduktan sonra bakım gerektiği için Metris’te durumu daha iyiydi. Kimliğini alabilmesi için açılan dava da devam ediyor. Çok ağır bir ameliyat oldu cinsiyet değişimi için biliyorsunuz.
“Şuanda Tekirdağ Cezaevi’ne ve kadın kimliğini alabilmesi için açtığımız dava sürüyor. Tek başına kalıyor. Bir an önce bu davanın sonuçlanmasını bekliyor ki bir an önce kadın cezaevine geçebilsin. Zaten zor bir ameliyat ve bu ameliyatı cezaevinde oldu.
“Bedenimdeki hapishaneden kurtulmak istiyorum diyordu hep. Çok hukuksuz yargılanmış ve ağırlaştırılmış müebbet cezası almış biri. O dönemin devlet güvenlik mahkemelerinde avukatsız yargılanmış bir kadın ve hiçbir zaman cezaevinden çıkmak önceliği olmadı. Önceliği hep kadın olmak kadın gibi yaşamak oldu.
“Biz de avukatları olarak bu sürecin takipçisiyiz, Buse’nin taleplerinin hukuki mücadelesini vereceğiz.” ”
“Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi avukatları ve CİSST’in girişimleriyle Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen LGBTİ+ mahpus M.K yeniden intihar girişiminde bulundu. Talebi tecritin bitmesi ve LGBTİ+ koğuşunda kalmak.
UYARI: Bu haber şiddet ve intihar iddiasına ilişkindir. Detaylara girilmese de yaşananlar aktarılmaktadır. İçerik daha önce şiddete, ayrımcılığa, nefrete uğrayan ya da şahit olan kişiler için o anları tetikleyebilir, travmatik etkiler yaratabilir. Böyle bir durumda size destek olabileceğini düşündüğünüz ruh sağlığı uzmanına ulaşabilir, şehrinizdeki LGBTİ oluşumu ile bağlantıya geçebilir veya destek için danisma@kaosgl.org’a mail atabilirsiniz.
Alanya L Tipi Cezaevi’nden, Nizip T Tipi Kapalı Cezaevi’ne oradan da Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen LGBTİ+ mahpus M.K yeniden intihar girişiminde bulundu.
Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen M.K., Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) yazdığı mektupta, Aksaray’da önce diğer LGBTİ+ mahpuslarla birlikte 2 gün koğuşta tutulduğunu ardından ‘kapasite yetersizliği’ dolayısıyla bu koğuşun tekli hücrelere dağıtılıp, kendisinin de tekli hücreye yerleştirildiğini anlattı.
M.K. mektubunda şöyle diyor: “Hâlâ yaşıyorum fakat bu uzun sürmez, benim bu infaz şekli içinde hayata tutunmam mümkün değil.”
Tecrit sürüyor, mektupların yollandığı şüpheli!
CİSST, M.K.’nın yolladığı 13 Temmuz tarihli mektupta yaşadığı sorunları şöyle özetliyor:
“LGBTİ+ mahpus M.K., Aksaray T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na geldikten sonra diğer LGBTİ+ mahpuslarla birlikte iki gün boyunca koğuşta tutulduğunu ardından kapasite yetersizliği dolayısıyla bu koğuşun tekli hücrelere dağıtılıp, kendisinin de bir tekli hücreye yerleştirildiğini belirtmiştir.
“Süreklileşen ve devam eden tekli tutulma/tecrit koşulları dolayısıyla mahpus Aksaray T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na geldikten sonra da tekrar jilet yutarak intihar girişiminde bulunduğunu belirtmiştir.
“13.07.2022 tarihinde yazdığı iki mektupta da gönderdiği faks ve mektupların çıkış yapmadığından şüphelendiğini belirtmiştir. 26.06.2022 tarihinde Aksaray T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda maruz kaldığı hak ihlallerini ayrıntılı olarak yazdığı bir mektubunun olduğunu, burada ‘ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü’ gibi cezasının infaz ettirildiğini belirttiğini aktarmıştır.”
Mahpus M.K. LGBTİ+ koğuşu olan bir kuruma sevkini istiyor
CİSST, “İddia edilen kurum koşullarının ve mahpusun hak ihlallerinin incelenmesi ve bu konudaki girişimlerinizin tarafımıza da bildirilmesini, mahpusun da talebi üzerine LGBTİ+ koğuşu olan bir kuruma sevkinin gerçekleştirilmesini” talep ediyor.
KaosGL.org’a konuşan, CİSST LGBTİ+ tematik alan temsilcisi Meriç Doğan, LGBTİ+ mahpusların bir belirsizlik rejimine tabii tutulduklarını, hapishaneler arası sevklerle yıldırılmaya çalışıldıklarını ve ‘kapasite yetersizliği’ söz konusu olduğunda ilk gözden çıkarılan tekli tecrite maruz bırakılan gruplar olarak karşımıza çıktığını söyledi.
Doğan, “CİSST’in yaptığı idari başvurular aracılığıyla, M.K.’nın mektuplarında idda ettiği kurum koşullarının ve mahpusun hak ihlallerinin incelenmesi ve bu konuda başvuru yapılan kurumların girişimlerinin mahpusa ve CİSST’e bildirilmesi talep edildi. Bundan sonraki süreçte M.K.’nın da talebi üzerine kendisinin LGBTİ+ koğuşu olan bir kuruma sevkinin gerçekleştirilmesi talep ediyoruz.” ”
KaosGL Haber Portalından Yunus Emre Demir’in yazdığı 28.05.2022 tarihli haberi sizlerle paylaşıyoruz :
“Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ile görüşeceğini söyledi
UYARI: Bu haber şiddet ve intihar iddiasına ilişkindir. Detaylara girilmese de yaşananlar aktarılmaktadır. İçerik daha önce şiddete, ayrımcılığa, nefrete uğrayan ya da şahit olan kişiler için o anları tetikleyebilir, travmatik etkiler yaratabilir. Böyle bir durumda size destek olabileceğini düşündüğünüz ruh sağlığı uzmanına ulaşabilir, şehrinizdeki LGBTİ oluşumu ile bağlantıya geçebilir veya destek için danisma@kaosgl.org’a mail atabilirsiniz.
Alanya L Tipi Cezaevi’nden, Nizip T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen LGBTİ+ mahpus M.K Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği – CİSST ve Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi’ne yazdığı mektuplarda yaşadıklarını anlattı.
M.K CİSST’e yazdığı mektupta şu ifadeleri kullandı:
“Her şeyden ve herkesten izole halde kalıyorum. Öyle bir infaz şekline maruz bırakıldım ki bu durum bu ülkede en adice, en canine suç işlemiş insanlara dahi reva görülmüyor. 8 yıldır sırf LGBT’yim diye birçok haksızlığa maruz kaldığım için 2 defa intihar ettim. Başarılı olamadım. Bu kurumda bu infaz şekli ile kalmaya devam edersem böyle yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.”
“LGBTİ+ mahpuslar kimliklerinde bulunan cinsiyet hanesine göre bir hapishaneye yerleştirilir, burada kuruma kabul sırasında ya da sonrasında kurum idaresine kimlikleriyle ilgili açıldıklarında genel popülasyondan ayrı bölümlere yerleştirilirler. Sözlü beyan sonrasında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine yönelik doktor raporu da almaları gerekmektedir.
“Genel popülasyondan ayrı tutulmak LGBTİ+ mahpuslar özelinde fiili tecrite sebep olmaktadır, bahsi geçen mahpusun durumunda da bunu görüyoruz. Dolayısıyla LGBTİ+ mahpuslar hapishane içinde asosyalliğe ve yalnızlığa mahkum edilmektedir.”
Doğan aynı zamanda LGBTİ+’lara yönelik hapishanede tutulma koşullarını da aktardı. Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde alınan bir karara vurgu yaptı:
“Genelde LGBTİ+’lara yönelik tutulma koşulları şu şekilde oluyor; eğer kurumda LGBTİ+ mahpuslara tahsis edilmiş bir koğuş varsa koğuşa alınıyorlar, yoksa tek başına tecrit ediliyorlar. Tekli tutulmaya sebep mahpusların güvenlikleri olarak gösterilmektedir, bu durumla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görülmüş ve başvuranın lehine karar verilmiş bir davadan söz etmek istiyorum.
“Bu davada, 2009 yılında eşcinsel bir mahpusun sekiz aydan fazla bir süre tecrit altında tutulmasına nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) işkence yasağını düzenleyen 3. maddesinin ve ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir. Dolayısıyla LGBTİ+ mahpusların çeşitli sebeplerle maruz bırakıldıkları fiili tecrit koşulları çeşitli şekillerde insan haklarını ihlal etmektedir.”
“Mahpusun fiziksel ve ruhsal sağlığının gözetilmesi, gerekli önlemlerin alınması şarttır”
Doğan son olarak, M.K’nın zorunlu sevkinin neden başka hiçbir LGBTİ+ mahpusun olmadığı bir hapishaneye yapıldığının sorgulanması gerektiğini, bu tip uygulamaların sürgün işlevi gördüğünü belirtti.
“Nizip T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulan LGBTİ+ mahpus, buraya “disiplin” nedeniyle gönderildiğini belirtmiş. Bu durumdan kurum disiplinini bozduğu iddiasıyla Nizip T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiğini anlamaktayız. Bu durum mahpusların Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 53. ve 55. maddelerinde belirtilmiştir.
“Özellikle Covid-19 süreci boyunca mahpusların kendi istekleriyle sevk talepleri durdurulmuş, mahpuslar ancak kanunda belirtilen “zorunlu” sebeplerle farklı hapishanelere gönderilmişlerdir. Bu süreçte bize ulaşan mahpus ve mahpus yakınlarının aktardığına göre güvenlik sebebiyle gerçekleştirilen sevklerin bazılarının “sürgün” işlevi gördüğü, hali hazırda sosyal bağları olan LGBTİ+ mahpus topluluklarını ayırıcı şekilde de kullanıldığı belirtilmiştir.
“Bu noktada Nizip T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulan LGBTİ+ mahpusun “zorunlu” sevkinin neden başka hiçbir LGBTİ+ mahpusun olmadığı kuruma yapıldığı, başka LGBTİ+ mahpusların ya da LGBTİ+ mahpuslara tahsis edilmiş koğuşların olduğu hapishanelere neden yapılmadığı sorulmalıdır. Mahpus, bu hapishaneye sevki, burada tutulma koşulları ve maruz kaldığı tecritten dolayı kendine zarar verme isteği olduğunu belirtmiştir, mahpusun fiziksel ve ruhsal sağlığının gözetilmesi, gerekli önlemlerin alınması şarttır.”
“Yaşadıklarımın tek sorumlusu bakanlık”
LGBTİ+ mahpus M.K, Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi’ne yazdığı mektupta ise şu ifadelere yer verdi:
“Ben LGBT bir bireyim. Bu kurumda benim dışımda başka bir LGBT bir insan olmadığı için kurumun en ücra köşesinde etrafında hiçbir insanın olmadığı bir hücrede kalıyorum. Siz de takdir edersiniz ki böyle bir infaz koşulunda bir insanın sağlıklı ve hayatta kalması mümkün değil.”
M.K aynı zamanda yaşadıklarının sorumlusu olarak bakanlığı işaret etti “Benim gibi LGBT mahkumların olduğu başka bir hapishaneye nakil talebim reddedildi. Bu şartlarda cezamı infaz etmem mümkün olmayacağından hayatımı sonlandırmak zorunda kalırsam bunun tek sorumlusu bakanlıktır. Hapishane yönetimiyle ilgili hiçbir şikayetim yoktur.”
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ile görüşeceğini söyledi
Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi’nden Av. Fatma Güner, Gaziantep Barosu’nun mektubun ardından harekete geçtiğini ve hem hapishane yönetimiyle hem de M.K. ile görüştüklerini söyledi. Baro aracılığıyla süreci takip ettiklerini belirten Güner, “yaşanılan ciddi bir hak ihlali. M.K’nın hayatını sonlandırma niyeti ciddi kaygı veriyor. Sürecin takipçisiyiz” dedi.
Güner aynı zamanda şunları söyledi: “Yapılan uygulamalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi işkence yasağının ihlalidir. Bu işlemlere karşı yargı yolunu tükettikten sonra Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e başvurabiliriz. Bu yönde ihlal kararları da mevcut. Bu yaşanılan ciddi bir hak ihlalidir. En temel hak olan yaşam hakkının ihlaline kadar gidecektir. Mahkumların yaşam hakkı devletin sorumluluğunda. Biz de dosyanın takipçisiyiz.”
Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği başkanı Erinç Sağkan’a da ulaşan Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi avukatları süreci anlatarak destek istediler. Sağkan, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ile görüşeceğini ve süreci takip edeceğini söyledi. ”