Yabancı Uyruklu LGBTİ Mahpuslar Açlık Grevinde

Maltepe Hapishanesinde kalan yabancı uyruklu LGBTİ mahpusların, Türkiyeli LGBTİ mahpuslardan ayırılarak başka bir bölüme götürülmesi üzerine yabancı uyruklu LGBTİ mahpuslar açlık grevine başladılar. Mahpusların yaşadıkları maduriyeti Ayça Söylemez aktardı.  Haberin tamamını sizlerle paylaşıyoruz.

Maltepe Hapishanesindeki Türkiye vatandaşı olmayan trans kadınlar aynı cezaevinde başka bir bölüme götürüldü. 21 LGBTİ mahpustan dördü Brezilya biri Azerbaycan vatandaşı olan beş trans kadın, arkadaşlarından ayrıldıkları ve “tecrit içerisinde tecrit yaşatıldıkları için” açlık grevine başladı.

8 Haziran’da Maltepe C 1 Nolu’dan, 3 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi B-9 koğuşuna alınan LGBTİ mahpuslar, kendilerine Türkiyeli arkadaşlarının yardım ettiğini, nakille tek başlarına bırakıldıklarını, maddi olarak hiçbir kazançlarının olmadığını, psikolojilerinin bozulduğunu yazdı.

Başka bölüme götürülen trans kadınlardan Brezilya vatandaşı Rafael Q. Alves de Sousa da 9 Haziran tarihli mektubunda, “dört yıldır LGBTİ mahpuslarla birlikte kaldıklarını, şimdi çok mağdur olduklarını” anlattı.

Türkiyelilerin kendilerine maddi ve manevi yardımda bulunduğunu yazan Sousa, arkadaşlarının yanına gidene dek açlık grevi yapacağını söyledi.

“Su alacak param yok”

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) yaşadıklarını anlatan, adının açıklanmasını istemeyen Azerbaycanlı trans kadın mahpus 17 Haziran tarihli mektubunda şunları yazdı:

“Ben burada hücredeyim, 30 yıl 6 ay cezam var. Benim cezam çok uzun, burada tek başıma kalamam. Çok mağdur durumdayım, bir kuruş param yok. Aynı koğuşta kalırken arkadaşlarım benim tüm ihtiyaçlarımı karşılıyordu, şimdi ise psikolojim çok bozuk. Burada küçücük bir yerdeyim.”

“Beni 1 Nolu’ya geri göndersinler. Adalet Bakanlığına yazdım ama cevap gelmedi, çok kötü durumdayım. 8 Haziran’dan beri açlık grevindeyim. Burası çok kötü, bana kötü bakıyorlar, benimle dalga geçiyorlar, bana hiç uygun değil. Eskiden her şeyi yiyordum şimdi burada su alacak bile param yok. Çeşme suyu içiyorum.”

Talepleri karşılanmayınca intihar girişiminde de bulunan mahpus, mektubunda eski koğuşundaki arkadaşlarının kendisini anladığını şimdi ise yalnız kaldığını belirtti.

“Dünyamız daha da küçüldü”

Türkiyeli trans kadın mahpus da CİSST’e şunları yazdı:

“21 mahkumduk, 16 kaldık. Zaten güvenlik gerekçesiyle tamamen izole yaşıyorduk. 21 kişi kendi aramızda dövüşüp barışıp bir dünya kurmuştuk. Şimdi dünyamız daha da küçüldü. Lütfen Bakanlığa anlatın, biz çok azız ve yalnızız, bizi daha fazla ayırıp yalnız bırakmasınlar. Onları tekrar bizim yanımıza versinler.”

İHD: Yalnızlaştırma, psikolojik işkence

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, trans kadın mahpuslarla ilgili 4 Temmuz’da basın açıklaması yaparak tecride son verilmesini istedi:

“Hiçbir hukuki gerekçesi olmayan bu durumu sürgün, yalnızlaştırma, tecrit ve psikolojik işkence olarak değerlendiriyoruz. Mektuplarında ekonomik olarak zor durumda olduklarını, arkadaşlarıyla aynı ortamda olunca dayanıştıklarını belirttiler.”

“Trans kadın mahpus, Azerbaycan konsolosluğunun kendisiyle ilgilenmediğini, mahkemede baronun gönderdiği avukatın mazeret bildirerek gelmediğini, savcının mütalaasına karşı savunmasını tek başına yaptığını, meşru müdafaa olmasına rağmen kasten insan öldürmekten 30 yıl 6 ay ceza aldığını yazdı. Tek istekleri Türkiyeli arkadaşlarının yanına geçmek.”

LGBTİ mahpuslar

CİSST’in son raporuna göre, Türkiye’deki hapishanelerde kaç LGBTİ mahpus bulunduğu meçhul, çünkü Bakanlık “özel hayatın gizliliği” diyerek rakamları açıklamıyor. Rapordan LGBTİ mahpuslarla ilgili bilgiler şöyle:

Türkiye hapishanelerinde kişiler nüfus cüzdanlarındaki cinsiyete göre yerleştiriliyor, yani cinsiyet geçiş ameliyatı geçirmemiş olan trans kadınlar erkek hapishanesinde, trans erkekler kadın hapishanesinde tutuluyor.

Gey veya biseksüel olduğunu söyleyen veya cinsel yönelimi duyulan gey mahpuslar, erkek hapishanesinde trans kadınların koğuşuna yerleştiriliyor veya hücrede kalıyor. Kadın hapishanesinde lezbiyen veya biseksüel olduğu “anlaşılan” kadınlar ise ayrı koğuşa alınabiliyor.

LGBTİ mahpuslar, özellikle erkek hapishanesinde tutulan trans kadınlar, erkek mahpuslardan zarar görebilecekleri gerekçesiyle ayrı oda veya koğuşlarda tutuluyorlar, atölye ve kurslara çıkartılmıyor, ortak alanları kullanamıyorlar. LGBTİ mahpus sayısının az olduğu yerlerde izolasyon daha da ağırlaşıyor.

06.07.2015

LGBTİ Mahpustan (Ankara Sincan Hapishanesi) Mektup – 06.07.2015

Hapishanelerde LGBTİ mahpusların hiçbir maddi olanaklarının olmaması nedeniyle  birçok ihtiyaçtan mahrum olduklarını anlattıkları mektupları okuyucularımızla paylaşmıştık. Güvenlik gerekçesi nedeniyle diğer mahpuslarla bir araya gelemeyen ve atölye hakkından yararlanamayan mahpuslar maddi sıkıntılar yaşamakta ve ihtiyaçlarını karşılayamamaktadırlar.

Ankara Sincan L Tipi Hapishanesi’nden yazan LGBTİ mahpus maddi olanaklarının olmaması nedeniyle giysi talebinde bulunuyor.

Mahpusa yardımcı olmak isteyenler doğrudan isteklerini kendisine yollayabilirler. Bu ihtiyaçları nasıl yollayabileceğinize dair bilgi almak için CİSST’in 0212 293 69 82 numaralı telefonunu arayabilirsiniz.

06.07.2015

CİSST 2014-2015 Raporu: Hapiste “Engelli, Yabancı, LGBTİ” Olmak

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden (CİSST) Zeynep Alpar’ın hazırladığı Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar 2014-2015 Raporu, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ofisinde sunuldu. Engelli, yabancı, LGBTİ mahpusların güncel durumlarının aktarıldığı toplantıyı Ayça Söylemez kaleme aldı. Haberin detaylarını sizlerle paylaşıyoruz.

“Türk, Sünni, erkek, heteroseksüel, yetişkin, genç, sağlıklı”

“Türkiye’de hapishaneye konulanların hepsinin ‘Türk, Sünni, erkek, heteroseksüel, yetişkin, genç, sağlıklı’ olduğu farz ediliyor. Aksi durumda Adalet Bakanlığı ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmiyor. Hapishaneler ‘standart’ insan için tasarlanıyor oysa her insan özel, her insan farklı ihtiyaçlara sahip.”

Zeynep Alpar, bu sözlerle başladığı sunumunda 2015 itibariyle Türkiye’deki hapishanelerde toplam 164 bin 461 mahpus olduğunu, yeni hapishanelerle kapasitenin artırılmaya çalışıldığını söyledi: “Hapishanelerin yapımı tamamlandığında, 2017’de 300 bin kişiyi hapsetmek ‘mümkün’ olacak.”

Ayrıca, şehirdışına kurulan hapishane kampüslerinin insanlıkdışı olduğunu da ekledi.

“Çıplak arama” yerine teknoloji

Raporun ilk bölümünde hapishanelerle ilgili sorunlara şöyle değiniliyor:

“Çıplak arama, ceza infaz sistemine dair en yaygın rahatsızlık konularından biri. Söz konusu uygulamanın dünyanın birçok ülkesinde yapılıyor olması bunu haklı kılmıyor.”

“Havaalanları da güvenlik konusunda yüksek risk taşıyan, güvenlik zafiyetinin uçak kaçırmalara, hatta 11 Eylül gibi facialara neden olabileceği yerler. Ama buralarda rutin bir çıplak arama uygulaması yok. Kendinde 300 bin kişiyi hapsetme gücünü gören bir devletin, hapishanede kendi mutlak kontrolü altında tuttuğu insanları çıplak aramaya, ‘oyuk aramasına’ tabi kılmak yerine hava limanlarındaki teknolojiden faydalanması beklenir.”

Kampüse para var, tuvalet kağıdına yok

“Türkiye hapishanelerinde, içme suyu, ped, tuvalet kağıdı, sabun, deterjan gibi, temel sağlık ve hijyen için elzem olanlar da dâhil tüm sarf malzemeleri parayla satılıyor. Ailelerinden uzaktaki yabancılar ve yakınları tarafından dışlanma riski altında olan LGBTİ’ler gibi özel ihtiyaç sahipleri de dâhil olmak üzere, dışarıdan para gönderilemeyen pek çok mahpus için bu çok ciddi bir sorun.”

“2014 yılında yeni hapishanelerin inşasına 590 milyon 104 bin 673 TL  harcayan Adalet Bakanlığı’nın hapishanelerde tuvalet kâğıdı bulundurmaktan aciz olması akıl almaz bir durum.”

“Birçok ülkede insanlara hapishaneye girişlerinden itibaren düzenli olarak zarf ve posta pulu veriliyor / ücretsiz haberleşme imkânı sağlanıyorken,  Türkiye’de hapis cezası alan pek çok insan yoksulluğa da mahkûm ediliyor. Bu, mahpusların son derece ucuza çalıştırılmasını da kolaylaştırıyor.”

Engelli mahpuslar

Adalet Bakanlığı’nın engellilere ilişkin istatistik verileri, esas olarak ortopedik, görme, işitme, konuşma ve zihinsel engellileri kapsıyor. Oysa beden fonksiyonlarını etkileyen kalp damar hastalıkları, organ yetmezlikleri, kanser, metabolik rahatsızlıklar, HIV gibi pek çok rahatsızlık, engellilik hâli oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların ve Türkiye’deki engelli derneklerinin kullandığı “aklî engel” kriterleri, sadece öğrenme bozuklukları gibi “zihinsel engelleri” değil, şizofreni, bipolar bozukluk gibi “psikososyal engellilik” hallerini de kapsıyor.

Adalet Bakanlığı ise hapishanelerin yaşam alanlarının engelliliğe uygun olup olmadığına dair sorumuza “Ülkemiz genelinde 360 ceza infaz kurumu bulunmaktadır. Bu kurumlar çok katlı olmadığından, engellilerin yaşam şartlarına mani bir durum bulunmamaktadır” cevabını verdi. Bakanlığın, engelli mahpusların özel ihtiyaçlarını anlayabilmek, takip edebilmek ve karşılayabilmek için bu alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle sistemli çalışma yürütmesi gerekiyor.

“Çeşitli hapishanelerde, çalışmak isteyen zihinsel engelli bir mahpusun önce kurs görüp sonra atölyede çalışmaya başlaması, ziyaret ettiğimiz bir hapishanede işaret dili bilen iki personelin bulunması, görme engelli mahpus için kütüphanede kitapların sesli olarak kaydedilmesi ve aynı işlemin görme engelli yabancı mahpusların da gelebileceği düşünülerek yabancı dillerde de yapılacağının belirtilmesi gibi, aslında norm olması gereken olumlu adımlarla da karşılaşıyoruz.”

Yabancı mahpuslar

Adalet Bakanlığı’nın CİSST’in bilgi edinme başvurusuna verdiği cevaba göre, 2014’te Türkiye’de 2 bin 222 yabancı mahpus vardı.

2015 için bu sayıyı öğrenemedik çünkü 29 Nisan 2015 tarihli bilgi edinme talebimiz, “yabancı mahpus sayısının verilmesi özel bir çalışma, araştırma ve inceleme gerektirdiğinden” reddedildi.

Türkiye’deki yabancı mahpuslar, dil sorununu ve yakınlarından uzakta olmaktan kaynaklanan maddi-manevi sıkıntıları daha yoğun olarak yaşıyor.

Türkiye’deki yabancı mahpusların sorunları tutuklanma aşamasından başlıyor. Yabancı mahpuslar gözaltına alınırken ve haklarında tutuklama kararı verilirken yabancı dil bilen görevlilere çoğu zaman ulaşamıyorlar. Mahpuslardan kendileri için getirilen tercümanın da Türkçe bilmediği, baro tarafında atanan avukatla dil sorunu nedeniyle iletişim kuramadıkları şeklinde şikâyetler alıyoruz.

Yabancı mahpuslarla hapishanede ilgilenen personelin büyük bölümü, onların dilini veya İngilizceyi bilmediği için anlaşmakta ciddi sıkıntı çekiliyor. En büyük sorun sağlık alanında yaşanıyor, çünkü revirlerde genellikle dil bilen personel yok.

“İtalya Padova’da, yabancıların hapishane nüfusunun yarısını oluşturduğu Due Palazzi Hapishanesi’nde, ziyaret alanında skype odaları bulunuyor ve bütün mahpuslar bu imkândan faydalanabiliyorlar. Bu esnada infaz koruma memurlarının gözetimi altındalar, ama konuşmaları dinlenmiyor, izlenmiyor, kaydedilmiyor.”

LGBTİ mahpuslar

Türkiye’deki hapishanelerde kaç LGBTİ mahpus bulunduğu meçhul.

Bakanlığın 2013’te verdiği 79, 81, Mayıs 2014’te verdiği 95 gibi sayılar var, ancak güncel sayıları öğrenmek için 23 Mart 2015’te bilgi edinme hakkı kanunu kapsamında Türkiye hapishanelerinde kaç lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel ve interseks birey bulunduğunu ve bunların hangi hapishanelerde tutulduğunu sorduğumuzda, “özel hayatın gizliliği” ilkesine göre sorumuza cevap verilmesi uygun görülmedi. Oysa kişilerin tek tek cinsel yönelimleri sorulmamıştı, özel değil genel olan istatistiki veri sorulmuştu.

Türkiye hapishanelerinde kişiler nüfus cüzdanlarındaki cinsiyete göre yerleştiriliyor, yani cinsiyet geçiş ameliyatı geçirmemiş olan trans kadınlar erkek hapishanesinde, trans erkekler kadın hapishanesinde tutuluyor.

Gey veya biseksüel olduğunu söyleyen veya cinsel yönelimi duyulan gey mahpusların erkek hapishanesinde trans kadınların koğuşuna yerleştirildiğini veya hücrede kaldığını, kadın hapishanesinde lezbiyen veya biseksüel olduğu “anlaşılan” kadınlarınsa, koğuş arkadaşıyla ilişkisi olduğu düşünüldüğünde ayrı koğuşlara alındıklarını biliyoruz.

LGBTİ mahpuslar, özellikle erkek hapishanesinde tutulan trans kadınlar, erkek mahpuslardan zarar görebilecekleri gerekçesiyle ayrı oda veya koğuşlarda tutuluyorlar, atölye ve kurslara çıkartılmıyor, ortak alanları kullanamıyorlar. Bu, tecrit ve ayrımcılık demek. LGBTİ mahpus sayısının az olduğu yerlerde izolasyon daha da ağırlaşıyor.

“Hapishanede LGBTİ hakları adına bizce doğru olan bir adım, Brezilya’nın Rio Eyaleti’nde yeni başlayan uygulamadaki gibi, trans mahpuslara kadın hapishanesinde mi yoksa erkek hapishanesinde mi kalmak istediklerinin sorulmasıdır.  ABD’nin New York Eyaleti’nde ise, ‘trans mahpusların şiddet, tecavüz ve aşağılamadan korunması için atılan tarihi bir adımla,’ Rikers Island Hapishanesi’nde yeni bir konut birimi açılacak.” (AS)

06.07.2015

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑