“Kadınlar, kız çocukları, trans bireyler regl yoksulluğuyla mücadele ediyor!”

Fotoğraf Kaynağı : İzgazete


Cengiz Aldemir’in İzgazete’deki 28.02.2021 tarihli haberini sizlerle paylaşıyoruz:

Türkiye’de en çok mevsimlik tarım işçileri, mülteciler, yoksul kesimlerinde yaşayan kadın, kız çocukları, cinsiyet kimliğinden dolayı ayrımcılıklara maruz kalan ve regl olmaya devam eden trans bireyler ile kadın mahpusların regl yoksulluğu ile mücadele ettiğini vurgulayan Kemalbay, ücretsiz olarak dağıtan ülkeleri örnek göstererek Türkiye’de de bedava olmasını önerdi.

ANKARA – Pandemi sürecinin özellikle ülkenin dezavantajlı gruplarında yarattığı eşitsizlikler çerçevesinde kadın yoksulluğunun derinleştiğini ve daha da artacağını belirten HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, sosyal devlet ilkesi ve sağlık hakkının korunması amacıyla hijyenik ped ve tampon gibi ürünlere okullarda, yurtlarda, sığınmacı kamplarında, tarım işçilerinin barınma alanlarında, cezaevlerindeki kadın, kız çocukları ve regl olmaya devam eden trans bireylerin ücretsiz erişiminin sağlanması için yasal düzenleme yapılarak bütçeden pay ayrılmasını istedi.

YOKSULLUK EN ÇOK KADINLARI ETKİLEDİ

Bir yıldır süren Covid-19 pandemisinin yoksulluğu arttırdığını, bu süreçten en fazla kadınların etkilendiğini belirten Kemalbay, Birleşmiş Milletlerin Covid-19 Küresel Toplumsal Cinsiyet Müdahalesi İzleme Aracı verilerinde, dünya devletlerinin çoğunun kadınları ve kız çocuklarını Covid-19 krizinin neden olduğu ekonomik ve sosyal etkilerden korumak için yeterince tedbir almadığı bilgisini paylaştı.

Açıklanan raporlar ve yaşanan Covid-19 pandemisi nedeniyle derinleşen yoksulluk ve ekonomik kriz göz önüne alındığında kadın yoksulluğunun Türkiye’de de artarak devam ettiğini belirten Kemalbay, “Kadınların yoksulluğunu bir tezahürü de ise pandemi sürecinde artan işsizlik ve gelir düşüşleri sebebiyle kadınların, kız çocuklarının ve trans bireylerin alım güçlerinin yetmemesi nedeniyle regl oldukları zaman kullanmaları gereken hijyenik ürünlere erişememelerinden kaynaklı regl yoksulluğudur.  Menstrüasyonun bu evresinde kullanmak zorunda oldukları temel hijyen ürünlerine fiyatlarının yüksekliği nedeniyle hijyenik pede ulaşmakta daha da zorluk çekmeleridir” dedi. 

HİJYENİK PED’İN ÜCRETSİZ OLDUĞU ÜLKELER VAR

Dünya ülkelerinde yapılan uygulamalara dikkat çeken Kemalbay, 2018 yılında okullarda ve üniversitelerde ücretsiz hijyenik ürünler sağlayan, geçen yıl içerisinde hijyen ürünlerini ücretsiz hale getiren dünyada ilk ülkenin İskoçya olduğunu, Yeni Zellanda’da 2021 yılında hayata geçirilmesi planlanan program kapsamında ilk olarak yardıma en çok ihtiyaç duyulan bölge olarak belirlediği Waikado’daki 15 okula ücretsiz hijyenik ped sağlama kararı alan ülke örneklerini paylaştı. 

HİJYENİK PED KIZ ÇOCUKLARININ SOSYAL YAŞAMINI ETKİLİYOR

Türkiye’de en çok mevsimlik tarım işçileri, mülteciler, büyük kentlerin yoksul kesimlerinde yaşayan kadın, kız çocukları, cinsiyet kimliğinden dolayı çeşitli ayrımcılıklara maruz kalan ve regl olmaya devam eden  trans bireyler ile kadın mahpusların regl yoksulluğu ile mücadele ettiğini vurgulayan Kemalbay,“Hijyenik bir ped firmasının 2020 yılında  özel bir  araştırma şirketi ile Türkiye genelinde ortaokul ve lise öğretmenleriyle gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre; her 10 kız öğrenciden birisinin, ailesinin ekonomik durumları nedeniyle hijyenik pede ulaşamadıkları ve bu yüzden okula devam edemedikleri, hijyenik pede ulaşamadıkları için hijyenik olmayan alternatiflere yönelen kız öğrencilerinin, özgüven düşüklüğü nedeniyle okullarının yanı sıra arkadaşlarından ve sosyal çevrelerinden uzak kaldıkları tespitinde bulunmuştur” ifadelerini kullandı.

MESTURAL ÜRÜNLER ÜCRETSİZ OLSUN

Konuyla ilgili, “Konuşmamız Gerek Girişimi” nin özellikle sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı olan tarım işçileri, mülteciler gibi gruplar için hijyenik ped gibi menstrual ürünlerin lüks ve erişilemez olduğu, bu ürünlere erişemeyen pek çok kadın ve kız çocuğunun paçavra, gazete, yaprak kullanmaları sonucu enfeksiyonlar ve ciddi sağlık sorunları yaşadıkları tespitlerini de paylaşan Kemalbay, Anayasa’da ikinci kuşak haklar arasında saydığı sağlık hakkının pozitif statüde bir hak olduğunu anımsatarak, “ Vermiş olduğum teklifle; sosyal devlet ilkesi ve sağlık hakkının korunması amacıyla hijyenik ped ve tampon gibi ürünlere özellikle okullarda, yurtlarda, sığınmacı kamplarında, tarım işçilerinin barınma alanlarında ve cezaevlerinde bulunan kadınların, kız çocuklarının ve regl olmaya devam eden trans bireylerin ücretsiz erişimlerinin sağlanması amacıyla her yıl bütçe kanunlarında yer alacak yasal bir düzenleme önerilmektedir.”

İZGAZETE 28/02/2021

Blogumuzda yer alan haberler CİSST yayın ilkeleriyle ve CİSST terminolojisiyle örtüşmek zorunluluğu taşımamaktadır.

“Meryem Ana’nın Halesi Yargıda”

politico.eu’nun haberini sizlerle paylaşıyoruz:

VARŞOVA – Üç Polonyalı kadın, Polonya’nın en kutsal Meryem Ana ikonunun gökkuşağı halesiyle posterlerini yaparak dini duygularını incitmekten yargılanıyor. Suçlu bulundukları takdirde iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaklar.

13 Ocak Çarşamba günü başlayan dava, hem dini duyguları koruyan tartışmalı yasayı, hem de Polonya’da LGBTQ hakları konusunu tekrar gündeme getirmesi nedeniyle uluslararası düzeyde dikkat çekiyor.

Nisan 2019’da, üç kadın, Elżbieta Podleśna, Anna Prus ve Joanna Gzyra-Iskandar Podleśna, Varşova’nın 110 kilometre kuzeybatısındaki Płock’ta bir kilisenin yaptığı geleneksel Paskalya sergisini protesto etmek için afişler astı. Sergi, inananların savaşması gereken günahları listeliyordu – “açgözlülük”, “nefret” veya “kıskançlık” gibi geleneksel günahların yanı sıra “LGBT” ve “cinsiyet” (gender) gibi kelimeler de yer alıyordu.

Yargılanan 3 kadın arasında yer alan Podleśna mahkemeye dindar ve inanan biri olduğunu, “anne ve çocuk sevgisinin evrensel sembolü” olan Mary’yi kullanan protestoya yönelik hiçbir uygunsuz taraf görmediğini ekledi. Ayrıca “Eylemimizin öncelikli nedeni homofobik ve incitici sergiydi,” de dedi.

Prus, “Gördüğüm şey nefret, aşağılama ve saldırganlıktı” dedi. Daha önce protestolar için basılmış olan üç çıkartmanın amacının kilisenin iki yüzlülüğüne dikkat çekmek olduğunu söyledi. Kiliseyi içeride yaşanan pedofili skandallarını görmezden gelip LGBTQ insanlara saldırmasıyla eleştirdi.

Kadınlar, nefret gösterisi olarak gördüklerini protesto etmek için, Płock kilisesinin etrafına Siyah Madonna’nın1 bir tasvirini içeren ancak Mary ve İsa’nın LGBTQ gökkuşağı haleleri taşıyan çıkartmaları yerleştirdiler.

Podleśna tutuklandı ve apartmanı arandı, Helsinki İnsan Hakları Vakfı konuya yönelik polis eyleminin “kasıtlı olarak bir baskı biçimi olarak kullanıldığı” yorumunda bulundu.

Tutuklama, siyasi desteğini güçlendirmenin bir yolu olarak LGBTQ kişilere yönelik sözlü saldırıları başlatan Polonya’nın iktidardaki milliyetçi Hukuk ve Adalet (PiS) partisi tarafından kutlandı.

O zamanlar ülkenin içişleri bakanı ve şimdi bir milletvekili olan Joachim Brudziński olaylar hakkında tweet attı: “Polonyalılar için yüzyıllardır kutsal olan Tanrı’nın Annesi imajına saygısızlık ettiğinden şüphelenilen bir kişinin etkili bir şekilde tespit edilmesi ve tutuklanması için [Polonya polisine] teşekkür ederim. Hiçbir özgürlük ve “hoşgörü” hikayesi, KİMSEYE inanların duygularını kırma hakkı vermez. “

Parti ve güçlü Roma Katolik Kilisesi’nin bir parçası olan destekçileri, LGBTQ haklarını Polonya ulusuna ve geleneksel değerlerine yönelik bir tehdit olarak tanımladı. Başpiskopos Marek Jędraszewski, 2019’da verdiği bir vaazda Polonya’nın “gökkuşağı salgını” nedeniyle tehlike altında olduğu konusunda uyardı.

Başkan Andrzej Duda geçen yıl bir seçim mitinginde “LGBT ideolojisinin” “komünizmden daha tehlikeli” olduğunu söyledi. Polonya’daki bazı şehirler de kendilerini LGBT ideolojisinden arınmış bölgeler olarak ilan etti ve bu da diğer Avrupa ülkelerinin tepkisine yol açtı.

Polonya, Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Derneği tarafından AB’deki en gey karşıtı ülke seçildi.

Çarşamba günkü duruşma adliye binası önünde, “Laik Polonya, Katolik değil!” ve “Gökkuşağı aşağılayıcı değildir!” gibi sloganlar atan küçük bir grup protestocu tarafından bölündü.

Mahkeme, 17 Şubat’a kadar ara vermeden önce ilk görgü tanıklarını dinledi. Bunlardan biri, inananlar için gökkuşağı bayrağını “kirli” olarak nitelendiren Paskalya süslemesini yapan kiliseden bir rahip. Diğeri, üç kadına eşcinselliğin büyük bir günah olduğunun farkında olup olmadıklarını soran tanınmış bir dini aktivist olan Kaja Godek.

Bir insan hakları avukatı olan Zuzanna Warso konuya dair; “Dava, Polonya hukukunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından hazırlanan Avrupa ifade özgürlüğü standartlarıyla uyumsuzluğunu gösteriyor. İnsan haklarının korunması, kabul edilebilir ve geleneksel iletişimle sınırlı değildir. Ayrıca, “inciten, sarsan veya rahatsız eden” belirli konuların altını çizmek ya da onlar hakkında farkındalık yaratmak adına yapılan konuşmaları da kapsar. ” dedi.

Duruşma, Polonya hükümetinin demokraside geri adım attığına dair endişelerin olduğu Brüksel’deki tansiyonu arttıracak.

Alman Yeşil Parlamento Üyesi Terry Reintke konuya dair : “Bu resmi gösterdiğinizi ve ardından ‘dini duyguları kırmaktan’ 2 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunuzu hayal edin. Inanılmaz? Bu şu anda oluyor – hem de AB’nin ortasında ” diye tweet attı.

  1. Częstochowa’daki Jasna Góra manastırında, Polonya’nın en önemli hac bölgesinden Meryem Ana’nın ünlü bir tasviri

Haberi Çeviren : Meriç G. Doğan

Haberin ingilizce kaynağı: https://www.politico.eu/article/poland-virgin-mary-religious-feelings-law-lgbtq-rights/

“İkincil cezalandırma bir insan hakları ihlalidir.”

KADAV – Kadınlarla Dayanışma Vakfı‘nın yolu bir dönem hapishaneden geçmiş kadın ve LGBTİ+ların hapishane ve tahliye sonrası süreçte yaşadıkları ayrımcılıklara dair hazırladığı içeriği sizlerle paylaşıyoruz:

 

Hayatın her alanında toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıkla karşı karşıya kalan kadınlar ve LGBTİ+lar hapishane süreçlerinde ve tahliye sonrası süreçlerde bu ayrımcılığı daha şiddetli yaşıyor. Bir dönem yolu hapishaneden geçmiş kadınlar ve LGBTİ+lar tahliye sonrası toplum tarafından çoğunlukla ciddi bir ötekileştirme, yalnızlaştırma ve etiketlenmeyle karşı karşıya kalıyor. Mahpushane deneyimi yaşamış kadın ve LGBTİ+lar yaşadıkları zorlukları anlatıyor:

“Dışarısı çok zorlu, yalnızsın. Çünkü hem ailen ve çevren bıraktığın gibi değil hem de bir iş imkanından mahrumsun”

“En azından erkek olsaydım inşaatta çalışırdım, kadın olmak ve eski mahpus olmak işleri daha da zorlaştırıyor.”

“Şiddetin en kötüsü kimliğini saklayarak var olmak.”

“Bedenim de ruhum da kadın ama erkeklerle kaldım. Maruz kaldığım cinsel ve psikolojik şiddetin keşke herhangi bir cümleyle tarifi olsaydı.”

“Dışarıda olduğuna sevinemiyorsun çünkü iş yerleri seni potansiyel ‘suçlu’ kabul ederek yaşama şansı tanımıyor.”

“Hak odaklı çalışma alanlarına yaptığım iş başvurularında bile hapishane geçmişimin olumsuz olarak karşıma çıkması umutsuzluğumu daha da arttırdı.”

Eski mahpuslar için bir dönemini hapishanede geçirmiş olmaktan daha kötüsü belki de toplum tarafından yaşatılan bu ikincil cezalandırma halidir. İkincil cezalandırma bir insan hakları ihlalidir. Kişilerin bundan korunması ve yeniden güçlendirilmesi en başta devletin sorumluluğudur. Hapishane deneyiminin yarattığı travmaların farkında olarak eski mahpus kadın ve LGBTİ+ların tahliye sonrası ömür boyu cezalandırılmalarına son verelim.

Mahpusların Temizlik Maddelerine Erişimleri

Hapishanelerdeki tutulma koşullarına dayalı olarak ortaya çıkan hak ihlalleri pandemi döneminde gittikçe artmaktadır. Ceza sistemi içerisinde yeni bir ceza mekanizmasının işlendiği hapishanelerde mahpusların her insanın sahip olduğu en temel haklardan mahrum bırakılması ya da bu hakların elinden alınması sonucu yaşadığı hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için insan haklarının önemi dikkate alınarak düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir. Duruma LGBTİ+ mahpuslar açısından bakıldığında, mahpusların hem ekonomik yetersizlikleri bulunmakta hem de maruz kaldıkları tecrit koşullarından dolayı çalışma hakları ellerinden alınmaktadır, dolayısıyla mahpuslar temizlik ve kişisel hijyen malzemelerine düzenli olarak ulaşamamaktadır. Tutulma koşulları dolayısıyla da uyuz gibi bulaşıcı hastalıklara maruz kalmaları söz konusudur. Hapishanelerin fiziki koşullarının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Var olan fiziki koşullara mahpusların infaz süresince eriştiği imkanların kısıtlılığı da eklenince
mahpuslar kendi olanakları doğrultusunda hijyen şartlarını sağlamak durumunda kalmaktadır. Yaşadığımız pandemi sürecinde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Covid-19 ile mücadele önlemleri arasında sıraladığı “Tüm tutuklu ve hükümlülere yeteri kadar ücretsiz temizlik ve hijyen malzemesi dağıtılması” maddesi de bu ihtiyacın bir göstergesidir. Olası hastalıkları ya da salgınları önlemek amaçlı ekonomik durumları da göz önünde bulundurularak mahpusların kişisel hijyenlerini düzenli yapmaları için hapishane idaresi tarafından herhangi bir ayrım gözetmeksizin tüm mahpusların kişisel hijyen ve temizlik malzemelerine erişimleri
sağlanmalıdır. Bu erişim kapsamının belirlenmesi, idareler tarafından eşitlik ilkesine göre yerine getirilmesi ve mahpuslar tarafından talep edilebilmesi için ise infaz mevzuatına geçirilmesi gerekmektedir. Mahpusların temizliğini sağlamak için Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kurallarının (Nelson Mandela Kuralları, 2015) 18. Maddesinde “Mahpusların kendilerini temiz tutmaları zorunludur ve bu amaçla kendilerine sağlıkları ve temizlikleri için gerekli su ve tuvalet malzemesi sağlanır ve mahpusların özsaygılarına uygun bir dış görünümü sürdürebilmeleri amacıyla, saç ve sakalların uygun şekilde bakımı için gerekli, araçlar sağlanır ve erkekler düzenli tıraş olabilmelidir.” yer almaktadır. Bu doğrultuda su, tuvalet ve öz bakımlarını sağlamaları için gerekli malzemelerin hapishane idaresi tarafından sağlanması gerekmektedir.


Covid-19 ile birlikte öz bakımın yapılması için gerekli temizlik malzemelerine ne kadar ihtiyaç
duyulduğu görülmüştür. Buna benzer süreçler dikkate alınarak:

  • Günlük hayatta mahpusların hijyenik şartlara ulaşması için koşullar sağlanmalı, gerekli durumlarda hijyen bilinci ve sağlık hakkına ilişkin hapishane idareleri tarafından mahpuslar bilgilendirilmelidir.
  • Olağanüstü önlemlerin alınması gereken salgın durumlarında mahpuslara gerekli bilgilendirmeler yapılarak süreçten ve risklerden haberdar olmaları sağlanmalıdır.
  • Temizlik kitlerinin mahpuslara ücretsiz sağlanmasının eşit ve sürdürülebilir kılınması için gerekli düzenlemeler ilgili mevzuata işlenmelidir.
  • Temizlik kitlerinin ücretsiz ve eşit temininin garanti altına alınması için Ceza İnfaz
  • Kurumlarında Bulundurulacak Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in “Temizlik” başlığını taşıyan on üçüncü maddesine; “Her mahpusa her ay düzenli olarak bireysel hijyenleri için 160 gr banyo sabunu, 1200 ml sıvı el sabunu, 200 ml şampuan, 20 adet hijyenik ped, 100 ml tıraş sabunu/köpüğü, 2 adet tıraş bıçağı ve 270 gr çamaşır deterjanı, ağız ve diş temizliği için 33 ml diş macunu ve yılda 4 adet diş fırçası, bulunduğu ortamın temizliği için 90 gr çamaşır suyu ve zemin temizliği için 450 gr genel temizlik maddesi, anneleri ile birlikte kalan çocuklar için ayrıca 180 adet çocuk bezi hapishane idaresi tarafından ücretsiz olarak temin edilir. Bu sınırları aşan ihtiyaçların temini, mahpus tarafından kurum kantininden satın almak kaydıyla bulundurabilir.” düzenlenmesi eklenmelidir.
  • Sağlanan bu malzemeler aylık periyotlarla mahpuslara ücretsiz dağıtılmalıdır.


Organize eden kurumlar:
Türk Tabipleri Birliği
İstanbul Tabip Odası
Diyarbakır Tabip Odası
Ankara Tabip Odası
Türkiye İnsan Hakları Vakfı
Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkez
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul Şubeleri
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği
İstanbul Diş Hekimleri Odası
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Hak İnisiyatifi
Çağdaş Hukukçular Derneği
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği


İmzacılar:
Uçan Süpürge Derneği
Türkiye Sakatlar Derneği Genel Merkez
Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği
Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği
Şugarmekanlar
Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği
Mersin Lgbt 7 Renk Derneği
LISTAG (LGBTI+ Aileleri ve Yakınları Dernegi
Lambdaistanbul Lgbti+ Dayanışma Derneği
Kocaeli LGBTİ+ İnisiyatifi
KAZETE
Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği
KAOS GL
Kadınlarla Dayanışma Vakfı
İstanbul Feminist Enstitü
İnsan Hakları Gündemi Derneği
HEVİ LGBTİ+
Görülmüştür
Genç LGBTİ+ Derneği
Filmmor
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği
Dışarda Deli Dalgalar

“LGBTİ+ mahpuslar hapishanelerde şiddet, ayrımcılık ve cinsel tacize en çok maruz kalan gruplardan”

CİSST olarak Hollanda Büyükelçiliği’nin fon desteği ile yürüttüğümüz hazırladığımız “İzleme, Raporlama ve Savunuculuk Faaliyetlerinin Niteliğinin Arttırılması Projesi” kapsamında Türkiye hapishanelerininve özel ihtiyacı olan mahpusların durumunu anlattığımız “CİSST 2019 Yıllık Raporu”nu yayınladık. LGBTİ+ mahpusların durumunu da anlattığımız raporumuzu bu linkten okuyabilirsiniz: http://cisst.org.tr/…/ceza-infaz-sisteminde-sivil…

Kaos GL’nin CİSST 2019 Yıllık raporu üzerine hazırladığı haberi aşağıda paylaşıyoruz:

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği 2019 yılında hapishanelerin genel durumunu ve yaşanılan ihlalleri raporlaştırdı.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), 2019 yılında hapishanelerin genel durumunu ve yaşanılan ihlalleri raporlaştırdı. CİSST’in online erişime de açtığı yıllık raporda, LGBTİ+ mahpusların karşılaştıkları ayrımcılık, transfobik ve homofobik tutumlar da yerini aldı.

Derneğin raporunda LGBTİ+ mahpusların hapishanelerin genel yapısı sebebiyle, kaçınılmaz olarak ihtiyaçlarına erişmekte güçlük çektiğine dikkat çekiliyor. Raporda LGBTİ+ mahpusların genel durumu, öne çıkan sorunları ve çözüm önerileri yer alıyor.

“LGBTİ+ mahpuslar hapishanelerde şiddet, ayrımcılık, aşağılanma ve cinsel tacize en çok maruz kalan gruplardan biridir. Ulusal mevzuatta LGBTİ+ mahpusların ihtiyaçlarına yönelik bir politika bulunmamasının yanı sıra, idari personel, ceza infaz memurları ve sosyal çalışmacıların eğitimine yönelik programlar da, LGBTİ+ bireylerle çalışma konusunda yetersizdir. LGBTİ+ mahpusların yaşadıkları hak ihlallerine veya saldırılara yönelik başvurularının, homofobik, transfobik tutumlar, kökleşmiş olumsuz önyargılar sebebiyle sonuçsuz kaldığı söylenebilir” diyen rapora buradan ulaşabilirsiniz.

11.11.2020

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑