“Trans Kadın Mahpus Buse ile Dayanışma Çağrısı!”
Kaos GL’nin haberini sizlerle paylaşıyoruz.
Trans kadın mahpus Buse, cinsiyet geçiş operasyonunun yapılması talebiyle 29 gündür “ölüm orucunda”. Buse için bugün sosyal medya kampanyası yapılacak. Avukatları ve aktivistler ise 5 Temmuz’da basın toplantısı düzenliyor.
.jpeg)
Fotoğraf: İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, 2018, Ciwan Veysel
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Erkek Cezaevi’ndeki trans kadın mahpuslardan Buse’nin, sağlık hakkına erişim için başlattığı “ölüm orucu” 29. gününde.
Sosyal medya çağrısı
Cinsiyet geçiş operasyonu yapılmadığı için “ölüm orucuna” başlayan Buse’nin taleplerinin kabul edilmesi amacıyla bu akşam sosyal medya kampanyası yapılacak. Saat 21.00’de #BuseyleDayanışmaya hashtagiyle yapılacak kampanya ile Buse’nin taleplerinin hayata geçirilmesi için kamuoyu yaratılması hedefleniyor.
Basın toplantısı yapılacak
Öte yandan, 5 Temmuz Perşembe saat 12.00’de İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Buse’nin avukatları ve süreci takip eden aktivistler bir basın toplantısı düzenleyecek. Toplantıda son süreç ve Adalet Bakanlığı’nın, doktor raporuna rağmen, Buse’nin yasal hakkı olan cinsiyet geçiş operasyonu olmasını, “operasyonun hayati önem taşımadığı” iddiası ile engellemesi aktarılacak.
Buse ne talep ediyor?
Buse 22 yaşında cezaevine girdi. Şu anda 45 yaşında. Hakkında müebbet hapis cezası kararı var. 20 yıla yakın bir süre daha cezaevinde kalacak. Diren Coşkun’un Tekirdağ F Tipi Kapalı Erkek Cezaevi’ne sevkinden önce uzun yıllar tek başına tecrit koşullarında tutuldu.
Kadınlarla Dayanışma Vakfı’ndan Derya Özata, Buse’nin yaşadıklarını ve taleplerini KaosGL.org’a şöyle anlatmıştı:
“Buse çok uzun süredir cinsiyet geçiş ameliyatı için dilekçeler yazıyor. Geçiş ameliyatının yapılabilmesi için mücadele ediyor. Biz de birlikte dilekçeler yazdık. Yine Av. Eren Keskin de süreci takip etti ve ediyor. Nihayetinde Buse mektubunda hastanenin kendisine ‘cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğuna’ dair rapor verdiğini yazdı. Ardından Adalet Bakanlığı’na tekrar dilekçe yazıldı. Ancak Buse’nin aktardığına göre bakanlıktan cezaevine, ‘ameliyat zorunludur ancak aciliyeti yoktur’ diye geri dönüş yapılıyor. Buse de 5 Haziran itibariyle hem başka bir cezaevine nakli hem de ameliyatının yapılması talebiyle ölüm orucuna başlıyor.”
Diren: “Onur Haftasındaki Coşku ve Gökkuşağını Hayal Ettikçe Aşk Kazanacak Diyorum”
Hapishanede LGBTİ+ Olmak Söyleşi ve Mektup Okuma” etkinliğinde Diren’in onur haftasına özel yazdığı mektubu arkadaşları tarafından okundu. Mektubu sizlerle paylaşıyoruz.


29.06.2018
“Trans kadın mahpus Buse, sağlık hakkına erişim için ‘ölüm orucunda’!”
Kaos GL’nin haberini sizlerle paylaşıyoruz.
KADAV’dan Derya Özata, cinsiyet geçiş ameliyatının yapılması talebiyle “ölüm orucuna” başlayan trans mahpus Buse’nin taleplerini aktardı. 23 yıldır cezaevinde olan Buse, “Ben artık bu bedenle yaşamak istemiyorum. Ne kadar yaşayacağım, cezaevinden çıkıp çıkamayacağım belli değil” diyor.

İllüstrasyon: Aslı Alpar / Kaos GL
Tekirdağ F Tipi Kapalı Erkek Cezaevi’ndeki trans kadın mahpuslardan Buse, avukatı vasıtasıyla 5 Haziran’dan beri “ölüm orucunda” olduğunu duyurdu.
Buse, cinsiyet geçiş operasyonu yapılmadığı için bu kararı verdiğini söylüyor. Geçtiğimiz aylarda sağlık hakkına erişimi engellenen trans kadın mahpus Diren Coşkun ile beraber kalıyor ve cinsiyet geçiş operasyonunun bir an evvel yapılmasını talep ediyor.
Diren Coşkun ve Buse’nin cezaevinde yaşadıkları ihlallere ilişkin süreci takip eden Kadınlarla Dayanışma Vakfı’ndan Derya Özata, Buse’nin yaşadıklarını ve taleplerini KaosGL.org’a anlattı.
23 yıldır cezaevinde
Özata’nın verdiği bilgilere göre Buse 22 yaşında cezaevine girdi. Şu anda 45 yaşında. Hakkında müebbet hapis cezası kararı var. 20 yıla yakın bir süre daha cezaevinde kalacak. Diren Coşkun’un Tekirdağ F Tipi Kapalı Erkek Cezaevi’ne sevkinden önce uzun yıllar tek başına tecrit koşullarında tutuldu.
Hastaneden rapor alındı ancak…
Özata, Buse ile mektup arkadaşlığı yaptıklarını da söyleyerek son süreci şöyle aktardı:
“Buse çok uzun süredir cinsiyet geçiş ameliyatı için dilekçeler yazıyor. Geçiş ameliyatının yapılabilmesi için mücadele ediyor. Biz de birlikte dilekçeler yazdık. Yine Av. Eren Keskin de süreci takip etti ve ediyor. Nihayetinde Buse mektubunda hastanenin kendisine ‘cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğuna’ dair rapor verdiğini yazdı. Ardından Adalet Bakanlığı’na tekrar dilekçe yazıldı. Ancak Buse’nin aktardığına göre bakanlıktan cezaevine, ‘ameliyat zorunludur ancak aciliyeti yoktur’ diye geri dönüş yapılıyor. Bu se de 5 Haziran itibariyle hem başka bir cezaevine nakli hem de ameliyatının yapılması talebiyle ölüm orucuna başlıyor.”
“Bedenimi kadın olarak görmek istiyorum”
Özata, Buse ile görüşmeye giden avukata Buse’nin, “Bedenimi kadın olarak görmek istiyorum. Ben artık bu bedenle yaşamak istemiyorum. Ne kadar yaşayacağım, cezaevinden çıkıp çıkamayacağım belli değil” diyor.
Özata, Av. Eren Keskin’in bugün Adalet Bakanlığı’na tekrar dilekçe yazacağını da ekledi.
Sosyal medyada eylemler
Buse’nin cezaevinde cinsiyet geçiş ameliyatı ve sağlık hakkına erişimi için hukuki adımlar atılırken bir yandan da sosyal medyada eylemler yapılıyor. Dün (27 Haziran) #BuseyeSesVer hashtag’iyle yapılan sosyal medya eylemi Twitter Türkiye gündeminde TT’ye girdi. Bugün ise saat 20.00’de #buseiçinameliyathemenşimdi hastagiyle sosyal medyada eylem yapılacak.
#BuseyeSesVer eyleminde sosyal medyadaki paylaşımlardan bazıları şöyle:





“OHAL’de LGBTİ+ Mahpus Olmak”
Kaos GL’den Umut Güven Ohal’de LGBTİ+ Olmak söyleşisini yazdı. Haberin detaylarını sizlerle paylaşıyoruz.
İstanbul Onur Haftası’nda “Hapishanede LGBTİ+ Olmak” söyleşisi yapıldı: “Son zamanlarda infaz koruma memurlarının cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik saldırıları arttı.”

Bu yıl “Sınır” temasıyla yapılan İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında, LGBTİ+ mahpusların son dönemde yaşadıkları hak ihlalleri, ayrımcılıklar ve karşılaştıkları tecridin deneyimlerle aktarıldığı panel Cezayir Salonu’nda gerçekleşti.
KADAV’dan Beyza Bilal’in moderatörlüğünde gerçekleşen panel Hilal Başak Demirbaş’ın Konuşması ile başladı.
“OHAL hapishanelerde kötü muamele için zemin oluşturdu”
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Hilal Başak Demirbaş, OHAL döneminde LGBTİ+ mahpusların yaşadığı sorunları anlattı. En çok kötü muamele, şiddet ve tacizle karşı karşıya kalan kişilerin LGBTİ+’lar olduğunun altını çizen Demirbaş, ulusal mevzuatın mahpus LGBTİ+’lar için yetersiz olduğunu belirtti.
Türkiye’nin pek çok bölgesinde, 18 farklı hapishanede mahpus LGBTİ’ler ile bağlantılı olduklarını ve OHAL sürecinde değişen devlet-toplum ilişkilerinin de mahpusları doğrudan etkilediğinden bahseden Hilal Başak Demirbaş, yaşanan hak ihlallerine dair örnekler verdi:
“696 sayılı KHK ile tek tip kıyafet giyme zorunluluğu kondu. Henüz uygulanmasa da ikili cinsiyet sistemi üzerinden bunlar belirlendi ve LGBTİ mahpuslar yine göz ardı edildi.
OHAL’de bunun benzeri diğer yeni düzenlemeler ile de mahpusların yaşam alanları kısıtlandı ve kötü muamele için daha fazla zemin oluşturulmuş oldu. Son zamanlarda infaz koruma memurlarının da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik saldırıları arttı. Mahpusların eşyalarına el konuyor ve istemedikleri kıyafetler ve iç çamaşırlarını giymek zorunda bırakılıyorlar.”
Mahpus LGBTİ’ler ile iletişimlerinin kısıtlandığını belirten Hilal Başak Demirbaş, “Mektuplar üzerinden şikayetler anlatılamıyor. Çünkü durum böyle olduğunda mektuplara el konuluyor. Gönderilmiş bazı mektuplar elimize ulaşmıyor” Sözleriyle konuşmasını sürdürdü.
Hapishanelerde LGBTİ+ ların hak ihlallerine dair çarpıcı örnekler sunan Hilal Başak Demirbaş, hakların geri kazanılması için kamuoyunun oluşmasının ve aktivistlerin desteklerinin önemine değindi.

Mektuplar ve haberleşme özgürlüğü ihlali
Deneyim paylaşımlarıyla devam eden panelde Dersim Roştîya Asmê LGBTİ kurucu aktivisti eski mahpus Loren Elva, OHAL sürecinde tutuklanmanın sonuçlarının çok ağır olduğunu belirtti:
“Üç kişilik hücrelerde yedi kişi kalıyor. Diğer hapishanelerden işkence, baskı haberleri alıyorduk. Diyarbakır’da hapishane personeliyle pek temasımız olmasa da, bizlerin de yaşam alanı tamamen kısıtlanıyordu. Hiçbir yayın ve kitabı yanımıza alamıyorduk. Gelen tüm mektuplara el konuyordu. Diğer arkadaşlarıma gelen radikal metinler dahi kabul görürken, bana gelen en basit mektuba dahi el konuyordu. Bunların başında da derneklerden gelen mektuplar yer alıyordu.”
“Adama benziyorsun ama gittiğin yol yanlış, normal ol!”
Açık ceza infaz kurumlarına dair deneyimler paylaşan panelistlerden Coşkun Yanat, hapishanelerdeki sorun ve sıkıntılara şu sözlerle dikkat çekti:
“Eskiden LGBTİ+ Mahpuslar açık ceza infaz kurum haklarından faydalanamıyorken, ilk kez on dört ay önce Maltepe 1 No’lu ceza infaz kurumundan bir mahpus LGBTİ’ye ‘açık hakkı’ tanındı.
Açık ceza infaz kurumlarında her türlü ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz fakat tüm düzem memurların inisiyatifi çerçevesinde şekilleniyor. Memurlar, ‘top, ibne’ gibi kelimeler kullanarak rahatlıkla seni aşağılayabiliyorlar. Mahpus LGBTİ+lara ‘Adama benziyorsun ama gittiğin yol yanlış, gel bu yoldan dön, normal ol.’ gibi homofobik ve transfobik söylemleri var.”
Açık ceza infaz kurumlarında infaz koruma memurlarının LGBTİ+’ları açık açık tehdit edebildiğini ve mahpusların da sevk edilmekten çekindikleri için şikayet haklarından faydalanamadığını belirten Coşkun Yanat, hapishanelerde çok ciddi bir psikolojik baskı ve şiddet olduğunun altını çizdi.
Etkinliğin sonunda ise “içeri ve dışarı” arasındaki sınırları bir nebze olsun kırabilmek adına mahpus LGBTİ+lerin mektupları okundu ve katılımcılar tarafından mahpus LGBTİ+’lar için mektup yazıldı.