Genç LGBTİ+ Derneği Hapishane Çalışma Grubu Toplanıyor
Genç LGBTİ + Derneği LGBTİ mahpusların durumunu konuşmak ve politika üretmek için bugün bir araya geliyorlar. Çalışmanın içeriğine facebook sayfasından ulaşabilirsiniz: https://www.facebook.com/events/1277880315675404/

Tecritte Tutulan LGBTİ Mahpus: İntiharın Eşiğine Geldim
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği olarak Erzincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan trans mahpusun yaşadığı sorunları Evrensel Gazetesi’nden Cansu Pişkin ile konuştuk. Haberi sizlerle paylaşıyoruz:
Tecrit şartlarında tutulan LGBTİ mahpus, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğine (CİSST) gönderdiği mektupta intiharın eşiğine geldiğini belirterek LGBTİ mahpusların olduğu cezaevlerine sevkinin sağlanması için yardım talebinde bulundu.
Adli hükümlü olmasına rağmen siyasi ve ağırlaştırılmış mahpusların bulunduğu tekli koğuşlarda tutulduğunu aktaran LGBTİ mahpus gönderdiği mektupta, “Erzincan T Tipi Cezaevine geldiğim 5 gün revir odasında kaldım. Daha sonra siyasi ve ağırlaştırılmış mahkumların olduğu tekli bir hücreye konuldum. 1 saat havalandırma veriliyor. Ben siyasi ya da ağırlaştırılmış bir mahkum değilim. Ben adli bir mahkumum. Bahçem yok, Çamaşırlarımı yıkayıp asabileceğim yerim yok. Lavabo ve banyo aynı yerde. Bulaşıklarımı tuvaletin olduğu yerde yıkamaya çalışıyorum. Ben kronik astım bronşit hastasıyım. İnsan hakları ihlali yaşıyorum. Konuşacağım kimse yok, LGBTİ mahkumu yok. Psikolojim son derece bozuk. İntihar etme aşamasına geldim” ifadelerini kullandı.
‘LGBTİ MAHKUM BARINDIRMAYIZ’ REDDİ
Geçtiğimiz yıldan bu yana başka bir hapishaneye geçebilmek için sevk talebinde bulunduğunu aktaran LGBTİ mahpus, taleplerinin her defasında sonuçsuz kaldığını anlattı: “Sevkim önce Balıkesir L Tipi Cezaevine çıktı. Yalnız orada LGBTİ mahkumu olmadığı için sevkime onay çıkmadı. Daha sonra sırasıyla Rize L Tipi ve Kayseri 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi çıktı. Bu cezaevlerinden gelen cevaplar ‘Bu tarz LGBTİ mahkum barındıramayız’ şeklinde olup onay çıkmadı. Daha sonra Kayseri 2 No’lu Cezaevine iki LGBTİ arkadaşımız nakil oldu. Bana Erzincan Cezaevinde LGBTİ mahkum var dendi. Yani bana resmen oyun oynandı.” Mektubunda yaşadığı mağduriyetleri özetleyen LGBTİ mahpus, sevk ve kargo parası olarak yaklaşık 2 bin lira harcamak zorunda kaldığını söyledi. Kronik astım bronşit hastası olduğunu belirten mahpus, ağır hak ihlalleri yaşadığına dikkat çekti. Aydın Kuşadası’da yaşayan ailesinin uzaklık ve sağlık sorunları sebebiyle hapishane ziyaretine gelemediğini ifade eden mahpus, yardım talebinde bulundu: “Babam kalp ameliyatı geçirdi. Durumu ağır. Annem aynı şekilde, yaşlı insanlar. Engelli abim var o da Kayseri’de. Yani buraya gelme imkanları çok zor. Günden güne psikolojim bozuluyor. Ufacık bir odaya tıkıştırıldım. 7 yıldır iyi halli yatan biriyim. Dosyamı bozmak istemiyorum. Kalan cezamı benim konumumda olan lubunyalarla infaz etmek istiyorum. Güvenlik nedeniyle nakil olabilmem için yardım istiyorum.”
Mahpusun mektubu üzerine harekete geçen CİSST, yetkili makamlara başvurarak sevkin sağlanması için girişimlerde bulundu.
İsrail Hapishane Hizmetleri Trans Mahpusları Artık Tecritte Tutulmayacağını Bildirdi
Bugüne kadar yapılan uygulama cinsiyetleri “belirsiz” olan hükümlü ve tutukluların idari tecritte tutulması yönündeydi.
İsrail Hapishane hizmetleri trans mahpusların artık tecritte tutulmayacağını bildirdi. Bugüne kadarki uygulama, cinsiyetleri “belirsiz” olan hükümlü ve tutukluların idari tecritte tutulması yönündeydi.
Yeni uygulama komşularıyla tartıştıktan sonra birkaç gün gözaltına alınan ve erkek hapishanesinde tecrit altında tutulan Doreen Bila adlı trans kadının yüksek mahkemeye yaptığı itiraz üzerine geldi.
Yeni yasaya göre trans mahpuslar da diğer mahpuslar gibi yalnızca bir disiplin suçu işledikleri zaman tecrit altında tutulabilecek. Ayrıca bundan sonra kurs ve çalışma gibi her türlü mahpus faaliyetlerine katılabilecekler.
Yeni yasa ayrıca bir trans mahpusun hangi şartlarda erkek veya kadınlar hapishanesine gönderilmesi gerektiği ile ilgili bir talimatnameyi de içeriyor. Yasa “mahpusun fiziksel görünümünü, öz kimliğini, cinsiyet geçiş sürecinin hangi aşamasında olduğunu ve diğer koşullarını da gözeterek” her davanın kendi içinde değerlendirileceğini belirtiyor.
Bugüne kadar sadece tıbbi süreçlerden geçmiş olan trans mahpuslar yeni kimliklerine uygun bir hapishaneye sevk edilebiliyor ve diğer tüm mahpuslar erkek hapishanelerine gönderiliyordu.
Bilia “Hapishanede bir trans kadın olarak penis mi yoksa vajinam mı olduğunu sorgulayan polisler tarafından cinsel organlarım üzerinden tacize uğradım ve ne kadın ne de erkek olmadığım için hücrede yatmak zorunda kaldım” diye belirtiyor.
İtiraz dilekçesi İsrail’in LGBT çalışma kolu olan Aguda ve transları güçlendirme hareketi -Gila Projesi’nin desteğiyle verilmişti.
Yeni yasa eskisine oranla büyük bir ilerleme olsa da eski yasanın bazı kötü kısımlarını halen muhafaza ediyor. Mesela trans mahpusların ilk 5 gün boyunca diğer mahpuslardan ayrı tutulmasını şart koşuyor. Buna ek olarak trans tutuklu ya da hükümlülerin üst araması “gerektiğinde” bir erkek ve bir kadın olmak üzere iki gardiyan tarafından yapılacak. “Her bir gardiyan sıra ile mahpusun vücudunun cinsiyet kimliğine uygun olan bölgelerini arayacak.” diye sürdürüyor. “Başka bir deyişle cinsiyet geçiş sürecinde olan fakat süreci tamamlanmamış mahpusun vücudunun erkek kısımları erkek gardiyan, kadın kısımları kadın gardiyan tarafından aranacak.”
Bilia’nın avukatı Hagai Kalai, trans mahpuslarının eski yasaya tabii olduğu dönemde yapılan bir çalışmada cinsiyet kimliklerinin “net” olarak değerlendirildiği bir tek olaya bile rastlanmadığını belirtti. Sonuç olarak hepsi ayrı tutuluyordu.
Ayrıca eski yasada bir trans mahpusun cinsiyet kimliğinin “belirsiz” olarak tanımlanmasının da “aşağılayıcı ve onur kırıcı” olduğunu söyledi.
Hukuk bölümü öğrencisi olarak cinsiyet geçiş alanında çalışan Ido Katri, yeni çıkan yasanın muazzam bir başarı olduğunu bildirdi. “Kaynak ve fırsatlara hiçbir şekilde erişim olanağı olmadığı için sınırların dışına itilen trans kadın ve erkekleri yani korunmaya ihtiyacı olan bu insanları bu yasa merkeze yerleştiriyor” diye belirtti.
Buna rağmen sürecin henüz tamamlanmadığını “çünkü trans kadın ve erkelerin hayat tecrübelerinde böyle bir doğrulama olmamasına rağmen Hapishane Hizmetleri halen mahpusları sürecini (cinsiyet geçişini) tamamlayan ve tamamlamayanlar olarak ayırmakta ısrar ettiğini” belirtiyor. Ayrıca yasayı trans mahpusları 5 gün boyunca diğer mahpuslardan ayrı tutma ve saldırgan bir şekilde incelemeye alma konusunda da eleştiriyor.
Aguda’nın başkanı Chen Arieli “Doreen Bilia hakların savaşarak kazanılacağını gösterdi” dedi. Trans topluluğu LGBT topluluklarının en güçsüz olanı ve hakları için yaptıkları savaşın zirvesindeler.
“Bu topluluğun kendi içindeki en zayıf grubu yoksul, seks işçiliği yapıyor, hatta bazen yasaları bile çiğniyorlar. Özellikle bu zamanlarda onların haklarına karşı sorumlu olduğumuzu göstermek zorundayız” diye bildiriyor.
Haber çevirisi: Serdar Usturumcalı