LGBTİ’ler İçin Ayrı Hapishane: Tecrit İçinde Tecrit

Ekmek ve Gül’den Şenay Kumuz LGBTİ hapishanesi fikrinin hangi ihtiyaçlar sonucunda ortaya çıktığını, LGBTİ mahpusların, bu alanda çalışan insan hakları ve LGBTİ örgütlerinin hangi sebeplerden karşı olduğunu aktardı; LGBTİ mahpusların güncel durumunu derneğimizden LGBTİ mahpuslar ağ temsilcisi Hilal Başak Demirbaş ile tartıştı. Haberi sizlerle paylaşıyoruz.

LGBTİ bireylere dönük nefret ve şiddet politikaları göz önüne alındığında ayrı bir cezaevi uygulaması LGBTİ bireyler için de aileleri için de büyük sorunlara yol açabilir. Neden mi?
Şenay KUMUZ
2014 yılı sonunda bir transseksüel mahpusun yaptığı bilgi edinme başvurusuna Adalet Bakanlığının verdiği cevap, cezaevlerinde translara uygulanan ayrımcılığı ortaya çıkarmıştı. Bakanlık bilgilendirmeye yanıt olarak; lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksülerin muhafaza edileceği açık ve kapalı ceza infaz kurumları yapmaya yönelik proje çalışmalarının başlatıldığını ve İzmir il sınırları içinde yapılacak inşaatın 2017 yılında bitmesi ön görüldüğünü açıklamıştı. 2014 yılından beri tartışılan bu konu, HDP ve CHP’li vekillerin verdiği soru önergelerinin de gündemindeydi. Hükümet kanadından bu soru önergelerine yanıt olarak çelişkili açıklamalar veriliyordu.

Yine bu döneme kadar pek çok aktivistin, STK’ların ve LGBTİ örgütlerinin “LGBTİ’lere ayrı cezaevlerine” itirazları olmuş ve çeşitli açıklamalar yapmışlardı. Son günlerde gündeme gelen Tekirdağ Cezaevinde Diren Coşkun’un yaşadıkları, konunun ne kadar “hayati” olduğunu, tutuklu ve hükümlü LGBTİ bireylerin ne türden hak gaspları yaşadığını ortaya serdi. Örgüt üyesi olma iddiası ile tutuklu bulunan trans Diren Coşkun, tedavi hakkının elinden alındığını, tecrit edildiğini, hiçbir ihtiyacının karşılanmadığını, sorunları çözmek için yaptığı hiçbir girişimin karşılık bulamadığını, ayrımcılığa uğradığını ifade ederek ölüm orucuna başlamış, onun sesini duyurmak ve destek olmak için LGBTİ aktivisti Kıvılcım Arat da dışarıda açlık grevine başlamıştı.

Bugün Türkiye’de cezaevlerinde nüfus 250 bine yaklaştı. Mahpuslar yaşadıkları sorunlara çözüm beklerken, TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından oluşturulan 2 alt komisyon, geçen gün Maltepe ve Elazığ cezaevlerini inceleyerek hazırladığı raporu açıkladı ve o raporda da “farklı cinsel yönelimleri olanlar için ayrı cezaevleri yapılması” önerisi yapılıyordu.
Diren Coşkun, yaşadıklarıyla sorunun “hayatiliğini” ortaya koydu. Peki ya hem hükümetin hem de TBMM İnsan Hakları Komisyonunun önerisi olan “farklı cinsel yönelimleri olanlara ayrı cezaevi” meselesi ne anlama geliyor? Bu hayati sorunların çözümünde nerede duruyor?

EVET, GÜVENLİK VE TECRİT CİDDİ SORUN AMA…
Adalet Bakanlığı da İnsan Hakları Komisyonu da “ayrı cezaevi” önerisini “LGBTİ mahkumların güvenlik sorunlarını aşmak ve fiili izolasyona son vermek” ile gerekçelendiriyor.
Türkiye’de LGBTİ insanlara yönelik ayrımcılığın önemli bir problem olduğu açık. Bu ayrımcılığın hapishanelerde de varlığını sürdürdüğünü, hatta daha boyutlu yaşandığını da biliyoruz. Yani evet, hapishanelerde LGBTİ mahpuslara dair ciddi bir güvenlik sorunu var.
Öyle ki; güvenlik gerekçe gösterilerek LGBTİ mahpuslar diğer mahpuslarla bir araya getirilmiyor, çoğu hapishanede ortak kullanım alanlarını kullanamıyorlar, sosyal yaşama dâhil olamıyorlar, çoğu zaman özel bir cezalandırma biçimi olan tecrit altına kalıyorlar.
Ama çözüm; “ayrı bir cezaevi” değil.

AYRI CEZAEVİ: NEREDEN BAKSAN AYRIMCILIK
LGBTİ örgütleri ayrı bir LGBTİ cezaevinin Anayasanın “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir” diye devam eden “kanun önünde eşitlik” maddesine göre hak ihlali anlamına geleceğini düşünüyor.
LGBTİ bireylere dönük nefret ve şiddet politikalarıda göz önüne alındığında ayrı bir cezaevi uygulamasının sadece onlar için değil aileleri içinde büyük sorunlara yol açacağı da düşünülüyor.
Geçtiğimiz yıl “Endişeliyiz! LGBTİ Hapishanesine İlişkin Adalet Bakanlığı’na Çağrı ve Önerilerimiz” başlığıyla yapılan açıklama önemli sorunların altını çizerken, çözüm önerilerini de dile getiriyordu:
* Yargılamanın sağlıklı yürümesi ve aileleriyle, sosyal çevreleriyle bağlarının sürebilmesi için mahpusların tutuklandıkları yerde hapsedilmeleri önemli. Mahpusları bulundukları hapishanelerden alıp tek bir hapishaneye toplamak hem yargılamayı olumsuz etkiler hem de onları sosyal çevrelerinden koparır. Bu uygulama “sürgün” anlamına gelir, mahpusu ikinci kez cezalandırmak olarak değerlendirilebilir.
* Mahpuslar, yargılamanın sağlıklı sürebilmesi, mahkemeye gidiş gelişlerinin bir eziyete dönüşmemesi (Başka illerdeki mahkemelere oldukça kötü koşullar içeren ringlerle ve saatler süren yolculuklarla gitmek zorunda bırakılmak…), avukatlarıyla düzenli görüşebilmeleri ve aileleri, çocukları ve arkadaşları tarafından ziyaret edilebilmeleri için onlarla aynı ilde olmalı, Türkiye’nin tek bir iline yapılacak hapishaneye sürgün edilmemelidirler.
* Bir LGBTİ hapishanesi açmak, orada tutulacak bütün mahpusları damgalamaktır. Kendi cinsel yönelimini ailesine, çevresine açıklamayan insanlar tutuklandıklarında gönderilecekleri yer bu hapishane olduğunda cinsel yönelimleri devlet eliyle ifşa edilmiş olacaktır.
* LGBTİ hapishanesi yoluyla gerçekleştirilecek olan damgalama burada tutulacak mahpusların yanı sıra bu hapishaneye gidecek olan ziyaretçileri de kapsayacaktır. Bu hapishanedeki yakınlarını, arkadaşlarını ziyarete gidecek olan insanlar da görünür, işaret edilir, parmakla gösterilir hale getirilecektir. Son yapılan hapishanelerin neredeyse tamamının şehir dışında, toplu taşıma araçlarının dahi ulaşamadığı yerlerde olduğu düşünülürse bu damgalama ve sorun daha anlaşılır olmaktadır.
* Güvenlik gerekçesi söz konusu ise LGBTİ mahpusların hâlihazırda hapishanelerde ayrı koğuşlarda tutuldukları, diğer mahpuslarla biraraya getirilmediği de hatırlanmalıdır. Bu nedenle LGBTİ mahpuslara yönelik taciz, tecavüz, kötü muamele vakalarının bilinenlerinin neredeyse tamamı mahpuslardan değil hapishane personelinden kaynaklıdır. Ayrı bir LGBTİ hapishanesi inşa etmek bu güvenlik kaygısını ortadan kaldırmayacaktır.
* Akla gelen bir diğer çekinceli durum ise hapishanelerde tecavüze uğrayan mahpusların ve tecavüzcülerinin de “farklı cinsel yönelim” iddiasıyla buraya gönderilip gönderilmeyeceğidir. Buraya gönderilmenin kriterlerinin ne olacağı bilinmemektedir.
LGBTİ ÖRGÜTLERİ NE İSTİYOR?
“Yapılması gereken ayrı bir hapishane inşa etmek yoluyla ayrımcılığı kurumsallaştırmak, mahpusları ve yakınlarını damgalamak, mahpusları sosyal yaşam alanlarının dışına taşımak, onları sürgün etmek, ek bir cezalandırmaya tabi tutmak değil onların tutulduğu hapishanelerde ayrımcılık ve güvenlik sorunlarını çözmeye çalışmak, bunun için de sivil toplum örgütlerinin sürece dâhil olmasını sağlamak olduğunu düşünüyoruz.”
CEZAEVİNDE KAÇ LGBTİ VAR, GERÇEK SAYI BİLİNMİYOR
Cezaevlerindeki LGBTİ mahpus sayısı 2013 yılı Temmuz ayı verilerine göre Türkiye’nin 18 ayrı hapishanesinde 79, Mayıs ayı 2014 verilerine göre ise 95.
Bakanlığın son verileri 95’ken, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) verilerine göre ise 137 olarak belirlenmiş. Binlerce mahpusun olduğu cezaevlerinde sadece 137 cinsel eğilimi farklı mahpusun bulunması bile sorunun niteliğini ortaya serer vaziyette. Lezbiyen, gay, biseksüel mahpusların kendilerini ifade etmelerinin cezaevinde yaşayacakları ayrımcılığı ve şiddeti derinleştirmesi nedeniyle kendilerini saklama ihtiyacı nedeniyle bu sayının gerçek sayı olmadığını ifade etmek gerek. Cezaevi ve yargılanma sürecinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadesi dolayısıyla çeşitli sorunlar yaşama ihtimali çok yüksek olduğundan hapiste kaç LGBTİ var bilmiyoruz.

SORUNLARI ÇÖZMEK YERİNE YENİ SORUNLAR YARATMAK, İŞTE YAPILAN BU!Cezaevlerindeki LGBTİ bireylerle ilgili özel çalışmalara yapan CİSST LGBTİ tematik ağı temsilcisi Hilal Başak Demirbaş sorularımıza yanıt verirken, ne kadar endişeli olduklarını şu sözlerle dile getirdi;
“Kaygılarımız var; çünkü bu uygulama başta mahpusları ve aileleri etkileyecek. Öncelikle öznelere sorulmalı ve onların kararına uygun davranılmalıdır. Sıkıntıları çözmek ve daha büyük yapısal sorunların oluşmaması için başta bu alanda çalışma yapan dernekler sürece dahil edilmeli ve yine bu alanda çalışan aktivistlerle birlikte çalışılmalı. LGBTİ mahpusların hapishanedeki hangi koşullar üzerinden, hangi yapısal sorunlar sonucunda nasıl talepleri var öncelikle bunu tartışmak lazım. LGBTİ mahpuslar tecrit edilmek istemiyor, diğer mahpusların sahip olduğu haklara kendilerinin de sahip olmalarını istiyorlar. Var olan koşulları düzeltmek yerine yeni bir hapishane açmak ve bu hapishaneye dair hiçbir bilgi vermemek durumun vehametini ortaya koyuyor.”
11.02.2018

Trans Mahpus Coşkun Ölüm Orucunda

Tekirdağ 2 No’lu hapishanesinde kalmakta olan trans mahpus Diren Çoşkun 25 Ocak itibariyle ölüm orucunda 17 günü geride bıraktı. Cumhuriyet Gazetesi’nin yapmış olduğu haberi sizlerle paylaşıyoruz.

Trans mahpus Diren Coşkun tutuklu bulunduğu Tekirdağ 2 No’lu cezaevinde tedavi hakkı ve tecrit koşullarının kaldırılması talebiyle başlattığı ölüm orucunda 15 günü geride bıraktı. İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin dün Coşkun’u cezaevinde ziyaret etti. Coşkun’un kilo kaybının çok fazla olduğunu söyleyen Keskin, “Psikolojisi iyi değildi. Umudunu yitirmiş gördüğüm kadarıyla. Kendisine, ‘yasal süreci takip edelim’ dedim. Ölüm orucunu bırakması konusunda ikna etmeye çalıştım ama ikna olmadı” dedi.

Avukat Keskin, Coşkun’un tecrit koşullarından rahatsız olduğunu söyledi. Cezaevinde Coşkun’un iki kişilik bir yalnızlık yaşadığını hatırlatan Keskin, “Kimse ile bir iletişimleri yok. Diren, makyaj malzemelerinin verilmediğini, aramalarda erkek memur tarafından arandığını ve göğüslerine dokunulmasının kendisini rahatsız ettiğini belirtti. Çoşkun’un en temel isteği ise ameliyat olmak ama bu konuda cezaevi yönetimine güvenmiyor” diye konuştu. Coşkun’un önceki gün cezaevi yönetimi tarafından İstanbul Tıp Fakültesi’ne sevk edildiğini aktaran Keskin, “Çok saçma ama ameliyat talebiyle hastaneye sevk edilmiş. Doğal olarak doktor, ‘heyet raporu olmadan ameliyat edemeyiz’ demiş. Diren, kendisinin taleplerinin yerine getirilmesini istiyor. Kamuoyundan da destek bekliyor” dedi.

Arat’da katıldı

LGBTİ aktivisti ve Coşkun’un arkadaşı Kıvılcım Arat da arkadaşının sesinin duyulması ve tedavi talebinin karşılanması için önceki gün ölüm orucuna başladığını duyurdu. Arat sosyal medya üzerinden yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Onca emeğe rağmen Diren’in tedavi hakkına erişim talebini gündeme getiremedik. Trans kimliği eyleminin önüne geçti ve görünmez kıldı. Diren’in sesine soluk olmak ve tedavi talebini duyurabilmek adına ölüm orucuna başlamış bulunmaktayım. Bu utanca ortak olmamak, Diren gibi binlerce mahpus transın sesine soluk olabilmek ve yine Diren’in yaşamla kurduğu bağı güçlendirmek adına, Diren’in talepleri karşılanana kadar ölüm orucuna devam edeceğimi beyan ederim.”

7 Şubat 2018

Trans Kadın Diren Coşkun Ölüm Orucunun 6. Gününde

Tekirdağ 2 No’lu Ceza İnfaz Kurumu’nda kalmakta olan Diren Çoşkun’un ölüm orucu süreci ve yaşadıklarını Av. Eren Keskin ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Hilal Başak Demirbaş Medyascope.tv’den Dilan Karaman’a anlattı. Haberin detaylarını sizlerle paylaşıyoruz.

Tekirdağ 2 No’lu Cezaevi’nde tutulan trans kadın Diren Coşkun, ölüm orucunun altıncı gününde. Diren Coşkun geçtiğimiz Ağustos ayında Diyarbakır’da örgüt propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanmıştı. Diren Coşkun, kaldığı F Tipi Cezaevi’nde transfobik uygulamalara maruz kaldığı gerekçesiyle ölüm orucuna başladığını duyurdu. Diren Coşkun’un bu kararını #DireneSesVer etiketiyle sosyal medyada yine bir trans aktivist olan Kıvılcım Arat açıkladı.

Diren Coşkun tutulduğu cezaevinde transfobik uygulamalara maruz kaldığını belirtti. Coşkun ile irtibatta olan Kıvılcım Arat’ın ifadelerine göre Diren Coşkun’un epilasyon ve hormon tedavisine izin verilmiyor. Coşkun, tedavi taleplerinin karşılanmadığı, oyalandığı gerekçesiyle ölüm orucuna başlama kararı aldı.

Sadece Diren Coşkun değil

Buse Aydın da Tekirdağ Cezaevi’nde tutuklu. Müebbet hapse mahkum olan Aydın da kendisine ayrımcılık yapıldığı görüşünde. Her iki transla da cezaevinde görüşen avukat Eren Keskin “Trans mahkumlara karşı onur kırıcı davranışlar ” olduğunu söyledi. Keskin, ” trans bireylerin hormon ilaçlarından istedikleri kıyafetlere kadar tüm taleplerinin görmezden gelindiğini” belirtti. Avukat Keskin, ” Buse Aydın’ın cinsiyet değişikliğine uygun olduğuna dair rapor almış olmasına rağmen “Cinsiyet değişikliği zorunludur” yazması gerektiği belirtilerek yeniden rapor almak zorunda bırakıldığını ” belirtti.

Buse Aydın: Bedenimdeki hapishaneden kurtulmak istiyorum

Avukat Eren Keskin, ” müebbet hükümlüsü Buse Aydın’ın yaşadığı baskılar karşısında bedeninin kendisi için bir hapishaneye döndüğünü dile getirdiğini ” söyledi. Keskin, “ameliyata hazırlık süreci yaşayamayan trans bireylerin psikolojik yardım alamadığını, Diren’in ölüm orucuna bu psikolojiyle başlamış olabileceğini” söyledi.
Avukat Eren Keskin ile yaptığımız röportajı aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz:

Ceza İnfaz Sistemi’nde Sivil Toplum Derneği (CİSST) üyesi ve Hapiste LGBTİ Ağı temsilcisi Hilal Başak Demirbaş, Diren Coşkun’u ölüm orucu kararına götüren hapishane koşullarını aktardı:

 

31.01.2018

“Cinsiyet Geçiş Hakkı Tanınmayan Trans Mahpus Ölüm Orucunda”

Sizinle Bianet’in haberini paylaşacağız;

Tekirdağ F Tipi Erkek Cezaevi’ndeki mahpus trans kadınlardan Diren, lazer epilasyon tedavisi, cinsiyet geçiş hakkı ve üzerlerindeki ağır tecridin son bulması talepleriyle altı gündür ölüm orucunda.

Tekirdağ F Tipi Kapalı Erkek Cezaevi’nde tutuklu bulunan trans kadın mahpuslardan Diren 25 Ocak’tan beri ölüm orucunda.

Diren, “örgüt propagandası” suçlamasıyla Ağustos 2017’de Diyarbakır’da tutuklandı. Kesinleşmiş hükümler üç yıl hapis cezası var. Yaklaşık 18 yıl önce tutuklanan başka bir trans kadın Buse ile aynı hücreyi paylaşıyorlar.

TIKLAYIN – Tekirdağ 2 Nolu’da İki Günahkar(!); Diren ve Buse

Diren’in hapishanedeki sürecini görüşçüsü olarak İstanbul LGBTİ Yönetim Kurulu Üyesi Kıvılcım Arat takip ediyor. Ölüm orucuna başladığı haberini Diren’in abisinden alan Arat, dün (30 Ocak) kendisini kapalı görüşte ziyaret etti.

Diren’i ölüm orucuna başlamaya götüren süreci bianet’e anlatan Arat, Diren’in eyleme son vermesi için taleplerini şöyle aktarıyor:

“Çok ağır tecrit altındalar; hiçbir yasal haklarını kullanamıyorlar, homofobik, transfobik söylemlere maruz kalıyorlar. Bu nedenlerle ameliyat hakkının önündeki engeller kaldırılmasını, lazer epilasyon tedavisi karşılanmasını ve üzerlerindeki ağır tecridin son bulması için eylemini sürdürüyor.”

Lazer epilasyon tedavisi için kurul onayı istemişler

Diren lazer epilasyon tedavisi için başvurduğu İnfaz Hakimliği tarafından Tekirdağ Devlet Hastanesi’ndeki doktor kuruluna yönlendirilmiş. 24 Ocak’ta psikiyatristle yaptığı görüşmeden sonra ölüm orucuna başlamış. Arat süreci anlatıyor:

“Diren uzun zamandır lazer epilasyon tedavisi için bekliyordu. Bunun için cezaevi yönetimine, Adalet Bakanlığı’na dilekçeler gönderdi.

“İnfaz Hakimliği’ne lazer epilasyon tedavisinin yapılması için bir kez daha başvuru yapıyor. İnfaz Hakimliği de tedaviye başlamak için Tekirdağ Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kuruluna ‘Transeksüel kişinin/kişilerin lazer epilasyon tedavisi görmemesi hayati midir, değil midir’ sorusunu yöneltiyor.

Psikiyatrist Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına sevk etmiş

“Diren bu süreçte birçok doktorla görüşüyor fakat en son kararı verecek kişi psikiyatrist. Önyargılı yaklaşıp hiçbir şekilde dinlemeden Diren’i Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk ediyor.

“Diren ‘Bir psikiyatrın oturup dinlemesi lazım hayati mi değil mi diye; ben üç defa intihar teşebbüsünde bulundum. Ama o beni translar zaten hep böylesiniz diyerek odasından kovdurdu. Lazer epilasyon tedavisi alamamamın benim bilincimde, ruh halimde yarattığı etkileri dinlemedi’ diyor.

“Bakırköy’e gitmek istemiyor çünkü bir mahpus için Bakırköy’e ring aracıyla gitmek ciddi bir işkence. Son intihar teşebbüsünde uyandığında kendini kalorifer peteğine kelepçeli bulmuş. ‘Hastanede yatmaktansa hücrede kalmak daha iyi’ diyor.

Arat: Başka bir yere sevk etmek taktikleri

“Başka bir yere sevk etmek de taktikleri. Mesela Diren isim değişikliği için Sulh Ceza Mahkemesine başvurmuştu. Sulh Ceza dosyayı Nöbetçi Sulh Ceza’ya yolladı. Diren, davanın Sulh Ceza’nın yetki alanı olduğundan ısrar etti.

“Ancak Diren başvuruları mecburen onların yönlendirdiği şekilde yaptı ve geçen gelen yazıda dosyanın ilk başvurduğu mahkemenin yetki alanında olduğu söylendi. Bir ayda halledilecek şeyi böyle yaparak bir yıla uzatıyorlar.

“Tutuklandığı günden beri bir tane cımbız istiyor”

“İnfaz koruma memurları Diren’e ‘Murat bey’ diye sesleniyordu. Tutuklandığından beri bir tane cımbız istiyor. ‘Yazmadığım dilekçe kalmadı bir tane cımbız için ama cımbız gelmedi’ diyor. Kantin tamamen erkek ihtiyaçları üzerinden şekillenmiş, kadınlar için sutyen dahil hiçbir şey yok.

“Üstelik tecrit içinde tecrit yaşıyorlar. Çünkü daha önce politik mahpuslarla aynı binada kalıyorlardı. Şimdi FETÖ’cülerle aynı binaya aldılar.

“Eski binada en azından insanlarla haberleşip iletişim halinde oluyorlardı. Fakat buradaki tutsaklar ‘İnşallah allah izin verir de siz de ameliyat olursunuz, siz de insansınız’ gibi notlarla iletişime geçiyorlar. Bu da onların psikolojisini iyice bozuyor.

“Diren’e Buse’nin sürecini yaşatıyorlar”

“Buse bütün işlemlerini tamamladı. Sadece ameliyat için izin bekliyor. Beş yıl boyunca ondan kimsenin haberi yokken bütün o işlemleri dişiyle tırnağıyla tek başına yapmayı başarabilmiş.

“Ama tabii onun da sağlığı iyi değil. Çünkü o ameliyat iznini alana kadar yapılmayan şey kalmamış. Şimdi Diren’e Buse’nin sürecini yaşatıyorlar.” (TP)

31 Ocak 2018

LGBTİ Mahpusun Portekizce Sözlük Talebi

Yabancı mahpusların sorunları gözaltı süreçleri ile başlıyor. Dil bilmeyen kolluk kuvvetleri, avukatlar ve personellerle devam eden iletişim kopukluğu, kendilerini ifade edememeleriyle tutuklanmaları süreci birbirini takip ediyor.  Antalya Hapishanesi’nde kalmakta olan bir Brezilya vatandaşı LGBTİ mahpus hapishane içerisinde yaşadığı dil sorununu çözebilmek adına Portekizce-Türkçe sözlüğe ihtiyaç duyuyor.

LGBTİ mahpuslara destek olmak, doğrudan isteklerini kendisine yollamak isterseniz  bu ihtiyaçları nasıl yollayabileceğinize dair bilgi almak için CİSST’in 0212 293 69 82 numaralı telefonunu arayabilirsiniz.

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑