CİSST’tan Gönüllülere Çağrı

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Gönüllülere Çağrı

CİSST hapishaneler alanında çalışma yürüten ve özellikle de sesi kamuoyunda yeterince duyulmayan mahpus gruplarının seslerini duyurmaya çalışan bir dernektir. LGBTİ, engelli, çocuk, hasta, yaşlı, yabancı uyruklu, öğrenim hakkı talep eden mahpuslar başta olmak üzere “dezavantajlı” olarak nitelendirilen, özel ihtiyaçları olan birçok mahpus grubuna yönelik doğrudan çalışmaları ve bu çalışmalarını duyurduğu blog ve siteleri mevcuttur. CİSST’ın bu çalışmaları bu mahpus gruplarına yönelik farkındalığın artmasında önemli rol oynamaktadır. CİSST bu önemli çalışmalarının büyük bir bölümünü sadece gönüllülerinin ve stajyerlerinin emekleri ile gerçekleştirebilmektedir. Bu nedenle gönüllü desteğine sürekli olarak ihtiyacı bulunmaktadır.

Sorun yaşayan, haklarının ihlal edildiğini düşünen, talepleri olan mahpuslardan CİSST’a başvurular özellikle son aylarda artmıştır. Bu başvurular CİSST’ın yerine getirmesi gereken işlerin artmasına da yol açmıştır. Her bir başvuruyu tarayıp dosyalamak, bu başvurular için ilgili mercilere dilekçeler yazıp fakslamak, başvuruya dair yapılanları mahpusa mektup olarak yazıp onu gelişmelerden haberdar etmek ciddi bir yoğunluk yaratmaktadır. Ayrıca başvurulardan ilgili görülenleri oluşturulan site ve bloglara haber olarak girmek ve gerekli görülürse basında haber olarak çıkabilmesi için girişimlerde bulunmak da gerekmektedir.

CİSST’ın yukarıda sayılan tüm bu işleri ve kendi günlük işleyişini sürdürebilmesi için daha fazla gönüllü desteğine ihtiyacı vardır. Üniversite öğrencileri başta olmak üzere gönüllü olmak isteyen herkes haftada bir gününü veya haftada bir gününün birkaç saatini CİSST’ın Beyoğlu’nda bulunan ofisine gelerek yardım etmeye ayırabilir.

Başvurularla ilgili işleri gerçekleştirmek, blog ve sitelere haber girmek, CİSST’ın uluslararası girişimleri için çeviri faaliyetlerine yardımcı olmak en temel ihtiyaçlarımızdır.

CİSST’ı tanımak ve faaliyetlerini takip etmek isteyenler aşağıda sıralayacağımız blog ve sitelere bakabilirler.

Gönüllü olmak isteyenler aşağıdaki telefonu arayabilir ve ayrıntılı bilgi alabilirler.

Mustafa Eren 0542 336 75 67

 

CİSST’ın Site ve Blogları

CİSST’ın resmi sitesi:                           www.cezaevindestk.org

Hapiste Net:                                         http://hapiste.net/

Hapiste Sağlık:                                     http://hapistesaglik.com/

Hapiste LGBTİ:                                     https://hapistelgbti.cisst.org.tr/

Hapiste Engelli:                                    http://hapisteengelli.wordpress.com/

Hapiste Çocuk:                                    http://hapistecocuk.wordpress.com/

Hapiste Yaşlı:                                      http://hapisteyasli.wordpress.com/

Hapiste Yabancı:                                 http://hapisteyabanci.wordpress.com/

Mahpusun Öğrenim Hakkı:                   http://ogrenimhakki.wordpress.com/

Denetimli Serbestlik ve STÖ:                http://denetimliserbestliktesto.wordpress.com/

Trans Mahpus Funda’nın Türkiye Hapishanelerini Anlattığı Mektubu

Hapiste LGBT

10 yıldır Türkiye hapishanelerinde tutulan trans mahpus Funda, mektubunda hapishanelerde yaşadıklarını anlatıyor. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği ile mektuplaşan Funda, bu mektubunda sadece 2004 yılında başlayan mahpusluk hayatının ilk yıllarını anlatıyor ve sonraki mektuplarında devam edeceğini belirtiyor.

Bu mektupta dile getirilen uygulamaların bazılarını alt alta sıralayacak olursak:

– Hapishaneye girişte çırılçıplak soyulmak ve eldiven giyen bir infaz koruma memuru tarafından cinsel organının incelenmesi.

– Uzun sarı saçlarının kesilmesi.

– Kadın kıyafetlerini giymesine izin verilmemesi.

– Erkek kıyafetleri giymesinin dayatılması.

– Banyosu ve sıcak suyu olmayan soğuk bir hücrede tek başına tutulmak.

Funda’nın anlattığı bu uygulamaları kendi kaleminden okumak, trans mahpuslara yaşatılanları anlamak için yardımcı olacaktır.

Not: Funda mektubunun sonunda zor durumda olduklarını ve yardım beklediklerini de belirtiyor. Trans mahpuslarla dayanışma göstermek isteyenler 0542 336 75 67 numaralı telefonu arayarak ayrıntılı bilgi alabilirler.

funda 2014 04 11-3 - Kopya - Kopya

funda 2014 04 11-4 - Kopya funda 2014 04 11-5 - Kopya funda 2014 04 11-6 - Kopya funda 2014 04 11-7 - Kopya

 

Avşa’nın Mektubu, Translar ve Türkiye Hapishaneleri

avşa 1

Avşa’nın Mektubu, Translar ve Türkiye Hapishaneleri

“Eşcinsellere iş yurtlarında çalışmak yasak, revir yasak, spor yasak, kütüphane yasak, din hocası yasak, tiyatro yasak, konser yasak, kurslar yasak. Eşcinsellere nefes almak yasak.

Eşcinsellere darp, baskı fiziki, psikolojik baskı, cinsel saldırı, taciz, tehdit, hakaret edilmesi serbesttir…” (Avşa)

Gönderildiği hapishanelerde kötü muamele, dayak, taciz ve tecavüz olayları yaşayan, bunları suç duyuruları ile mahkemeye taşıma cesareti gösteren ancak bu durum karşısında daha boyutlu tehdit ve saldırılarla karşılaşan trans mahpus Avşa, derneğimize (Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği – CİSST) gönderdiği mektupta yaşadıklarını anlattı.

Avşa 2006 yılından beri hapishanede tutulduğunu söylüyor. Çorum L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde “taciz, fiziki ve psikolojik baskılar” yaşadığını, bunlarla ilgili şikayette bulunduğunu ancak “cezaevi idaresince darp edilerek, tehdit edilerek” şikayetlerini geri çekmek zorunda kaldığını ve bunun sonrasında “memura hakaretten” kendisine 4,5 yıl ceza verildiğini belirtiyor.

Bu olayın ardından Giresun E Tipi Kapalı Hapishanesi’ne sevk ediliyor Avşa. Burada da saldırılar devam ediyor ve bir infaz koruma memuru (gardiyan) tarafından “nitelikli cinsel saldırı”ya maruz kalıyor yani tecavüze uğruyor. Bu saldırıyı da mahkemeye taşıyor ve Giresun Ağır Ceza Mahkemesi “nitelikli cinsel saldırı”yı gerçekleştiren infaz koruma memurunu 10 sene 6 ay hapis cezasına çarptırıyor.

Tecavüz eden infaz koruma memurunun mahkeme tarafından cezalandırılmış olması Avşa’nın hapishane yaşantısını daha da çekilmez hale getirmiş:

“Ve bu yaşanan çirkin ve tatsız olayın Karadeniz bölgesinde kalmış olduğum bir çok ceza infaz kurumunda bilinmesi ile tarafıma yapılan diğer memurlarca baskı ve tehditleri yüksek makam Adalet Bakanlığımıza dilekçelerimle sunarak belli etmemle tarafımı can güvenliği nedeniyle önce Tokat, Niğde, Gümüşhane ve Bafra infaz kurumuna nakil etmişlerdir.”

Son olarak sevk edildikleri Bafra T Tİpi Kapalı Hapishanesi’nde bir başka trans mahpus ile birlikte bir kez daha cinsel saldırıya uğruyor Avşa. Şikayette bulunduklarında ise “yüzleri tanınmayacak hale getirilerek, tehditlerle vazgeçirilmek” istenirler. 23 Aralık 2013 tarihinde yaşanan bu saldırıya rağmen şikayetlerinden vazgeçmezler. Bu süreçte baskılardan dolayı açlık grevine başlarlar. Avşa bu açlık grevinin taleplerini şöyle anlatıyor:

“Talebimiz sadece darp edilip, taciz edilişimin, her detayı gerek kamera kayıtları ile gerekse de Bafra Devlet Hastanesi’nce verilen sağlık raporları ile gün, saat ve tarih olarak net ve somut olarak belli olan mağduriyetlerimizin sadece incelenerek yüce adaletin yerini bulmasıdır.”

Açlık grevinin ardından Avşa’nın ailesi Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak başka bir hapishaneye sevk edilmesini sağlar ve Avşa Nisan ayı başında Kocaeli 2 No’lu T Tipi Kapalı Hapishanesi’ne sevk edilir. Burada idarenin olumlu yaklaşımı sonrasında açlık grevine son verir. Ancak kendisiyle beraber açlık grevine başlayan trans arkadaşının ne durumda olduğunu bilmemekte olduğunu söylemekte ve yanına sevkini istemektedir:

“Hala Bafra infaz kurumunda tutulan 72 gündür açlıkla mücadele veren kader kardeşim Göksel Önal’ın resmen ölüme terk edildiğini çok iyi bilmekteyimdir (…) bize yardım etmenizi bir an evvel dayağın, tacizin, her türlü şiddet ve tehditin bulunduğu Bafra infaz kurumundaki kardeşim … in naklinin buraya yapılması için dualarımla yardımlarınızı bekliyorum.”

Avşa’nın bu anlattıkları LGBTİ mahpusların hapishanelerde yaşadıklarının bir örneği olarak görülebilir. Ayrımcılık ve kötü muamele bir yana taciz ve tecavüze uğrama riskiniz diğer mahpuslara göre daha da yüksektir. Yaşadıklarınızı mahkemeye taşımaya çalıştığınızda saldırı ve tehditlere maruz kalabilirsiniz. Saldırı ve tehditler bir yana hakkında başvuruda bulunduğunuz personel de “memura hakaret” ve “iftira”dan dava açılmasını ister ve olur da siz tehditlerden yılarak davanızı geri çekerseniz personel ceza almazken siz 4,5 yıl ceza alabilirsiniz. Bu olası sonuçlardan biridir. Diğer bir olası sonuç ise sizin davanızı geri çekmemeniz, bu durumda personelin ceza alması ve “personel dayanışması” sonucu bundan böyle o hapishanede yaşayamayacak duruma getirilmeniz ve “sorunlu mahpus” olarak kodlanmanızdır. Bundan böyle gönderildiğiniz her hapishanede benzer sorunlar yaşarsınız ve açlık grevini tek çıkar yol olarak görebilirsiniz. Avşa’ya yaşatılanlar tüm bu olası sonuçların ispatıdır.

Ayrıca Avşa’nın yaşadıkları üzerinden devletin gündeme getirdiği LGBTİ hapishanesi konusunu bir kez daha değerlendirmek de mümkündür. Avşa’nın maruz bırakıldığı bütün kötü muamele, şiddet, taciz ve tecavüzler hapishane personeli kaynaklıdır. Ve burada görüyoruz ki bu davranışlar karşısında soruşturma açılması için başvuruda bulunan mahpuslar daha boyutlu saldırılara maruz kalmakta, bu saldırılar karşısında Adalet Bakanlığı’nın, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün tek yapabildiği saldırılara maruz kalan mahpusu başka bir hapishaneye sevk etmek olmaktadır. Tek bir LGBTİ hapishanesi söz konusu olduğunda saldırıya uğrayan mahpusu başka bir hapishaneye sevk de söz konusu olamayacaktır. Olası bir kötü muamelede mahpus aynı personelle, aynı koşullarda yaşamak zorunda bırakılacaktır. Yani ayrı bir LGBTİ hapishanesi LGBTİ mahpuslar için çözüm olamayacağı gibi sorunu daha da boyutlu hale getirebilecektir.

Avşa’nın davasının nasıl sonuçlanacağı önemlidir. Ortada ciddi iddialar vardır ve bu iddiaları dile getiren mahpuslar hastane raporlarından söz etmekte, kamera görüntülerinin incelenmesini istemektedir. Bu iddialar karşısında eğer henüz bir soruşturma başlatılmamışsa hızla başlatılmalı ve sorumlular, bu saldırılara sessiz kalan yetkililerle beraber yargı önüne çıkarılmalıdır.

Bu dava süresince sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir. Konuyu gündemde tutmak, takipçisi olmak gerekmektedir. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) olarak konunu takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.

Kötü muamele, taciz ve tecavüz failleri ortaya çıkarılmalı ve yargılanmalıdır.

4 Mayıs 2014

Zafer Kıraç – Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Mustafa Eren – Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü

Not: Avşa, aşağıda paylaşacağımız mektubunun sonunda kendisine yardımcı olunması talebinde bulunmaktadır. Avşa’ya yardımcı olmak isteyenler 0542 336 75 67 numaralı telefonu arayarak ayrıntılı bilgi alabilirler.

Avşa’nın 21 Nisan 2014 tarihli mektubu:

avşa 2 avşa 3 avşa 4 avşa 5

Açlık Grevindeki Mahpuslara Dair Son Bilgiler

Bafra T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulmakta olan trans mahpusların açlık grevinde olduklarına dair bilgiler Mart ayı sonundan itibaren gündemde. İlk defa kendisi de bu hapishanede tutulan Osman Evcan’ın mektubunda dile getirilen bu bilgi üzerine CİSST olarak Meclis İnsan Hakları Komisyonu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun da aralarında bulunduğu 5 ayrı kuruluş ve merciye başvuru yapmış ve durumu sormuştuk. Nisan ayı başında yazdığımız bir yazı ile de bu durumu kamuoyuyla paylaşmıştık (Bakınız: Bafra Hapishanesi’ndeki Trans Mahpusların Açlık Grevinde Olduğu İddialarına Dair Bilgilendirme Notumuz ).

Açlık grevine dair kesin bilgi ise ancak açlık grevindeki mahpusların mektubu ile edinildi. Açlık grevini sürdüren ve 60 gündür açlık grevinde olduğunu belirten Avşa’nın KAOS GL’ye yazdığı mektup 10 Nisan tarihinde elimize ulaştı ve bu mektubu da okuyucularımızla paylaştık. Bu mektubunda Avşa taciz ve tecavüzleri protesto için açlık grevine başladığını söylüyordu. Mektupta başka mahpusların açlık grevinde olduğuna dair bilgi yer almıyordu. Buna karşılık İstanbul LGBTİ Derneği, Hêvî LGBTİ ve İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu 15 Nisan günü basına yansıyan açıklamalarında “Bafra T Tipi Cezaevi’ndeki trans kadınların 40 gündür açlık grevinde olduğu”nu belirtiyordu. Bu açıklamada da kaç mahpusun, ne kadar süredir açlık grevinde olduğu bilgisi yer almıyordu.

Bafra T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kaç mahpusun ne kadar süredir açlık grevinde olduğu bilgisi henüz belirsizliğini koruyor. CİSST olarak Bafra Hapishanesi’ndeki 7 trans mahpus ile yaklaşık 3 aydır yazışıyoruz. Mektupla bu mahpuslara da açlık grevini sormuştuk. Gönderdikleri 14 Nisan tarihli faksta 2 mahpusun başka hapishaneye sevk için açlık grevine başlayacakları duyduklarını ancak bu 2 mahpusun başka bir blokta tutulduğunu ve sevklerinin gerçekleştiğini söylüyorlar.

Bafra’daki trans mahpusların gönderdiği faksı ve kurumların 15 Nisan tarihli açıklamasını okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Funda 14 Nisan2014

“Trans Mahpuslar Yalnız Değildir!”

15 Nisan 2014
Hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine, insanlık onuruna aykırı tutumlara ve cinsel tacize karşı açlık grevine başlayan trans kadın mahpuslarla dayanışmak için İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde İstanbul LGBTİ Derneği, Hêvî LGBTİ ve İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu ortak bir basın açıklaması düzenledi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde, trans kadınlara yapılan hak ihlallerine ve cinsel tacize dikkat çekmek, onlarla dayanışmak için LGBTİ oluşumları İstanbul LGBTİ ve Hêvî LGBTİ’nin de katıldığı bir basın açıklaması düzenlendi.
Açıklamadan önce, İHD Cezaevi Komisyonu’ndan Hatice Onaran hapishanelerdeki hak ihlallerine değinerek tecritin ve tacizin asla kabul edilemez olduğunu belirtti.
Ardından Hêvî LGBTİ’den Asya Elmas basın açıklamasını okudu. Bafra T Tipi Cezaevi’ndeki trans kadınların 40 gündür açlık grevinde olduğunu hatırlatan Elmas, hapishanede sistematik biçimde cinsel tacize ve şiddete maruz kalan trans kadın Avşa’nın 60 gündür grevde olduğunu belirtti.
“Can güvenliği bahanesiyle sürgün”
2009’da Giresun İnfaz Kurumu’nda görevlinin cinsel istismarına uğradığı belirtilen Avşa’nın delillerle birlikte mahkemeye başvurduğunu belirten Asya Elmas, memurun hapis cezasına çarptırılırken Avşa’nın da can güvenliği bahanesiyle Tokat’a sürüldüğünü ifade etti. Tokat’ta da aynı insanlık dışı uygulamaların devam ettiğini söyleyen Elmas, Avşa’nın Niğde’ye devamında da Gümüşhane ve Bafra’ya sürüldüğünü kaydetti.
Ortada taciz yoktur, çünkü Avşa travestidir”
Avşa’nın Kaos GL’ye yazdığı mektubundan alıntı yapan Elmas, Avşa’nın Bafra’da meydan dayağına maruz kaldığını belirtti. Avşa ise bu durumu mektubunda “Yüzüm gözüm tanınmayacak hale geldikten sonra hastaneye gönderilmeyip kurum revirince basit bir raporla geçiştirilmek istendi. Ancak olay günü olan 23 Aralık 2013 tarihinden bir gün sonra fenalaşmam ile acilen Bafra Devlet Hastanesi’ne kaldırılıp tedavim yapılarak detaylı rapor verildi. Ve kurumdaki bazı personel ve idareciler yanıma gelerek bana saldıran memurun psikolojik sorunları olduğunu, antidepresan ilaçlar ile ayakta durduğunu, şikayetimden vazgeçmemi, aksi takdirde tarafım için iyi olmayacağını söylediler” sözleriyle aktardı.
Kamera kayıtları ve hastane raporlarına rağmen Avşa’nın şikayetlerinin kovuşturmaya gerek olmadığı gerekçesiyle geçiştirildiğini kaydeden Elmas, “Ortada taciz yoktur, çünkü Avşa travestidir! Travesti oluşundan ötürü taciz hayatın olağan alışına aykırıdır, mümkün değildir!” sözlerini kınadıklarını açıkladı.
“Trans kadınlar yalnız değildir”
“Bütün bu yaşadıklarından sonra açlık grevine giren Avşa ise mektubu yazdığı sırada açlık grevinin 60. günündeydi ve bu süreçte 22 kilo kaybetti” diyen Asya Elmas, mahpushanelerde trans kadınların uğradığı her türlü şiddetin birinci dereceden sorumlusunun adalet bakanlığı ve hükümet olduğunu ifade etti. Avşa Erkuş ve tüm trans kadın mahpuslara uygulanan baskılara derhal son verilmesi gerektiğini belirten Elmas, “Trans kadın mahpuslar yalnız değildir” sözleriyle açıklamayı sonlandırdı.
“Tecrit içinde tecrit kabul edilemez”
Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan İstanbul LGBTİ Derneği’nden Çîrûsk Arat ise, yaşananların peşini bırakmayacaklarını ve milletvekillerinden oluşan bir heyetin durumu izlemek üzere Avşa’nın bulunduğu cezaevine gideceklerini açıkladı. LGBTİ’ler için yapılacak cezaevlerine ilişkin soruyu değerlendiren Arat, “Tecrit içinde tecrit uygulamasına karşıyız. Tüm bunları kamuoyu oluşturarak, kampanyalarımızla önleyeceğiz” açıklamasında bulundu.
İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu’ndan katılan Seza Horoz ise, Avşa’nın ve diğer trans kadın mahpusların durumunu “Dışarıdaki tecrit içeri taşındı” sözleriyle değerlendirdi. Hapishanelerdeki hak ihlallerinin Afrika’da translara uygulanan idamdan farklı olmadığını kaydeden Horoz, en önemli unsurun zihniyetle mücadele etmek olduğuna dikkat çekti.

LGBTİ Hapishanesine Yönelik Eleştirilerimiz ve Sorunun Çözümüne DairÖnerilerimiz

LGBTİ Hapishanesine Yönelik Eleştirilerimiz ve Sorunun Çözümüne Dair Önerilerimiz

CHP Milletvekili Veli Ağbaba’nın konuya ilişkin soru önergesi üzerine Adalet Bakanlığı, “cinsel yönelimi farklı” mahpuslar için ayrı bir hapishane kurulacağını açıkladı. Bu, Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki ilk açıklaması değil. Adalet Bakanlığı daha önce de  “LGBT durumunda bulunan hükümlü ve tutuklular için özel tip ceza infaz kurumu” yapılacağını açıklamıştı.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği olarak Kasım 2012-Kasım 2013 tarihleri arasında Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar adı altında bir çalışma yürüttük. Bu çalışma kapsamında Bakanlığa LGBTİ mahpuslara ilişkin bilgi edinme başvuruları yaptık. Bakanlık 24 Temmuz 2013 tarihli cevabında LGBTİ mahpuslar için özel bir cezaevi yapacağını ilan etti. O günlerde yaptığımız açıklamalarımızda bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmış ve yapılması planlanan bu hapishanelere eleştirilerimizi de belirtmiştik.[i]

Bakanlığın LGBTİ’lere yönelik hapishane yapma planını öğrenmemizin ardından yeni bir başvuru ile bu hapishanenin ne zaman, nerede yapılacağını da sormuş ve bu soruya 16 Eylül 2013 tarihli cevabi yazıda “yapılacak ceza infaz kurumunun ne zaman ve nereye yapılacağı konusu belli olmamakla birlikte proje çalışmaları devam etmektedir” yanıtını almıştık.

Konunun yeniden gündeme gelmesi üzerine bu konudaki düşüncelerimizi kamuoyuyla tekrar paylaşmayı gerekli görüyoruz.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği olarak LGBTİ mahpuslar için yapılması planlanan özel hapishaneleri olumlu bulmuyor ve eleştiriyoruz. Bu konudaki eleştirilerimizin farklı nedenleri söz konusudur:

1- LGBTİ mahpuslar için, onların yaşantısını doğrudan etkileyecek adımlar atılırken onların, konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin ve bu alanda çalışma yapan akademisyenlerin görüşlerinin alınıp alınmadığını bilmek istiyoruz. Bu hapishane planlanırken hapishane idarelerinin görüşlerinin dikkate alındığını ancak LGBTİ mahpuslara, STÖ’lere ve akademisyenlere “siz ne istersiniz” diye sorulmadığını düşünüyoruz.

İnsanların yaşamlarını doğrudan etkileyecek kararlar alınır, adımlar atılırken onlara danışılmamasını, onları karar mekanizmalarına dahil edecek yapılar yaratılmamasını anti demokratik bir tutum olarak görüyor ve bu tutumun hapishane idareleri bir yana bir bütün olarak Türkiye demokrasisinin düzeyini gösteren bir emare olduğunu düşünüyoruz.

LGBTİ mahpuslar için özel hapishane yapılmadan önce LGBTİ mahpusların ve ilgili STÖ’lerle akademisyenlerin görüşleri alınmalı, bu karar bu görüşler doğrultusunda revize edilmelidir.

2- Yargılamanın sağlıklı yürümesi ve aileleriyle, sosyal çevreleriyle bağlarının sürebilmesi için mahpusların tutuklandıkları yerde hapsedilmeleri önemlidir. Bakanlığın 2013 yılı Temmuz ayı verilerine göre Türkiye’nin 18 ayrı hapishanesinde tutulmakta olan 79 LGBTİ mahpusu,[ii] bulundukları hapishanelerden alıp tek bir hapishaneye toplamak hem yargılamayı olumsuz etkileyecek hem de onları sosyal çevrelerinden koparacaktır. Bu uygulama “sürgün” anlamına gelecektir ve hapsetmeye ek olarak mahpusu ikinci kez cezalandırmak anlamını taşımaktadır.

Mahpuslar, yargılamanın sağlıklı sürebilmesi, mahkemeye gidiş gelişlerinin bir eziyete dönüşmemesi (Başka illerdeki mahkemelerine oldukça kötü koşullar içeren ringlerle ve saatler süren yolculuklarla gitmek zorunda bırakılmak…), avukatlarıyla düzenli görüşebilmeleri ve aileleri, çocukları, arkadaşları ile aynı şehirde olabilmeleri için Türkiye’nin tek bir iline yapılacak hapishaneye sürgün edilmemelidirler.

3- Türkiye’de LGBTİ insanlara yönelik ayrımcılık önemli bir problemdir. LGBTİ’lere yönelik saldırılar ve nefret cinayetleri bu ayrımcılığın en bariz göstergesidir. Bu ayrımcılık hapishanelerde de varlığını sürdürmekte ve hatta daha boyutlu yaşanabilmektedir. Bu nedenle hapishanelerde LGBTİ mahpuslara dair bir güvenlik sorunu olduğu doğrudur. Bu güvenlik gerekçe gösterilerek LGBTİ mahpuslar diğer mahpuslarla bir araya getirilmemekte, çoğu hapishanede ortak kullanım alanlarını kullanamamakta sosyal yaşama dahil olamamaktadır. O hapishanede tek tutulan LGBTİ mahpuslar için bu durum katı bir tecrit anlamına gelmektedir. Adalet Bakanlığı, LGBTİ mahpuslara özel hapishane inşa etme kararını bu güvenlik sorununu aşmak ve fiili izolasyon durumuna son vermek ile gerekçelendirebilir. Ancak:

– Bir LGBTİ hapishanesi açıp onları diğer mahpuslardan soyutlamak var olan ayrımcılığı kurumsallaştırmak, devlet eliyle ve mimari aracılığıyla da ayrımcılık yapmaktır.

– Bir LGBTİ hapishanesi açmak, orada tutulacak bütün mahpusları damgalamaktır. Kendi cinsel yönelimini ailesine, çevresine açıklamayan insanlar tutuklandıklarında gönderilecekleri yer bu hapishane olduğunda bu cinsel yönelimlerini ifşa anlamına gelecektir.

– LGBTİ hapishanesi yoluyla gerçekleştirilecek olan damgalama burada tutulacak mahpusların yanı sıra bu hapishaneye gidecek olan ziyaretçileri de kapsayacaktır. Bu hapishanedeki yakınlarını, arkadaşlarını ziyarete gidecek olan insanlar da görünür hale getirilecektir. Son yapılan hapishanelerin neredeyse tamamının şehir dışında, toplu taşıma araçlarının dahi ulaşamadığı yerlerde olduğu düşünülürse bu damgalama ve sorun daha anlaşılır olacaktır.

– Güvenlik gerekçesi söz konusu ise LGBTİ mahpusların halihazırda hapishanelerde ayrı koğuşlarda tutuldukları, diğer mahpuslarla bir araya getirilmediği de hatırlanmalıdır. Bu nedenle LGBTİ mahpuslara yönelik taciz, tecavüz, kötü muamele vakalarının bilinenlerinin neredeyse tamamı mahpuslardan değil hapishane personelinden kaynaklıdır.[iii] Ayrı bir LGBTİ hapishanesi inşa etmek bu güvenlik kaygısını ortadan kaldırmayacaktır.

– Akla gelen bir diğer çekinceli durum ise hapishanelerde tecavüze uğrayan mahpusların ve tecavüzcülerinin de buraya gönderilip gönderilmeyeceğidir. Buraya gönderilmenin kriterleri ne olacaktır. Bu bilinmemektedir.

Tüm bu eleştiri ve çekincelerimiz nedeniyle ayrı bir LGBTİ hapishanesinin yapılmasını olumsuz bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. CİSST olarak yapılması gerekenin ayrı bir hapishane inşa etmek yoluyla ayrımcılığı kurumsallaştırmak, mahpusları ve yakınlarını damgalamak, mahpusları sosyal yaşam alanlarının dışına taşımak, onları sürgün etmek, ek bir cezalandırmaya tabi tutmak değil onların tutulduğu hapishanelerde ayrımcılık ve güvenlik sorunlarını çözmeye çalışmak, bunun için de sivil toplum örgütlerinin sürece dahil olmasını sağlamak olduğunu düşünüyoruz. Sivil toplum örgütleri hem LGBTİ mahpuslara yönelik çalışmalar yapıp onların izole edilmiş hallerinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir hem de diğer mahpuslara ve hapishane personeline yönelik çalışmalarıyla ayrımcılığı geriletmeye katkı sunabilir. Hapishane yönetimlerinin de bu konuda irade göstermesi ve tavır alması sayesinde LGBTİ mahpuslar güvenlik kaygısı olmaksızın ortak kullanım alanlarını kullanabilecek, diğer mahpuslar gibi sosyal faaliyetlerden yararlanabilecek ve fiili izolasyon durumu sona erebilecektir. Bunun olması için ayrı bir hapishane inşa etmeye gerek yoktur. Sorunun çözümü konusunda irade göstermek ve STÖ’leri ve ilgili akademisyenleri sürece dahil etmek önemli bir adım olacaktır.

15 Nisan 2014

Mustafa Eren

Sosyolog – CİSST Proje Koordinatörü 

 

[i] Bu çalışmamızın tamamına CİSST’ın internet sitesinden ulaşabilmek mümkündür: http://www.cezaevindestk.org/belgeler/ozel_ihtiyaclara_sahip_mahpuslar_uzerine_el_kitabi2013.pdf

 

[ii] Adalet Bakanlığı, bilgi edinme başvurumuza verdiği cevapta 79 LGBT mahpus olduğunu ifade etse de bu 79 sayısının sadece görünür durumdaki trans mahpusları kapsadığı tahmin edilebilir bir durumdur.

[iii] LGBTİ mahpusların kendilerine yönelik kötü muamele, taciz ve tecavüz iddialarını içeren anlatımları için Hapiste LGBTİ blogumuza bakılabilir: https://hapistelgbti.cisst.org.tr/

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑