CHP Milletvekili Melda Onur, LGBT Mahpuslar İçin Soru Önergesi Verdi

CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİİST) başlatmış olduğu Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar projesi kapsamında ve CHP Cezaevi İzleme Komisyonu üyelerinin raporları dahilinde LGBT mahpusların için soru önergesi verdi.

Soru önergesinin metnini okuyucularımızla paylaşıyoruz:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,
Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin tarafından yazılı olarak cevaplanmasını arz ederim.
Melda Onur
İstanbul Milletvekili

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Kasım 2012 tarihinde Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar adlı bir proje başlatmıştır. Bu projeyle birlikte CİSST, LGBT, yaşlı, engelli ve yabancı uyruklu mahpuslarla ilgili çalışmalar yürütmektedir. Aynı zamanda CHP’nin cezaevinde yaşanan sorunları ortaya koymak amacıyla oluşturduğu Cezaevi İzleme Komisyonu, koordinasyon dahilinde konuyla ilgilenen CİSST ve diğer sivil toplum örgütlerine destek olmaktadır.
CHP Cezaevi İzleme Komisyonu üyeleri Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in 2012 yılının Temmuz ayında gerçekleştirdikleri ziyaretlerinde tespit ettikleri sorunlar ve raporlaştırdıkları izlenimlerine göre farklı cinsel yönelimleri olan bireyler fiili olarak hakları ellerinden alınmıştır. Herkesin ortak alanı kullanma, sportif ve sosyal faaliyetlere katılma hakkı varken farklı cinsel yönelimleri olanlar, bu haklardan yararlanamamaktadır. Herkesin açık cezaevine gitme hakkı varken, LGBT bireylere açık cezaevine gitme hakkı tanınmamaktadır. Kursa katılma hakları ise ellerinden alınmaktadır.
Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi nedeniyle, sadece kendileri olmaktan kaynaklı olarak bu insanların hapishanelerde kendilerine özgü sorunları, sıkıntıları, ihtiyaçları olmaktadır. Cezaevi izleme komisyonunun raporunda da belirtilen sorunların çözüme kavuşturulması için, ihtiyaç ve sorunların ortaya çıkarılabilmesi öncelikle ilgili verilerin edinilmesiyle mümkündür.
Bu nedenle;
1- Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinden hangilerinde (il, ilçe ve kurum adıyla belirtilmek suretiyle bilgi istenmektedir) kaç tane LGBT tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır?
2- LGBT tutuklu ve hükümlülerin kaçı hangi yasayı/yasaları ihlalden hapishanede tutulmaktadır?
3- Tutukevlerine ve ceza infaz kurumlarına girişleri sırasında geleneksel “kadın” ve “erkek” normlarının dışında cinsel kimlikleri veya cinsel yönelimleri olduğunu söyleyen kişiler ceza ve tutukevlerinde nerelerde, hangi koşullarda tutulmaktadır?
4- Türkiye’deki ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin hangilerinde (il, ilçe ve kurum adıyla belirtilmek suretiyle bilgi istenmektedir)LGBT bireyler için ayrı koğuşlar bulunmaktadır? Ayrı koğuşların bulunmadığı ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde kalan LGBT bireyler nerelerde, hangi koşullarda tutulmaktadır? Bu mahpuslardan kendi isteğiyle diğer mahpuslardan ayrı tutulanlar var mıdır? Kendi isteği dışında ayrı tutulan kaç LGBT mahpus vardır?
5- Türkiye’deki ceza ve tutukevlerinde LGBT bireylere, onların ihtiyaçlarına yönelik özel bir düzenleme yapılmakta mıdır? Yapılmaktaysa bunlar nelerdir?
6- LGBT mahpusların hormon tedavisi gibi özel sağlık hizmeti ihtiyaçları bulunabilmektedir. Bu hizmet ve ihtiyaçları karşılanmakta mıdır? Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hormon tedavisi talebinde bulunan mahpus var mıdır? Bu talepleri karşılanmış mıdır?
7-LGBT mahpusların özel ihtiyaçları bulunmaktadır. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin kantinlerinde bu ihtiyaçlar satışa sunulmakta mıdır? Maddi imkanı olmayan mahpusların bu ihtiyaçları karşılanmakta mıdır?
8- LGBT mahpuslar, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde mahpuslara yönelik ortak kullanım alanı, spor salonu, kütüphane gibi hizmet ve tesislerden yararlandırılabilmekte midir? Bu hizmet ve tesislerden yararlanırken diğer mahpuslarla bir araya getirilmekte midir?

 

LGBT’lerin Hapishane Koşullarındaki Hakları Nelerdir?

İnsan Hakları Gündemi Derneği, internet sitesinde LGBT’ler için yaptığı çalışmaları da yayınlıyor. Bu çalışmalardan biri LGBT’lerin hapishane koşullarındaki haklarını anlatıyor. Okuyucularımızla bu yazıyı paylaşıyoruz:

LGBT Bireylerin Cezaevi Koşullarındaki Hakları Nelerdir?

LGBT bireyler normal yaşam içinde karşılaştıkları ayrımcılık, önyargı ve damgalamayla cezaevlerinde de karşılaşmaktadırlar. Pek çok LGBT birey cezaevlerinde cinsel yönelimleri ve toplumsal cinsiyet kimlikleri nedeniyle hem cezaevindeki diğer mahkumların hem de cezaevi personelinin saldırılarına maruz kalmaktadır. Onları bu saldırılardan korumak amacıyla alınan önlemler ise sık bir şekilde izolasyon ile sonuçlanmaktadır1.

BM Mahpusların Islahı için Asgari Standart Kurallar; BM Mahkumlara Uygulanacak Muameleye İlişkin Temel İlkeler (İlke 1); BM Her Hangi bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması için İlkeler Bütünü (İlke 1), BM Kişisel ve Siyasal Hakları Sözleşmesi (Madde 10) ve Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı ve Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin Standartları (CPT Standartları) cezaevindeki kişilere yönelik muamele ve cezaevleri şartları konusunda genel ilkelerin yanı sıra biz dizi koruyucu standart geliştirmiştir. Bu kurallar çerçevesindeki genel ilke cezaevindeki yaşamın asla normal olmamakla birlikte, cezaevi koşullarının – özgürlüğün kaybedilmesi dışında – mümkün olduğunca normal yaşan koşullarına yakın olmasıdır. Ceza özgürlükten yoksun bırakmaktan ibarettir. Hapsedilme koşulları ek bir ceza gibi kullanılamaz. Hapsedilmenin doğurabileceği tüm koşullar en aza indirgenmelidir. Bu nedenle cezaevinde kalanlar için, cezaevindeki hayat mümkün olduğunca normal yaşama yakın kılınmalıdır.2 Türkiye’de 5275 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun” 2. Maddesi hükümlülere ayrımcılığı ve cezanın infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı muameleyi yasaklamaktadır.

İşledikleri ileri sürülen ya da gerçekten işlemiş oldukları suç ne kadar korkunç olursa olsun, tutuklanılan ya da hapsedilen kimseler insan olmaya devam ederler. Kendileriyle ilgilenen mahkeme ya da adli makam bu kimselerin ellerinden insanlıklarının değil, yalnızca özgürlüklerinin alınmasına karar vermiştir. Cezaevi görevlileri mahkumların insan olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır. Mahkumu, bütün bir insan olarak değil de, yalnızca bir numara olarak görme eğilimine sürekli olarak karşı koymalıdır. Cezaevi personelinin mahkumlara, işledikleri ileri sürülen ya da işlemiş oldukları suçlardan dolayı, kendilerine saygı gösterilmesi hakkını kaybetmiş ikinci sınıf kimseler olarak davranarak onlara ek bir ceza vermek gibi bir hakkı yoktur. Mahkumlara kötü muamele yapılması her zaman yasalara aykırıdır. Dahası, böyle bir muamele bu muamelede bulunan görevlinin insanlığını da azaltır. Tutuklanan ya da hapsedilen insanlar özgürlüklerini kaybetmenin sonucu olarak kaybettikleri haklar dışında bütün insan haklarına sahip olmaya devam ederler. Cezaevi makamlarının ve cezaevi personelinin bu ilkenin doğurduğu sonuçları açıkça anlamaları gerekir. Bazı hususlar çok açıktır. Örneğin, işkence ve bilerek zulüm, insanlıkdışı ve aşağılayıcı muamele yapılması tümüyle yasaktır. Bu yasak yalnız mahkumlara doğrudan bedensel ya da ruhsal zarar verilmesini yasaklamakla kalmaz. Mahkumun içinde yaşayacağı koşulların tümünü içerir3.

Yogyakarta İlkelerinin 9. İlkesine göre özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, insani muamele görme ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği insanlık onurunun dâhili bir parçasıdır. Bu nedenle Devletlerin özgürlüğü kısıtlamanın, cinsel yöneliminden veya cinsiyet kimliğinden dolayı insanların daha da marjinalleşmelerine veya bu kişilerin şiddete ve kötü muameleye, maddi, manevi veya cinsel olarak kötüye kullanılmalarına yol açmamasını güvence altına almaları gerekir. Ayrıca Devletler olanaklar ölçüsünde, tüm mahkumların cinsel yönelimlerine ve cinsiyet kimliklerine uygun alıkonulma yerinin seçilmesi konusundaki karar sürecine katılmalarını güvence altına almalıdır.

1 Crimes of Hate, Conspiracy of Silence: Torture and Ill-treatment based on Sexual Identity, Amnesty International. http://www.ai-lgbt.org/ai_report_torture.htm#chap3 web sitesinde mevcuttur. Son erişim 28.12.2008; No Escape: Male Rape in US Prisons, Human Rights Watch, http://www.hrw.org/legacy/reports/2001/prison/report4.html web sitesinde mevcuttur. Son erişim 28.12.2008. LGBT people in prison, From Wikipedia, the free encyclopedia, http://en.wikipedia.org/wiki/LGBT_people_in_prison web sitesinde mevcuttur. Son erişim 28.12.2008

2 Bu konuda daha geniş bilgi için Bkz. Standartları İşler Kılmak, Cezaevlerinde doğru uygulamalar üzerine uluslar arası el kitabı, Çev: Orhan Kemal Cengiz, Uluslararası Ceza Reformu, 200, s.3

3 Cezaevi Yönetimine İnsan Haklarını Göz Önüne Alan Bir Yaklaşım, Cezaevi görevlileri için elkitabı, Andrew Coyle, Uluslararası Cezaevi Araştırmaları Merkezi, © Andrew Coyle 2002, s.31

CHP Milletvekili Veli Ağbaba LGBT Mahpuslara İlişkin Gözlemlerini Anlattı

CHP Cezaevleri İzleme Komisyonu üyesi olan Malatya milletvekili Veli Ağbaba, yaptığı hapishane ziyaretleri sırasında LGBT mahpuslara ilişkin gözlemlerini gazetecilerle de paylaştı.

9 Temmuz 2012 tarihinde Haber Türk gazetesinde yayınlanmış olan röportajın ilgili kısmını okuyucularımızla paylaşıyoruz. Röportajın tamamını burayı tıklayarak okuyabilmek mümkündür.

‘Eşcinseller ikinci sınıf mahpus durumundalar’

Metris’te eşcinsel tutuklularla görüşmenizdeki izlenimleriniz ne oldu?

Aslında bu tesadüf buluşmada bir yandan da farklı cinsel yönelimi olanlara karşı önyargımla yüzleşmiş oldum. Tıpkı bu toplumun ve siyasetin olduğu gibi benim de önyargılarımın olduğunu fark ettim. İlk başta karmaşık bir ruh haliyle onları dinliyordum. Sonra giderek alıştım. Onların insani yönlerini görmeye başladım. Hapishane içinde hapishaneye konulan iki grup mahpus var: Biri, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çekenler, diğeriyse farklı cinsel yönelimi olanlar. Eşcinseller 2. sınıf mahpus ve neredeyse hiçbir haktan yararlanamıyorlar. Bir kursa dahi katılamıyorlar. Tamamen yalıtılmış durumdalar.

Eşcinsel ve transseksüel tutuklular sizlere ne anlattı?

Ayrımcılık ve nefret, hapishane köşelerine kadar ulaşmış durumda. Farklı cinsel yönelimleri olan bireyler, fiili olarak hakları elinden alınmış insanlar. Örneğin herkesin ortak alanı kullanma sportif ve sosyal faaliyetlere katılma hakkı varken sudan sebeplerle farklı cinsel yönelimleri olanlar, bu haklardan yararlanamıyorlar. Devlet, mahpusları arasında bile ayrımcılık yapıyor. Herkesin açık cezaevine gitme hakkı var. Ama LGBT bireylere açık cezaevine gitme hakkı tanınmıyor. Hukuk devleti kavramını altüst eden bir uygulama değil midir bu?

Burada nasıl bir prosedür işliyor?

Eşcinsel birinin, diğer eşcinsel mahpuslarla bir arada kalabilmesi için eşcinsel olduğuna dair rapor alması gerekiyor. Bu rapor sürecinde pek çok onur kırıcı uygulamaya maruz kalıyorlar. Kadın, erkek olunca sorun yok ama eşcinsel olunca rapor gerekiyor.

Bu bireylere dönük ihlaller, pek çok insan hakkı savunucusu tarafından gözardı edilebiliyor.
Bir itirafta bulunmak istiyorum: Yıllarca insan hakları savunuculuğu yaptım ama ben de LGBT bireylerin haklarını çoğu zaman görmezden geldim. Varlıklarından ve sorunlarından haberdar olamadım. Bu mahpusların sorunları, aslında ayrımcılık ve nefretle açıklanabilir. Hapishane içi her türlü faaliyetten fiilen mahrum kalmaları, aslında, eşit vatandaşlık talebinin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Durumlarıysa ceza içinde ceza çekmek.

Siyasette eşcinsellerin haklarını daha çok kadınların savunduğunu görüyoruz.

Bazı kadın vekillerimiz bu konuda oldukça duyarlı ve çalışmalar yürütüyor. Benimse LGBT bireylere yönelik hapishane dışında özel bir çalışmam yok. Hapishanelerdeyse varlıklarını ve sorunlarını yeni fark etmiş durumdayım. Artık gittiğim hapishanelerde, LGBT mahpus olup olmadığını soruyorum ve varsa onlarla görüşüp sorunlarını dinlemeye çalışıyorum.

Kadınca Dergisinde Bir Röportaj ve Bir LGBT Mahpusun Tanıklığı

Kasım 2012 tarihli Kadınca dergisinde LGBT mahpuslara ilişkin bir röportaj yayınlandı. Röportaj mahpuslar için çalışmalar yürüten Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kıraç ve 13 yılını hapiste geçirmiş olan bir LGBT mahpusla yapılmıştı.

LGBT Hapiste

Zafer Kıraç bu röportajda Türkiye’deki hapishanelerin erkek mahpuslara göre organize edildiğini, özel ihtiyaçları olan mahpusların görmezden gelindiğini belirtirken LGBT mahpus ise kendi yaşadıklarını anlatıyordu. Bu eski mahpusun anlattıkları LGBT bireylerin hapishanelerde nelerle karşılaştığının çarpıcı bir örneğini oluşturuyor. Yazılı olarak röportajın bu kısmını ve 4 sayfanın tamamının fotoğraflarını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

“Biz zaten hapisteyiz, bir de cezaevinin içinde ayrı bir hapiste neden tutuluyoruz. Dışarıya, spor alanına çıkardıklarında diğer mahkumlar bize devamlı sözlü ya da fiziki tacizde bulunuyorlar. İnfaz koruma memurları da bizi korumakta yetersiz kalıyor. Erkek mahkumlar bizi istemiyorlar. Memurlar ise erkek mahkumlardan bizi koruyamıyorlar. Yönetim müdahale etmiyor. Bir de eğer şikayetlerimizi belirtirsek dayak yiyoruz. Ben 24 tane cezaevi gezdim, en son Tokat’tan çıktım. Tahliyeme sayılı günler kala koğuşumuzdaki bazı arkadaşlar idare ile sorunlar yaşadı, biz de şikayet dilekçesi yazdık. Bu sebeple 40 memur, 7 kişilik koğuşumuzda, hepimizi komalık ettiler. Linç ettiler bizi. Ben de tahliye olunca bizim sıkıntılarımızı anlatmaya yemin ettim. Ben utanmıyorum. Bizi bu duruma düşürenler utansın. 15-20 gün önce İstanbul’da bir travesti arkadaşımızı öldürdüler, boğazını kesmişler. Dışarıda bile yaşamak bu kadar zorken, içeriyi siz düşünün. Dışarıda sıkışınca polise gider başvurusun, bulunduğun yerden kaçabilirsin. Orada bu imkan da yok, kime ulaşabilirsin, kurtar beni diyebilirsin? Olay yine idarede bitiyor ve onlar da yaşananların dışarıya yansımaması için olayı kapatıyorlar. O linç olayında burnum kırıldı ama bana rapor bile vermediler, başıma gelen olayları kanıtlayamıyorum bile.” (Kadınca, Kasım 2012, sayfa 59)

LGBT Hapiste

LGBT Hapiste

img037

 

 

Türkiye’de trans kadınlar için koğuşu olan sadece 3 hapishane var

Cezaevlerindeki LGBT bireylerle çalışan, aktivist Aras Güngör’le Bianet’ten Çiçek Tahaoğlu mahpus LGBT’leri ve hapishanedeki yaşam koşullarını konuştu. İlgili haberi okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Türkiye’de trans kadınlar için koğuşu olan sadece 3 cezaevi var!

Türkiye’de trans kadınlar için koğuşu bulunan sadece üç cezaevi var. Koğuşlardaki ayrımcılık ve gardiyanlarla cezaevi yönetimlerine karşı mücadele veren mahpus LGBT’ler, sağlık, tedaviye erişim, adil yargılanma ve insanca yaşam haklarını talep ediyor.

Dışarıda geçirdikleri her an zaten homofobi/transfobiyle karşı karşıya olan LGBT bireylerin, içeride de mücadele etmeleri gereken çok şey var. Kaldıkları koğuştaki diğer mahpuslar, gardiyanlar, cezaevi yönetimleri, sağlığa ve tedaviye, adil yargılanma ve insanca yaşam haklarına erişim…

Cezaevlerindeki LGBT bireylerle çalışan, aktivist Aras Güngör’le bianet’ten Çiçek Tahaoğlu mahpus LGBT’leri ve içerideki yaşam koşullarını konuştu.

Üç cezaevinde trans koğuşu var

Cezaevi ve yargılanma sürecinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadesi dolayısıyla çeşitli sorunlar yaşama ihtimali çok yüksek olduğundan hapiste kaç LGBT var bilmiyoruz.

Güngör, toplumsal dışlanma ve ayrımcılık nedeniyle cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini ifade edememe sorunun içeride de varolduğunu söylüyor. Bu da içerideki LGBT bireylerin sayılarına dair bir veri olmamasının nedenlerinden. Yine de çok uzun süreler aynı koğuşta yaşadıkları insanlardan cinsiyet kimliklerini gizli tutmaları mümkün olmadığını da belirtiyor.

Ama trans bireyler için durum biraz daha karmaşık bir hal alıyor. Güngör, zorunlu olarak görünür olan trans bireylere yönelik uygulamaların cezaevi müdürlüğünün yaklaşımına göre farklılıklar gösterdiğini söylüyor.

Şu anda Türkiye’de trans kadınlar için düzenlenmiş koğuşların olduğu üç cezaevi var: Sincan, Maltepe ve Çorum Cezaevleri. Güngör, buralarda yaklaşık 70 trans kadının olduğunu ifade ediyor.

Diğer cezaevlerinde ise trans bireyler eğer ameliyat olmuş ve kimliğini değiştirmişse kadınlar koğuşunda kalıyorlar. Ya da boş olan bir koğuş varsa tek başlarına oraya yerleştiriliyorlar. Güngör, mahkum sayısının fazlalığından dolayı bu üç cezaevine nakilin mümkün olmadığını belirtiyor.

“Herkes başka cezaevine nakledilmek istiyor ama cezaevi müdürlüğü kapasitelerinin yeterli olmadığını söylüyor. Üç cezaevi kesinlikle yeterli değil.”

Yani her cezaevinde nasıl kadın, erkek, çocuk koğuşları varsa, LGBT bireylere yönelik koğuşlar da olması gerekiyor.

‘Güvenliğiniz’ için sosyalleşemezsiniz’

Güngör, cezaevindeki trans kadınların karşılaştıkları sorunlardan bazılarını söyle sıralıyor:

“Koğuşların yetersiz olması, cezaevine girerken ‘üst araması’nın cinsiyet kimliğini ihlal edecek şekilde yapılıyor olması başlıca sorunlar. Ayrıca trans bireyler havalandırma, spor faaliyetleri, meslek edindirme atölyeleri, kütüphane gibi sosyal olanakları ‘güvenlikleri’ bahane edilerek kullanamıyorlar.”

Az da olsa para kazanmak için cezaevinin kısıtlı imkanlarından faydalanmalarına izin verilmeyen trans kadınların, koğuşlarda birbirlerine öğreterek el işleri yaptığını ve LGBT örgütleri aracılığıyla bunları dışarıda satarak geçinmeye çalıştıklarını anlatıyor Güngör.

Bir başka sorun da ziyaretçi meselesi. “Soyadı aynı olan kişilerle yani birinci derece akrabaları ile çoğunlukla bağlarını kopartmış olan LGBT bireyleri, partnerleri ve arkadaşları ziyaret edemiyor.”

Sorunlar bitmiyor. Trans bireylerin düzenli olarak hormon kullanmaları, hastaneye gitmeleri gerekiyor. Tabi tahmin edilebileceği gibi bu da pek mümkün değil. Güngör anlatıyor:

“Trans bireylerin 20-25 gün aralıklarla hormon kullanmaları, tedavilerinin devam etmesi gerekiyor. Ama  çoğunlukla yılda bir-iki defa hastaneye gidebiliyor. Bunun sebeplerinden biri yazışmaların çok ağır gerçekleşmesi. Örneğin cezaevi yönetimine gönderdiğiniz dilekçeye iki ay sonra cevap veriliyor.

“Tabi başka engeller de var. Örneğin bir arkadaşımızı cezaevi nakil aracına bindirip, hastanenin kapısına kadar götürmüşler. Ama şoför ve cezaevi görevlisi, bu arkadaşımızı arabadan bile indirmeden, kapının önünde birer sigara içip cezaevine geri götürmüşler. Sonra da hastaneye götürmüşler gibi kayıt tutmuşlar.
“Yani hem kişinin hakları fazladan bir talep görülüyor hem de bu haklara erişim sağlamak istenildiğinde ayrımcı uygulamalarla karşılaşılıyor.”

Koğuşlarda ayrımcılık

Peki ya trans erkekler ne yapıyor? Güngör, trans erkeklerin cezaevindeki taciz, tecavüz olaylarından dolayı kadın koğuşlarında kaldıklarını söylüyor. “Burada da tecavüz yerine kadın koğuşundaki ayrımcılıkla mücadele etmek zorundalar. Sonuçta cezaevi koşullarında herkes başka bir psikolojik travma yaşıyor, 20-30 yıl orada kalacaklar. Ama en azından erkek koğuşundan daha güvenli olduğunu biliyoruz.”
Koğuş arkadaşlarının ayrımcılığına uğrayan sadece trans erkekler değil. Güngör, anlatıyor: “Trans kadınlar da koğuşlarda sorun yaşıyor. ‘Namus’ kurgusu üzerinden kızını ya da kocasını öldürmüş bir kadın düşünün. Cezaevine girmiş. Yanında bir seks işçisi yatıyor. Anlatabiliyor muyum şiddeti?

“Söz konusu bir trans kadın olunca koğuştaki yardımlaşmadan da dışlanıyor. Örneğin epilasyona gidemediği için traş olmak zorunda. Ama jilet bile alamadığı için sakalları çıkıyor. Saçlarını deterjanla yıkamak zorunda kalan kişiler tanıyorum.”
Burada anlatılanlar LGBT’lerin içeride yaşadıklarının sadece bir kısmı, dışarı sızıp da bizim kulağımıza çalınabilenler…

LGBT aktivisti Aras Güngör, onlarla mektuplar aracılığıyla iletişim kurabiliyor. Mektupların içeriden çıkmadan önce okunduğunu, bilgiyi dışarı çıkarmanın çok zor olduğunu hatırlatıyor.

“Sorunun çözümü cezaevindeki LGBT’lere ulaşmak değil. Cezaevleriyle ilgili yasal bir düzenleme yapılması gerekiyor. Çocuklar, mülteciler, LGBT’ler, herhangi bir farklılığı olan insanlar için cezaevlerinin fiziksel koşullarının değiştirilmesi gerekiyor.”

17.05.2012

 

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑