“Hapishanenin Feshi Bir Kuir Kurtuluş Meselesidir”

Jay Jones tarafından 8 Haz 2021 tarihinde yazılan ve Gözde Altınel tarafından türkçeleştirilen haberi sizlerle paylaşıyoruz:

“Polise kaynak sağlamayı durdurmanın ve hapishaneleri ortadan kaldırmanın hayatı değiştirme, dönüştürme ihtimali, geçen yıl boyunca yayılan bir hayal gücü olarak ortaya çıkmıştır. 2020 yazında sokaklarda kazanılan ivmenin büyük bir kısmı azaldı, ancak milyonlarca insan, bu yürürlükten kaldırma durumunun köklü işleyişine maruz kalmıştır. Şimdi LGBTQIA+ Onur Ayı olduğu için, şirketler logolarının gökkuşağı versiyonlarını yarattıkça, gökkuşağı ürünleri raflara yerleştirildikçe ve kuirlik kapsayıcılık adına siyasetten arındırıldıkça kuirlik ön plana çıkacaktır. Bununla birlikte, yürürlükten kaldırma ve dönüşümsel adaletin popülaritesi arttıkça, kuir insanlar ve kölelik karşıtları, queer ve trans kurtuluşu ile hapishane sistemlerinin ortadan kaldırılması arasında bağlantı kurma sorumluluğuna sahip olacaklardır. Hapishanelerin kaldırılması kuir bir konudur.

Kuir insanlar uzun süreler boyunca kriminalize edilmiştir ve hapishanelerin sanayileşmiş yapısı eli ile ciddi zararlarla karşı karşıya kalmışlardır.. 16. yüzyıl Batı Avrupasında bir sosyal kontrol aracı olarak ortaya çıkan, ahlakı kanunlaştıran ve sömürgelerinin de çoğuna yayılan Sodomi karşıtı yasalar bu durumun en açık örneklerinden bazılarıdır. 20. yüzyılın ortalarında, gey geziciliğinin (bulunulan ve bir araya gelinen çeşitli çevreler ile bu çevreler ile ilişkilenme ve biçimlerini içeren terim – cruising) kriminalize edildiği ve yüksek düzeyde polis denetiminin var olduğu dönemde, devletin gözetleme ve tuzağa düşürme taktikleri, devletin, ifşa etme, reddedilme, kovulma, saldırıya uğrama veya tutuklanma korkusuyla kuir insanları  ve ilişkilerini kontrol ettiği kilit taktiklerdendi. Benzer şekilde, barlar, tiyatrolar, kitapçılar ve dergiler de dahil olmak üzere birçok kuir alan, müstehcenlik ve ahlaksızlık yasaları adı altında denetlenmiştir ve denetlenmeye devam etmektedir. Sözde ‘kılık değiştirme’ (cross-dressing) ve kimliğe bürünme- başka bir deyişle, sözde ‘yanlış’ cinsiyetin kıyafetlerini giyme- karşıtı yasaların da uzun bir geçmişi vardır. En utanç verici olanlardan biri, New York’un üç maddelik kuralıydı; bu kuralda, insanların üç parça, sözde ‘doğru’ cinsiyete sahip giysi giymeleri gerekiyordu. Bu gayri resmi kural, polisin cinsiyet normlarına meydan okuyan kuir insanları, çoğunlukla travestileri, transları ve butch lezbiyenleri taciz etmesine izin veriyordu.

Kuirliğin uzun sürelerce bir hastalık olarak görülmesi nedeniyle birçok LGBTQIA+ ‘sapkın’ cinselliklerinin tedavi edilmesi kisvesi altında zorla akıl hastanelerine ve kurumlara teslim edilmiştir. Kuir insanlar, özellikle de beyaz olmayan kuir seks işçileri, AIDS krizi sırasındaki karantina emirleri (etkisiz olsa da) ve HIV’li göçmenlerin ülkeye girişlerinin yasaklanması yoluyla yoğun bir şekilde denetlenmiştir. Kuir insanlara, özellikle de yerleştirilmiş/normlaştırılmış cinselliğini reddeden kuir kişilere ve yerlilere yönelik polislik ve şiddet son birkaç yüzyılda önemli ölçüde değişmekle birlikte, topluluğumuzun gözetim, polislik ve tüm hapishanenin endüstriyel kompleksi tarafından sürekli olarak zarar gördüğüne şüphe bulunmamaktadır.

Hapishanelerin ve kuir topluluğa karşı yapılan polisliğin zararları hala oldukça canlıdır ve bu da kuir duruşun apolitikleşmesini daha da tehlikeli hale getirmektedir. Son birkaç yılda topluluğumuza yönelik en yüksek düzeyde politize edilmiş saldırılardan biri, Kuzey Carolina’nın 2016’da önerdiği, transların yönelimlerinden ziyade kendilerine atanan cinsiyetteki banyoyu kullanmalarının zorunlu tutulduğu tuvaletlere yönelik yasa tasarısıydı. Transfobik mevzuat geçtiğimiz yıl içerisinde yalnızca benzer tuvaletlere yönelik yasa tasarılarını değil, aynı zamanda trans sağlık hizmetleri ve transların spora katılımı üzerindeki kısıtlamaları da içererek yeniden canlandı. Bu yasa tasarılarının çoğu doğrudan hapis cezası tehdidine dayanmaktadır (örneğin gençlerine translarla ilgili sağlık hizmeti sağlayan ebeveynler için hapis cezası), ancak açık suç bulguları olmasa dahi, devletin ahlakı dikte etme ve uymayanları denetleme gücüne güvenilmektedir.

Yasal ayrımcılığa ek olarak, birçok kuir aynı zamanda birinci derece akrabaların tarafından sert bir şekilde reddedilmeye maruz kalırken, barınma ve finansal desteğe erişimi kaybetme riskiyle de karşı karşıya kalmaktadır. Evsiz insanlar cinsel yönelimlerine bakılmaksızın yüksek oranda polis şiddeti altında olmakla birlikte, evsiz kuir gençlerin %40’ının ders asma, okuldan kaçma gibi suçlardan tutuklanma olasılıkları, heteroseksüel cisgender akranlarına göre %200 daha fazladır. Ek olarak, evsiz kuir kişiler genellikle uyuşturucu satışı ve seks işçiliği gibi kriminalize edilmiş ekonomilere itilmektedir. Bu, özellikle saldırıya, polis tacizine, profil çıkarmaya (tamamen polisin kendi varsayımlarına göre karar vererek yoldan geçenleri değerlendirdiği ‘Trans Yürürken’ yasasında olduğu gibi) ve tutuklanmaya maruz kalan beyaz olmayan trans kadınlar için tehlikelidir. AIDS krizinde karantina emirlerinin ayak izlerini takip ederek verilmesi ve HIV bulaşının çoğunun ABD eyaletinde suç olarak kabul edilmesi, orantısız bir şekilde kuir insanları, özellikle de kuir beyaz olmayan erkekleri etkilemektedir. Bu aynı zamanda özellikle de pozitif HIV statüsüne dayalı olarak verilen hücre hapsine, sağlık hizmetlerinden yoksun bırakma ve sistematik şiddet ile karşı karşıya kalan ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza gözaltı merkezlerinde bulunan göçmenleri de kapsamına alacak şekilde genişletilmiştir.

Kuir insanlar, özellikle beyaz olmayanlar hem çocuk hem de yetişkin hapishane sistemlerinde fazlaca temsil edilir ve polis ve hapishane yetkililerinden gelen taciz ve şiddetle karşılaşma olasılıkları daha yüksektir. Topluluğumuzun her gün, özellikle polisin, hapishanelerin ve hapishane sanayi kompleksinin elinden muazzam miktarda şiddete maruz kaldığı açıktır. Hapishanelerin kaldırılması da dahil olmak üzere köklü toplumsal dönüşümü hareketimizde merkeze almazsak, kendimizi ve birbirimizi nasıl özgürleştirebiliriz?

Topluluğumuzun tarihinde sadece polis şiddeti değil, direniş de mevcuttur. En ünlü örnek, kuir dostu bir bara yapılan baskının ardından açıkça polis karşıtı bir isyan olan 1969 Stonewall İsyanlarıdır. San Francisco’daki Compton Kafeterya İsyanları, Los Angeles’taki Black Cat Tavern’deki isyanlar, Philadelphia’daki Dewey’s Lunch Counter Sit-In’leri ve Atlanta’daki Ansley’s Mini-Cinema’ya polis baskınının ardından çıkan ayaklanmalar da dahil olmak üzere polis vahşeti ve gözetimine yanıt olarak ülke genelinde isyanlar, ayaklanmalar meydana gelmiştir. ACT UP ayrıca, AIDS krizi sırasındaki eylemlerinde polis vahşetini ve ısrarlı tutuklamaları sesli olarak kınamış ve eşcinsel kurtuluş hareketi, devlet şiddetine direnmek için Kara Panter Partisi ile iş birliği yapmıştır.

Ek olarak, bugün ABD’deki tüm kuir direnişi, yerli halkların yerleşimci cinselliğine, heteronormativiteye, mononormativiteye, çekirdek aileye, cinsiyet ikiliğine ve yerlilerin akrabalık ve aile bilgilerine yönelik şiddetli devlet baskısına karşı sürekli direnişi üzerine inşa edilmiştir. İskancı cinselliğine direnmek, iskancı polisliğine direnmek demektir. Yerli kardeşleriyle dayanışma içinde, birçok kurucu Siyah feminist ve kölelik karşıtı, kuirliklerini direnişlerinin ayrılmaz bir parçası olarak görmüşlerdir; Combahee River Collective’den Audre Lorde’a ve Angela Davis’e kadar çığır açan öncüllerimiz, hapishanelerin kaldırılması mücadelesinde kuirliği ve kuir kurtuluş mücadelesinde hapishanenin kaldırılmasını merkeze almanın önemini biliyorlardı.

Dışarıdaki kuir insanlarla şu anda veya daha önce hapsedilmiş olanlar arasındaki dayanışma çok önemlidir. ‘Siyah ve Pembe’, ‘Kuir Tutukluları Güçlendirme Projesi’, ‘Tutuklulara LGBT Kitapları’, ‘Hayatta Kaldı ve Cezalandırıldı’ gibi çabalar, cezaevlerindeki kuir ve transların daha iyi yaşam koşullarına erişmesi, topluluk üyelerimizin özgürleşmesi ve insanların özgürce hareket ettiği, polisliğin, hapishanelerin, gözetim ve cezalandırmaya özgü suistimallerin artık mümkün olmadığı bir dünya yaratmak için çalışmaktadır.

Siyah kuir feminist kölelik karşıtlarının ayak izlerini takip etmeli ve kuir gururu kutlamamızın, topluluğumuzun yüzyıllardır sahip olduğu radikal ve dönüşümsel niyetlerden saptırılmasına izin vermemeliyiz. Onur (Pride), kendimizi ve birbirimizi, bizi baskı altına alan sistemlerden kurtarmaktır. Onur (Pride), direniş demektir.”

Jay Jones (22Ox, 24C) Florida, Tallahassee’den.

Kaynak: https://emorywheel.com/prison-abolition-is-a-queer-liberation-issue/

Çevirmen: Gözde Altınel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑