LGBT Mahpuslara Cinsel Taciz ve Tecavüz

taciz ve tecavüz

2014 yılının ilk günlerindeyken, 2013 yılının başlarına ait bir haberi paylaşıyoruz. Daha önce blogumuzda yer vermediğimiz bu haberi, LGBT mahpusların hapishanelerde maruz kaldığı ayrımcılık ve tacizlerin bir örneği olduğu için paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.

Haber 365 sitesinin 11 Ocak 2013 tarihli bu haberine göre, Eskişehir Hapishanesi’ndeki gardiyanlardan M.U. hapishanede tutulan iki eşcinsel mahpusla “zorla cinsel ilişkiye girmiş” ve hakkında açılan dava sonucunda 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmış.

Haber 365 sitesinin gerek bu haber için internet sitesinde kullandığı resim (aşağıda yer verdik), gerekse de haberde kullandığı dil eleştiriye açık. Haberde “tecavüz” diyemeyen bu sitenin, başlığa taşadığı “cinsel skandal” ibaresiyle olayı magazinleştirerek sunduğu değerlendirmesi yapılabilir. Kullanılan resim ise bu değerlendirmeyi destekler niteliktedir.

Blogumuzda yer verdiğimiz eski mahpusların anlatımları ve ABD hapishanelerinde yapılan bir araştırmanın haberi göstermektedir ki LGBT mahpusların taciz ve tecavüze maruz kalma olasılıkları, diğer mahpuslara oranla oldukça yüksektir. Bu nedenle LGBT mahpusların görüşleri ve LGBT’ler alanında faaliyet yürüten sivil toplum örgütlerinin de katılımları sağlanarak ayrımcılık, taciz ve tecavüz vakalarının önüne nasıl geçilebileceği tartışılmalı ve bu konuda adımlar atılmalıdır. Devletin bu konuda adımlar atmaması, kötü muamelenin sürdürülmesi anlamına gelecektir.

Eskişehir’de infaz koruma memuru M.U., cezaevinde 2 eşcinsel hükümlüyle zorla cinsel ilişkiye girmek suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Taraf cinsel skandal
Eskişehir H Tipi Cezaevinde infaz koruma memuru olarak görev yapan M.U. hakkında eşcinsel oldukları belirtilen U.A. ve İ.G. adlı hükümlülerle zorla cinsel ilişkiye girmek suçundan dava açıldı. 
2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuksuz olarak yargılanan M.U., suçlamaları kabul etmeyerek, kendisine iftira atıldığını öne sürdü.U.A. ve İ.G. ise sanık M.U.’nun kendileriyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini öne sürdü. Mahkeme heyeti, infaz koruma memuru M.U.’yu 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı.

Uganda’da Eşcinsellere Hapis Cezası

uganda

20 Aralık 2013 tarihinde basına yansıyan haberlere göre Uganda parlamentosu eşcinsellere hapis cezasını öngören yasayı onayladı. Düzenlemeye göre “eşcinsel ilişkiye giren erkeklere” ömür boyu, “eşcinsel ilişkiye giren kadınlara” ise 7 yıl hapis cezası öngörülüyor. Yasa tasarısının 2009 yılındaki ilk halinde ise eşcinsellere ölüm cezası öngörülmekteydi.

Meslekten Kovulan Eşcinsel Polis Anlatıyor

Bianet’ten Çiçek Tahaoğlu, eşcinsel olduğu için meslekten ihraç edilen bir polis ile röportaj gerçekleştirmiş. Hapishanelerle ilgili olmasa dahi eşcinsellerin Türkiye’de karşılaştığı ayrımcılığın somut bir örneği olduğu için Tahaoğlu’nun 30 Aralık 2013 tarihli bu röportajını okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Meslekten Kovulan Eşcinsel Polis Anlattı

Osman, 28 yaşında. Geçtiğimiz aylarda, altı senedir yaptığı polislik mesleğinden eşcinsel olduğu için ihraç edildi. Yaşadıklarını bianet’e anlattı.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
30 Aralık 2013, Pazartesi 09:35 

Osman, 28 yaşında. Geçtiğimiz aylarda, altı senedir yaptığı polislik mesleğinden eşcinsel olduğu için ihraç edildi.

Mesleğe iadesi için dava açtı. Duruşma tarihini bekliyor.

Kendini muhafazakar olarak tanımlıyor: “Dinime bağlıyım, namazımı kılarım. Eşcinsel olmam, dinsiz yaşayacağım anlamına gelmiyor. Bir heteroseksüel çift, nasıl toplumsal kalıpların içinde ilişkilerini yaşıyorsa, ben de yaşayabilmeli ve mesleğimi yapabilmeliyim. Devlet de bunu normal karşılamalı.”

Osman’la buluşup, meslekten ihracına giden süreci ve sonrasını konuştuk.

Neden polislik yapmaya başladınız?

Vatanımı ve milletimi gerçekten çok seviyorum ve hep onlara hizmet edecek bir iş yapmak istedim. Çocukluğumdan beri, aslında ya doktor ya da bir hukuk adamı olacağım derdim. Keşke avukat olsaydım da, benim gibi ayrımcılığa uğrayan insanların hakkını savunabilseydim diye düşünüyorum şimdi geriye bakınca.

2006’da polisliğe başladınız. Polisliğe başlamadan kendinize ya da ailenize, arkadaşlarınıza açılmış mıydınız?

Ben bu (eşcinsel) ortamı yaşamıyordum. Kendimi biliyordum, içimde farklı bir duygu vardı. Ama hem inançlarım gereği hem de sosyal baskıdan korkarak bunu hep erteledim. Depresyon ilaçları kullanmaya başladım. Ama ilaçlar işe adaptasyonumu ve sosyal yaşantımı etkileyince ilaçları bıraktım.

Daha sonra gittiğim şehirde biriyle tanıştım ve bu konuda dertleşmeye başladım. Zaten ortalıkta beraberlik yaşayan biri değilim, Türkiye gibi bir yerde böyle bir lüksümüz de yok zaten.

Bu ilişkiyi mi öğrendiler diğer polisler?

Evet ama dolaylı olarak. İstihbarat Şube’ye tayinim çıkmıştı. Ancak biri İstihbarat Şube müdürüne “Dikkat edin, o şahsın erkeklere eğilimi var” demiş.

Sonra telefonlarım usulsüz olarak dinlemeye alınmış, hatta İstihbarat Şube’deki arkadaşlar, Emniyet’e hakkımda soruşturma açılması için ilişkilerimle ilgili bir mail atmışlar.

Bir gece 22.00 gibi telefonum çaldı. Polis arkadaşlar görüşmemiz gerektiğini söyledi. Aşağı indiğimde Emniyet’e gitmemiz gerektiğini söylediler ve nedeniyle ilgili hiçbir açıklama yapmadılar.

Saat 23.00’da Asayiş Şube Müdürü’nün kapısında yarım saat beklettiler. Hiç unutmuyorum, içeride Hande Yener’in şarkısı çalıyordu. Beni içeri aldıklarında Teknik Takip’in komiser yardımcısı da oradaydı.

“Buraya neden geldiğini biliyor musun? Tahmin edebiliyor musun?” gibi soruların ardından, cinsel yönelimime ilişkin hakaret ve küfürler etmeye başladılar. Ben bunları hak edecek bir şey yapmadım. Mesleğimde de başarılıydım.

Bana gey olduğunu düşündükleri 4-5 kişinin isimlerini söylediler. “Bunların isimlerini de ver ifadende” dediler. “Hayır, ben onları bilmiyorum. Herkesin özel hayatı” dedim. Ama kendi cinsel yönelimimin farklı olduğunu da söyledim.

Bir arkadaşımı da içeri almışlar. Onun hali de haraptı. Dövmüşler, hakaret etmişler, hakkımda sorular sormuşlar…

O da polis miydi?

Hayır. Sivil bir vatandaştı. Onu da ailesine her şeyi anlatmakla tehdit etmişler. Bizim cinsel bir beraberliğimiz yoktu. Sadece dertleştiğim bir insandı.

Ona nasıl ulaşmışlar?

Telefonumu dinlerken konuşmalarımızı duymuşlar. İşyerinden gidip almışlar “hakkında iddialar var” diyerek. Benim ifadem de sabah mesai saatlerinde alınabilecek bir meseleydi. Ama gece, Teknik Takip’in olduğu büroda ifademi aldılar. Usulsüzlüğün daniskası!

Avukat istedim, “Hayır, bu rezaleti hiçbir avukat duymayacak” dediler. İfademi verirken hiç duymadığım küfürler işittim. Bunu ispat edemiyorsun, yaşadığınla kalıyorsun. O gece kendime bir şey yapmayayım diye silahıma el koydular. Sabaha karşı 4’te evdeydim.

İki gün sonra ifademi alan arkadaş beni aradı, eve geldi. Tutanağı gösterdi; “Şurada bir yanlışlık olmuş” falan dedi . İfadeyi yazan ve alan kişinin ismi ile ifademin alındığı saat tutanakta değişmişti. Çünkü ifademi alan ve yazan kişinin böyle bir işi yok normalde. Teknik Takip sadece takibi yapar ve bürolara verir işleyiş olarak. Tutanakta yapılan değişiklikle Ahlak Masası’ndan bir komiserle normal bir polis memuru, gündüz saatlerinde ifademi almış gibi gösterildi. Ve bana da bunu imzalattılar.

15 gün sonra beni bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesine gönderdiler. Orada kurula çıktım. Cinsel yönelimimin farklı olduğunu söyledim. Emniyet Hizmetleri Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilen bir hastalık dilimi verildi. Buna göre görevimi yapmamda herhangi bir sakınca yok.

Devlet eşcinsel olduğum için “sen hastasın” diyor ama “kişi kendini iş ortamında belli etmeyecek durumdaysa görevine devam eder” diyor.

Sonra?

Buradan bir şey yapamayınca hakkımda disiplin soruşturması açtılar. İki müfettiş geldi.

Eski bir arkadaşımı da ifadeye çağırmışlar. O da benim bir adamla bir otele gittiğimi söylemiş. Ben ne kadar gizli yaşıyorum, kendimle bile yüzleşmekten korkuyorum. Bir adamla otele gittiğimi iddia ediyorlar. Ki gitsem bile kime ne!

Ben de müfettişlere anlatmaya başladım: Önce kendim kabul etmedim. İstanbul’da göreve başladığımda iki kız arkadaşım oldu. İlişkilerimde başarılı olamadım. Kendimle çelişiyordum ve mutlu değildim. Çift kişilikli gibi olmaya başlamıştım. Kendime ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin, dedim ve bu deveyi gütmeye karar verdim. “Ben buyum” dedim.

Müfettişler, hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği saygınlık duygusunu azaltmak suçuyla dosyamı disiplin kuruluna yönlendirdi. Kurulda zaten beni en başından beri araştırıp, ifademi alan kişiler yer alıyordu.

6 ay kıdem tenzili verilmesi gerekirken, kurul yüz kızartıcı suç işlediğimi söyleyerek dosyayı İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Ancak dosya kapalı gizli ibareli zarfta gelmesi gerekirken, bayrak gibi sallandırılıyor ve bu nedenle olayı duymayan kalmadı. Aslında gizlilik kurallarını ihlal ederek beni istifaya zorladılar, psikolojik baskı uyguladılar.

Ama ben yılmadım. Tüm bunlara tek başıma göğüs gerdim. Artık LGBT örgütlerini de tanıyorum. Bu saatten sonra son nefesime kadar bu işin arkasında duracağım. Ben yaşadım, başka devlet memuru arkadaşlar ya da LGBT bireyler bunu yaşamasın.

Devlet memurluğundan ihraç edilmeniz nasıl oldu?

Dosya İçişleri’ne gittiğinde sözlü savunma vermeye gittim. Müsteşarının bana ilk söylediği şuydu: “Oğlum, ben buna suç demiyorum. Anlat”. Görüşme iyi geçmişti. Ama 2 ay sonra devlet memurluğundan çıkarıldığımı öğrendim.

Verilen karar Anayasa’nın 10., AİHS’in 8 ve 14. Maddelerine aykırı.

İşin hukukunu da öğrenmişsiniz bu süreçte.

Tabii ki. Sonuçta polisler de hukuk insanı. Başıma gelenlerden sonra da çok araştırdım.

Bana normalde Emniyet Hizmetleri Disiplin Tüzüğü’ndeki cezalardan verilmesi gerekirken, en ağır ceza verildi. Sicil notlarım 90’dan aşağı değil, daha önce hakkımda hiçbir soruşturma yok. Bu durumda bir alt ceza verilir. Ama bireysel davranıldı, böyle bir şey yaşadım.

Ben IPA (Uluslararası Polis Teşkilatı) üyesiydim. IPA’nın, yurtdışındaki eşcinsel polis topluluklarının ve İstanbul Barosu’nun davamı takip etmesini istiyorum. Kimseden yardım istemiyorum ama takip istiyorum. Bir baksınlar, benim hakkım yeniliyor mu yenilmiyor mu?

Bu süreçte size destek olanlar oldu mu?

Evet, birçok polis arkadaşım da çok destek oldu. “Bugün sana, yarın bizim çocuklarımıza” dediler. Hala arayıp soruyorlar. Hepsi evli, çocuklu, heteroseksüel insanlar.

Polis arkadaşlardan darbe yediğim de oldu, destek veren de… Birlikte sohbetlere gittiğimiz, hizmetin içinde olduğum arkadaşların bana destek olmaması, telefonlarıma bile çıkmaması ise beni üzdü.

Özellikle çocukluğumdan beri dostum olan bir meslektaşımın aleyhime ifade verip, sonra da bana sırt çevirmesi beni çok kırdı bu süreçte.

Hizmet derken?

Polis teşkilatında çok net bir ayrım vardır. Onlardan olanlar ve onlardan olmayanlar.

Siz bu sohbetlere bu yüzden mi katılıyordunuz?

Hayır. İnançlarım gereği gidiyordum. Oraya gittiğimde huzur alıyordum. Böyle bir durumum var ama çok şükür sağlığım yerinde, diyordum. Cinsel yönelimimle ilgili bocalamalarımdan uzaklaşıp huzur buluyordum. Bu yüzden hizmet hareketinin içerisindeydim.

Şimdi meslekten ihraç edildiniz. Ne iş yapıyorsunuz? Nasıl sürdürüyorsunuz hayatınızı?

Bir esnafın yanında çalışıyorum. Açıkçası hayatımı sürdürmekte çok zorlanıyorum. Ağabeyim ödemelerime yardım ediyor.

Aileniz olup bitenlerden haberdar mı?

Büyük ağabeyim her şeyi biliyor. Diğerleri hiç bilmiyor, rahatsızlığım nedeniyle bir süre çalışmayacağımı söyledim. Bu konuda bilgili değiller, onları da kaybetmek istemiyorum.

Peki tüm bunlardan sonra polisliğe devam mı etmek istiyorsunuz?

İleride eder miyim etmez miyim bilmiyorum ama bu hakkın bana verilmesi lazım. Geldiğim yerde benim insanlık onurumu zedelediler. Ben tayinim çıkıp gelirken, utancımdan kimseyle vedalaşamadım.

Ben davamı kazanıp, gerekirse kendi onurumla istifa edeyim istiyorum. Ben bunun sınavına girdim, kazandım, bunun eğitimini aldım. Kısacası emek verdim.

Anketler, polislerin çoğunun mesleği bırakmak istediğini ya da intiharı düşündüğünü gösteriyor. Siz polislik yaparken hiç böyle düşündünüz mü?

Evet, benim de bunu düşündüğüm anlar oldu. Siz hiçbir hobisi olan, bir kursa giden, ya da terapiye giden bir polis gördünüz mü? Hayır.

Bakıyorsun, ilişkilerinde sorun yaşıyorlar çünkü 24 saat çalışıyorlar. Amir baskısı haksızlıklar, teşkilat içindeki yapılanmalar… İnsanı o raddeye getiriyor.

Polislerin translara sokakta yürürken bile ceza yazdıklarını, LGBT bireylere kötü davrandıklarını biliyoruz. Siz olayın diğer tarafındayken, yani polisken nasıldı durum?

Mesleğe ilk başladığımda, kendi yönelimimi kabul etmediğim zamanlarda, karakola bir travesti gelmişti. Ama kolları kan revan içerisinde…

Polis arkadaşlar da dalga geçiyor. Çok zoruma gitmişti. Kızı nezarete atacaklardı, hayır, dedim. Onu bizim dinlenme odamıza götürdüm, bir kahve yaptım. Sağlık raporuna da ben götürdüm. Bana dediği tek şey: “İlk defa bir polis tarafından insan muamelesi görüyorum”. Orada çok duygulanmıştım.

Burada yine devletin bir sorunu var. Devlet bu insanlara bir iş imkanı açarsa, kurum olarak “gel, çalış” derse, zaten kimse gidip o işi yapmayacak. Kimse o hayattan memnun değil. Bazı şeylerin önünü açacaksın.

Kim olursa olsun, din, dil, ırk, cinsel yönelim, kimse hor görülmeyi hak etmiyor.

İhraç edildikten sonra sıradan bir vatandaş olarak polisle karşı karşıya geldiniz mi hiç?

Evet. Ama hiç gelmek istemiyorum, çünkü beni sabaha kadar sorguladıkları o geceyi hatırlıyorum.

Ama geçenlerde sivil bir vatandaş olarak adliyeye gittim. Özel güvenlikler parmaklaya parmaklaya üzerimi aradılar. Onların üst arama yetkisi bile yok! LGBT bireyler, polislerin kendilerini bu şekilde aramasından rahatsız oluyordur eminim.

LGBT dernekleriyle nasıl tanıştınız? İhraç edildikten sonra mı yoksa polisken de takip ediyor muydunuz?

Polisken, Lambda’nın etkinliklerine internetten bakıyordum, ama kendime ait IP adresinden değil, internet kafeden.

İhraç edildikten sonra daha ayrıntılı araştırdım. Ben bu mücadelemi yalnız mı vereceğim? Yoksa benim gibi başka mağdurlar da var mı?

Sonunda bir derneği aradım. Beni avukatlarına yönlendirdiler. Onun samimiyetini görünce, bana tekrar bir mücadele azmi geldi.

Hiç Onur Yürüyüşü’ne katıldınız mı?

Hayır. Ama bu sene oradayım. (ÇT)

LGBT Mahpusların Gündelik İhtiyaçları

güllü

LGBT mahpuslar, özel ihtiyaçları olan mahpus gruplarından birisi. Özel ihtiyaçları olan mahpus gruplarının kendilerine özgü bu ihtiyaçlarının karşılanmaması başlı başına bir hak gasbı olarak da görülebilir. LGBT mahpuslar açısından bu ihtiyaçlar, cinsiyet değişimi ameliyatının devlet tarafından gerçekleştirilmesi, kullanmak zorunda oldukları hormon ilaçlarının karşılanması gibi sağlıkları ve kimlikleri ile doğrudan ilgili ihtiyaçlar olabileceği gibi kantinde cımbız bulundurulması, topuklu ayakkabı alabilmeleri gibi gündelik, basit ancak insanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ihtiyaçlar da olabilir.

Hürriyet gazetesinden Fırat Alkaç, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden (CİSST) sosyolog Mustafa Eren’in de görüşlerini alarak bu konuda bir haber yazdı. 21 Aralık tarihli bu haberi okuyucularımızla paylaşıyoruz:

42 numara topuklu sorunsalı

Fırat ALKAÇ / İSTANBUL
21 Aralık 2013

Güllü’ Türkiye’deki 79 trans mahkûmdan biri. Maltepe’de yatan Güllü, cezaevi koşullarının trans mahkûmların taleplerini karşılayamadığını söylüyor.

TÜRKİYE’de cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve hasta mahkûmların karşılaştıkları zorluklar tartışılırken, adam yaralama suçundan Maltepe Cezaevi’nde tutuklu bulunan 32 yaşındaki “Güllü” isimli transseksüel yaşadığı zorlukları bir mektupla Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) gönderdi. Mektupta cezaevinde özel ihtiyaçlarının karşılamakta zorlandığından söz eden Güllü, cinsiyet değiştirmek için elinde mahkeme kararının bulunmasına rağmen talebinin cezaevi yönetimi tarafından geri çevrildiğini söyledi. Güllü, mektubunda şunları anlattı:

AMELİYAT İSTİYORUM

“Ceza İnfaz Kanunu’nda cezaevindeki kişilerin ‘Ruh ve Beden Sağlığı’ için tedavi ve tedavi haklarından yararlanma hakkı var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de bu yönde kararları var. Hatta devlet bir davada mahkûm oldu. Cinsiyet değişimi ruh sağlığı için gerekli, ameliyat masrafı, lazer epilasyon gibi sağlık giderleri devletçe karşılanmalıdır. Ülkemizde bu masraflar SGK kapsamında olmadığı gibi, Adalet Bakanlığı da bu masrafı karşılamıyor. Ayrıca cinsiyet değişimi ameliyatlarını Türkiye’de hiçbir devlet ve üniversite hastanesi yapmıyor. Bazı özel hastaneler ücret karşılığı yapıyor. Ameliyat parası için devlet suça veya fuhuşa vatandaşını mecbur bıraktığını göremiyor. Mahkemeden ameliyat için kararım var.”

BABET BULMAK ZOR

“Cezaevinde 42 numara topuklu ayakkabı, yazlık ve kışlık babet bulmak çok zor. Ücretini ödesek de memurlar getiremiyor. İsteklerim ücret karşılığı dışarıdan alınıyor, kantinde bulunmuyor, çeşit az. Bu cezaevinde kurum müdürümüz bizi anlıyor, elinden geleni yapıyor. Ancak Ankara’da kalanlar cımbızın bile kısıtlı verildiğinden dert yanıyorlar. Diğerleri de hep personel şiddetinden dert yanıyor. Sizden isteğim bana 42 numara topuklu ayakkabı göndermeniz.”

Hormon ihtiyaçları karşılanmıyor

CEZA İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği  (CİSST), cezaevlerindeki lezbiyen, gey, biseksüel ve transların (LGBT) karşılaştıkları zorluklarla ilgili rapor hazırladı. Raporda, 79 LGBT bireyin cezaevlerinde kaldığı, bu bireylerin ihtiyaçlarının karşılanmadığını ve şiddet gördükleri belirtildi. Raporla ilgili CİSST Proje Koordinatörü Mustafa Eren şunları söyledi: “Projede dikkat ettiğimiz konulardan birini de LGBT mahpusların hormon ihtiyaçlarının hapishanelerde karşılanıp karşılanmadığı oluşturuyordu. 6 yıl önce Eskişehir hapishanesine yaptığımız bir ziyarette hormon iğnesi  ihtiyacı karşılanmadığı için vücudu ve yüzü deforme olan bir mahpusla karşılaşmamız bizde bu hassasiyeti oluşturdu. Bu seneki hapishane ziyaretinde ise mahpusların hormon ihtiyaçlarının karşılandığını söylendi. Mahpuslarla görüşme iznimiz olmadığı için bu bilgiyi onların ağzından teyit edemedik.”

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑