Gay inmates in California can get married (but the prison chaplain can refuse to marry the couple on religious grounds)

Gay inmates in California can get married (but the prison chaplain can refuse to marry the couple on religious grounds)

  • State prison officials released a memo stating they ‘must accept’ applications following Supreme Court ruling
  • Last month a judge rejected a five-year appeal to bring back ban on same-sex marriage
  • Inmates will not be able to marry each other

By MIA DE GRAAF

PUBLISHED: 15:04 GMT, 9 September 2013 | UPDATED: 18:02 GMT, 9 September 2013

”Kaliforniya’da Eşcinsel Mahpuslara Evlilik İzni!”

ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki mahpuslar artık eşcinsel evlilik yapabiliyor, tabii hapishane din görevlisi karşı çıkmazsa. Geçtiğimiz ay bir hakimin eşcinsel evliliği yasaklayan kararı reddetmesiyle, hapishane yöneticileri eşcinsel evlilik taleplerini temyiz mahkemesinin kararına göre kabul edeceklerine dair bir bildiri yayınladı. Bildiriye göre mahpuslar birbirleriyle olmamak kaydıyla eşcinsel evlilik yapabilecekler. Yani eşlerinin hükümsüz olması gerekiyor.

Haberin İngilizce aslını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Gay inmates in California can get married (but the prison chaplain can refuse to marry the couple on religious grounds)

  • State prison officials released a memo stating they ‘must accept’ applications following Supreme Court ruling
  • Last month a judge rejected a five-year appeal to bring back ban on same-sex marriage
  • Inmates will not be able to marry each other

By MIA DE GRAAF

PUBLISHED: 15:04 GMT, 9 September 2013 | UPDATED: 18:02 GMT, 9 September 2013

Gay inmates in California can now marry their partners, a memo has revealed.

The landmark decision, announced on 30 August, follows a Supreme Court rejection of Proposition 8 – which would ban gay marriage.

Prison officials announced they ‘must accept and process applications for a same-sex marriage between an inmate and a non-incarcerated person in the community, in the same manner as they do between opposite sex couples’.

Voters approved Proposition 8 in 2008.

In 2010, a federal judge found the law unconstitutional – but the bill’s supporters, ProtectMarriage, appealed the ruling.

On 14 August this year the case was finally rejected and closed.

And as of Friday, prisoners convicted of any crime will be able to apply to the state for a marriage licence.

Complying with laws for free citizens, any chaplain can refuse to marry a couple on religious grounds.

Unlike British prisoners, Californian convicts will not be able to wed each other.

Since 18 March 2012 killers, rapists, drug dealers and terrorists in the UK have been allowed to get hitched inside prison was given after one man’s mum wrote to inmate magazine Inside Time to get the go-ahead.

‘My son is currently held as a Category A prisoner and has expressed a wish to “marry” (in a civil ceremony) another male Category A prisoner who is in the same jail,’ the concerned woman wrote.

‘I would like to know whether he would ever get permission for this and, if so, how quickly would he be able to arrange it from the prison? Are same sex civil ceremonies allowed in prison, particularly from Category A prisoners?’

Category A covers the most notorious and violent inmates in the UK, including everyone from killers to terrorists. They are detained in the country’s toughest jails – such as Belmarsh in London – under the strictest security conditions as they are highly dangerous to the public.

In July, two Parisian prisoners became the first couple to take advantage of the law when it passed in France.

Serial killer Alfredo Stranieri and Germain Gaiffe – who beheaded a man – married inside the high-security prison at Poissy, just outside the capital.

Gaiffe, 45, wore a white wedding dress but was ordered to change into men’s clothing. Guests included terrorist Carlos the Jackal after the couple asked him to be their witness.

The rest of the United States does not look poised to follow suit, with gay marriage illegal for 70 per cent of its citizens.

In Indiana, gay people applying for marriage outside prison can be given up to three years in jail.

 

 

Türkiye’de LGBT Mahpus Olmak

Türkiye hapishanelerinde tutulmakta olan LGBT’ler üzerine tez yazmakta olan Elif Avcı’nın Bianet’te çıkan “Türkiye’de LGBT Mahpus Olmak” başlıklı yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz. Avcı’nın bu yazısı, Türkiye hapishanelerindeki LGBT mahpuslarla ilgili önemli çalışmalardan birini oluşturuyor.

Türkiye’de LGBT Mahpus Olmak

Kanunlara baktığımızda eşit gözüksek de bazı gruplar diğerlerine göre bu eşitliğin dışında. Cezaevleri LGBT mahpusların, ceza infaz sürelerini insan onuruna uygun şekilde yaşamalarını sağlayacak stratejiler geliştirmeli.

Elif AVCI
İstanbul – BİA Haber Merkezi 07 Eylül 2013, Cumartesi 00:00

İnsani bir özellik olarak cinsiyet çeşitliliği ve doğal yahut tercihi bir oluşum olarak cinsel yönelim, münferit ve ahlaki bağlama sıkıştırılamayacak kadar geniş, toplumsal ve siyasal bir gerçekliğe haizdir. Toplum düzeyinde bir tabu olarak “ötekileştirilen” her gerçekliğin nasıl ki siyasal ve kamusal bir savunusu gerekiyorsa, hukuki olarak da güvence altına alınmalı ve adil bir hak ve yükümlülük çerçevesinde toplumsal, siyasal, kültürel ve ahlaki kabulünün zemini atılmalıdır. Devletten ve onun meşru zemini olan anayasadan bu beklentinin kaynağı, insan olmanın onuru ve insan haklarının evrenselliğidir. Zira insan hakları, kişiden kişiye, ülkeden ülkeye, kültürden kültüre değişemeyeceği gibi, cinsiyet ve cinsel yönelim çeşitliliğine göre de değişemeyecek bir eşitliğe, evrenselliğe ve geçerliliğe sahiptir. Bu bağlamda Türkiye’de yasal çerçeve, söz konusu gerçekliği resmen tanımış olmasına karşın, uygulamada, verili hak ve özgürlüklerin içini doldurmak yahut insan hakları ve onurunu evrensel bir ilke olarak korumak bakımından “suçlu” konumundadır.

Türkiye Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğe göre; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” Yani içeride özgürlüğünden alıkonulmuş olan herkes eşittir. Renginiz, milliyetiniz, dininiz yahut cinsiyetiniz ne olursa olsun diğerlerinden ayrıcalıklı olamazsınız. Burada cinsel yönelim yahut cinsiyet kimliği ifadesi geçmese de Türkiye Anayasası’nın onuncu maddesine göre hepimiz kanun önünde eşit olduğumuza göre cezaevlerinde de cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği bir ayrım sebebi olamaz. Zaten Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimlik İle İlişkili Olarak Uygulanması Konusunda Yogyakarta İlkeleri’ne göre “Özgürlüğü kısıtlanan herkese insanca ve insan kişiliğinden ayrılmaz haysiyetine saygıyla davranılmalıdır. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, herkesin haysiyetinin tamamlayıcı bir parçasıdır.” Ancak gerçek hayatta da, özellikle özgürlüğümüzden alıkonulduğumuz cezaevlerinde, kâğıt üstünde olduğumuz kadar eşit miyiz gerçekten?

Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transgender mahkûmlar da cezaevlerinde diğer mahkûmlarla benzer zorluklarla karşı karşıya kalırlar. Ancak cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri hakkındaki önyargılar nedeniyle diğer mahkûmlara kıyasla ek zorluklarla karşılaşabilmektedirler. Türkiye’de uluslararası ve yerel insan hakları örgütlerinin hazırladıkları raporlar sayesinde cezaevlerinde yaşanılan hak ihlalleri tespit edilebilmekte ve bu ihlallerin giderilebilmesi için öneriler sunulmaktadır. Ancak konu LGBT bireyler olduğunda, değil yaşanan hak ihlalleri, içeride kaç LGBT olduğu bilgisine dahi erişilememektedir. Kaos GL’nin 2008 yılında hazırladığı İnsan Hakları Raporu ve CİSST’in hazırladığı Özel İhtiyaçlara Sahip Mahpuslar Üzerine El Kitabı dışında konuya dair Türkçe kaynağa ulaşmak pek mümkün olmamaktadır. Avrupa’ya baktığımızda dahi LGBT bireylerin özel ihtiyaçlarına dair yazılmış çok az şey bulunabilmektedir. Ancak Amerika başta olmak üzere tüm dünyada günden güne bu grubun cezaevlerindeki özel ihtiyaçlarına dair bilgiler artmış ve devletler kendi adalet sistemlerini bu bilgiler ışığında şekillendirmeye başlamıştır.

Türkiye Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğe baktığımızda “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır” denilmektedir. Bunun dışında “uluslararası insan hakları organları, devletleri, gözetim ve bakım altındaki tüm mahpusları korumaya ve onların topluma yeniden entegre olmalarına yardımcı olmaya mecbur etmektedir. LGBT bireylerin ceza sistemindeyken içinde bulundukları aşırı derecede korunmasızlık, bu grubun ihtiyaçlarına karşılık verecek politikaların oluşturulmasını ve bu kişilerin, kendilerine özgü biçimde topluma yeniden entegrasyonlarının gerekleri sağlanırken, cezaevlerinde yeniden mağdur olmamalarını sağlayacak stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.”

Çoğu LGBT mahpus, dışlanma ve ayrımcılık korkusu ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini saklama yolunu seçebilmekte, bu nedenle de içeride kaç LGBT birey olduğuna dair net bir veri elde edilememektedir. Ancak ne kadar saklama yolunu seçse de birlikte bazen yıllarca aynı koğuşta yaşadığı insanlardan bunu saklamak çoğu kez mümkün olmamaktadır. Üstelik zorunlu olarak görünür olan, dış görünüşünde değişikliklere gitmiş, trans bireyler için durum çok daha sorunlu bir hal alabilmektedir.

Bu makale, LGBT mahpusların diğer mahpuslardan farklı olan ihtiyaçlarının neler olduğunu ve bunların mevcut kurallar/uygulamalar ile nasıl karşı karşıya geldiğini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Bu görünürlüğün sağlanması oldukça önemlidir çünkü LGBT mahpusların cezaevi koşullarında ne gibi özel ihtiyaçlara sahip olduklarının bilinmemesi, bu ihtiyaçları gidermeye yönelik politikaların geliştirilmesine de engel olabilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın konuya dair formüle ettiği bir çözümü olmadığı için cezaevi müdürleri ve infaz memurları LGBT bir birey ile karşılaştıklarında ne yapacaklarını bilememektedirler. Bu yüzden makale iki temel kısımdan oluşacaktır. İlk kısımda aşama aşama LGBT mahpusların Ceza İnfaz Kurumlarına Kabul, Sınıflandırma, Beslenme, Giydirilme, Barındırılma, İyileştirilme ve Salıverilme için Hazırlama durumlarında ne gibi sorunlarla karşılaşabildikleri tartışılacak. İkinci kısımda ise bu aşamalarda karşılaşılan sorunlar için çözüm önerileri getirilmeye çalışılacaktır.

Kuruma Kabul’den Salıverilmeye “Özel” İhtiyaçlar

Mahpus olma hali kuruma kabul ve kayıttan salıverilmeye kadar süren birçok aşamadan oluşan bir süreçtir. Sivil hayatlarında zaten her an homofobi, transfobi ve bifobiye maruz kalabilen bir grup olan LGBT bireyler, özgürlüklerinden alıkonuldukları cezaevlerinde bu süreçlerden geçerken de toplumda hâkim olan homofobi ve transfobiden, bazen de sadece bilgisizlikten kaynaklı hak ihlallerine uğrayabilmektedirler.

Mahpus olma hali, kuruma kabul ile başlar. Ceza İnfaz kurumuna alınan hükümlülerin adı ve soyadı, işledikleri suç, cezalarının türü ve süresi, mahkûmiyet ilâmının tarih ve numarası ve infaza başlandığı gün “hükümlü kayıt defteri”ne kaydedilir. Kayıt sırasında verilen sıra numarası, hükümlünün numarası olur. Bu noktadan sonra ilk kriz yaşanır; tüzüğe göre bu noktada hükümlünün üstünün aranması, parmak ve avuç içlerinin izinin alınması, fotoğrafının çekilmesi, kan grubu, vücudunun dış özellikleri ve ölçülerinin belirlenmesi gereklidir. Ancak aramayı kim, nasıl yapacaktır? Aramayı, kişinin kendi kimlik renginde bir kimliğe sahip olan biri mi yapmalıdır, yoksa kişinin beyan ettiği kimliğe sahip kişi mi? Uygulamaya baktığımızda kuruma kabul dışında, gerek görüşe çıkarken gerekse başka sebeplerle cezaevlerinde sıkça tekrarlanabilen bu aralamalar kişinin kimliğinin renginde kimliğe sahip kişiler tarafından yapılmaktadır.

“L1 tipi cezaevi önüne getirildik. Sıraya dizildik. 1 saat kadar dışarıda bekletildik. Dışarıdan ilk girişte nöbetçi erkek asker dışarıda üst araması yaptı herkesin ortasında. Elle taciz edildiğimi söyleyebilirim. Sonra bina içine girdiğimizde bir arama odasına tek başıma aldılar. Ancak camdan herkes görebilirdi itiraz etmeseydim. Üç asker vardı. Soyun dediler, ben de kadın tarafından aranmayı istedim, orada kadın görevli de mevcuttu. Onlar da reddettiler. Kimlikte erkek kaydı olduğu için onlar arayacaklarını söylediler. Sonra tekrar soyun diyince ben de 3 kişinin ortasında soyunamam dedim. Onlar da sert bir şekilde çıkıştılar ancak tartışma sonucunda tek asker kaldı ve çırılçıplak soyunmamı istediler. Kilodumu çıkarmam için zorladı. Üzerime yürüdü. Çıkardım. Otur kalk yaptılar, saçlarımın içine kadar aradı. Giyinmemi söylediler. Gardiyanlara teslim edeceklerini söyleyerek beklettiler. Bu esnada alaycı tavırları devam ediyordu. Gardiyana teslim edilmek üzere tekrar küçük bir odaya alındım, gardiyanlar 2 kişiydi ve yine soyunmamı istediler. Ben itiraz ettim ama ikisi de kaldı, göğüslerimle de dalga geçtiler, karı gibi olmuşsun diye alaycı konuşmalarıyla soyunmamı izlediler. Soyunduktan sonra el araması yaptılar çıplak vücuduma, bence tacizdi. Neden bunu kestirmedin diye güldüler. Sonra giyindim ve cezaevinin içine doğru. Girişte yine tekrar ayakkabı çıkarttılar vs…”

LGBT mahpuslar cezaevi tabiplerinin veya sağlık kontrolleri için götürüldükleri hastanelerin tabiplerin homofobi ve transfobisine de maruz kalabilmektedirler.

“Ertesi gün fotoğraf çekme, hastaneye gitme gibi şeyler başladı. Bunlar da travma yaratan şeylerdi, transeksüel olduğum için her girdiğim muayene odasında doktorların gülüşmeleri, insanların bakışlarıyla taciz edilmem çok bunaltan bir şeydi ve “ben transeksüelim, tek kişilik yerde tutuluyorum, durumum çok kötü, kendimi iyi hissetmiyorum” dediğimde bir doktor “anal muayene yapacağız parmakla” dedi. “Nasıl yani” dedim. Askerler orda bakıyorlar, doktor da “ben anal muayene yapmak istiyorum sana, pozisyonu al” dedi. Eldiveni taktı, benim için inanılmaz korkunç bir deneyimdi, terler döktüm ve sonra döndü “hayır sen daha önce hiç ilişkiye girmemişsin” dedi. “O yüzden ayrı yerde tutulacaksın” dedi. Tekrar askerlerin içinde üstümü başımı giyindim. Hani bir yere kadar direniyorsun, bir noktadan sonra bu işkence bitsin ne yapıyorlarsa yapsınlar, ne kadar yatacaksam yatayım, diyorsun, biran önce buradan kurtulmalıyım diyorsun.”

İlk kontroller ve kayıtlar yapıldıktan sonra sıra hükümlünün sınıflandırılmasına geliyor. Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği’nin ikinci bölümünün sınıflandırma kısmında, “Akli, bedensel durumları nedeniyle gruplandırılması” başlığı altındaki 26. maddeye göre hükümlüler “cinsel yönelimi farklı olanlar” şeklinde gruplandırmaya tabi tutulurlar. Yine Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğe göre “Cinsel yönelimi farklı hükümlülerin diğerlerinden ayrı odalarda kalmaları sağlanır.” Bu maddeler Türkiye mevzuatında cinsel yönelimin tanındığı yegâne hükümler olmaları açısından büyük önem taşısalar da, uygulamaya baktığımızda cinsel yönelim olarak kastedilen şeyin aslında cinsiyet kimliği olduğunu görmekteyiz.

LGBT bir mahpus için sınıflandırma hayati önem taşımaktadır. Amerika Ulusal Transgender Eşitlik Merkezi’nin 2011’de yayınladığı 6,450 transgender ve cinsiyet uyumsuzluğu yaşayan birey ile yapılmış Ulusal Transgender Ayrımcılık Araştırması sonuçlarına göre cezaevi deneyimi olmuş katılımcıların %38’i diğer tutuklular tarafından, %39’u ise cezaevi personeli tarafından taciz edilmiştir. Ayrıca katılımcıların %16’sı cezaevinde kaldıkları süre içerisinde fiziksel, %15’i cinsel saldırıya uğramış olduğunu ifade etmiştir. Türkiye’ye dair istatistiksel bir veri bulunmamakla birlikte mevcut duruma dair bilgiler deneyimlerini sivil toplum örgütleri ile paylaşan LGBT mahpusların tanıklıklarına dayanmaktadır. Şu anda Türkiye’de trans kadınlar için ayrı koğuşlara sahip üç cezaevi bulunmaktadır: Sincan F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Maltepe L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu. Buralarda yaklaşık 70 trans kadının kaldığı söylenilmekte. Diğer cezaevlerindeki uygulamalara baktığımızda ise; ameliyat olup kimliğini değiştiren trans bireylerin kimliklerinin rengindeki hükümlülerin koğuşunda veya boş koğuş varsa tek başlarına kaldıklarını görmekteyiz.

“Sonra beni tek kişilik bir hücreye yerleştirdiler, beton yatak, beton yatak üzerinde pis bir yatak, yatağın üzerinde kahverengi, üzerinde armalı bir battaniye. Bir duvarla tuvaletin ayrılmış, iğrenç bir kokunun içerisinde yaşa diyorlar sana, tamamen bunalıma girdim. Bunu yaşamamın benim insanlığımı kaybettirdiğini düşünmeye başladım, yemek yememeye başladım, ölüm bu noktada bir kurtuluştu, 7-8 gün yemek yemedim, psikolog geliyor, müdür geliyor ikna etmeye çalışıyor, duvarlarda önceden yatmış̧ kişilerin yazılarını okuyordum, ulaşacağım kimse yoktu. Tek ulaşacağım yine ailemdi ve ben aileme durumuma ilişkin yazıyordum. Çok açık yazarsan durumunu bu mektup gitmeyecek demişlerdi. Sadece hatır sorma üzerinden mektup yaz demişlerdi. Derken savcı durumun ciddiyetini anlamış̧, savcı geldi, “kalk ayağa” dediler savcı geldiğinde, benim ayağa kalkacak halim yok sendeliyorum, adam benim gözümün içerisine bakıyor, ben hiçbir şey söyleyemiyorum adama, sadece gözyaşı döküyorum. Durumum bu, bu insanlık mıdır, diyemiyorum sadece ağlıyorum. Sonra savcı “bunu bir koğuşa yerleştirin” dedi. O gün apar topar bir koğuşa yerleştirildim.”

Sınıflandırma sonrası LGBT mahkûmların ceza infaz sürelerinde sorun yaşadıkları bir alan da iyileştirme programlarıdır. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğe göre “İyileştirme; hükümlülerin, kuruma girişinden salıverilmesine kadar geçen süre içerisinde, bedensel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri veya bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması, suçluluk duygusundan arınması, kişisel ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla uygulanacak, eğitim-öğretim, sağlık, psiko-sosyal hizmetler ile meslek edindirme, bireyselleştirilme, toplum yaşamıyla uyumlaşmasını ve geliştirilmesini sağlayacak programların tümüdür.” Ancak LGBT mahpuslar güvenliklerinin sağlanamayacağı söylenerek bu faaliyetlerden çoğu kez mahrum bırakılmaktadırlar. Birinci derece akrabaları ile çoğunlukla bağlarını kopartmış olmaları sonucu aileleri tarafından ziyaret edilmeyen, eşcinsel evliliklerin tanınmaması sonucu hayat arkadaşları ile görüşme, eş görüşmesi gibi olanaklardan faydalanma şansına da sahip olmamaktadırlar. Buna bir de tek kişilik koğuşlarda ve hücrelerde tutularak yalnızlaştırılma hali eklenince bu izole hayatın mahpuslar üzerinde etkisi oldukça ciddi ve ağır olabilmektedir.
“Tecridin insanların hayatında çok ciddi problemler yasattığını, bir insanın tek kişilik koğuşlarda ve hücrelerde tutularak insansızlaştırılması, onursuzlaştırılmasının, bütün hayatında çok ciddi olumsuz yansımaları olduğunun farkına vardım. Ne olursa olsun, kimin ne suçu olursa olsun tecridin bir insanlık suçu olduğunu bütün kalbimle söyleyebilirim.”

Trans bireyler özgürlüklerinden alıkoyuldukları cezaevlerinde düzenli olarak kullanmaları gereken hormonlardan veya cinsiyet değiştirme ameliyatlarından da mahrum kalabilmektedirler. Çoğu mahpus, değil cezaevine girmeden önce başlamış olduğu cinsiyet değişim sürecini devam ettirmek, cezaevi içinde kendini ait hissettiği cinsiyet kimliğine dair eşyalara dahi ulaşmakta zorluk çekebilmektedir. Bunun dışında ulaşılmakta zorluk çekilen bir diğer şey de içerikleri nedeniyle disiplin kurullarında takılabilen LGBT içerikli dergi ve kitaplardır.
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğe göre; hükümlünün ceza infaz süresinin bitişine yakın bir salıverilmeye hazırlama süreci başlar. “Hükümlünün salıverildikten sonraki geleceğini düzenlemeyi düşünmesini sağlayıcı tedbirler alınır ve toplumla uyumu ile ailesinin yararı için bu konularda hizmet veren resmî ve özel kuruluş veya kişilerle ilişki kurması amacıyla katkı ve yardımda bulunulur.” Ancak konu LGBT mahpuslar olduğunda bu madde de ihmal edilebilmekte ve zaten özgürlüğünden alıkonulduğu süreçte tecrit yahut diğer sebeplerle toplumla bağlarını koparmış hükümlüler dışarı çıktıklarında topluma tekrardan entegrasyon konusunda büyük sorunlar yaşayabilmektedir.

Çözüm Önerileri ve İyi Örnekler
1)Tüzük ve yönetmeliklerde değişiklik: Hükümlülerin nasıl sınıflandırılacağına dair bilgiler içeren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğü ve Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği’ne “cinsel yönelim” dışında “cinsiyet kimliği” ifadesinin eklenmesi.
2)Veri Giriş Sistemi: Kimlik rengine göre sisteme girilen “kadın”- “erkek” ikili sistemi yerine kişinin beyanına göre bir işaretleme yapılması.
3)Cezaevi Personeli: Personele verilen eğitim konuları arasına cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ve bu konudaki ayrımcılık karşıtı Uluslararası insan hakları standartlarının da eklenmesi. Farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine sahip personelin de cezaevi kadrolarında yer alması.
4)Adalete erişim: Kuruma kabul sırasında hükümlüye yapılan bilgilendirmelere hukuki yardım hizmetlerine erişim yollarının da eklenmesi. LGBT mahpuslara yönelik çalışmalar yapan kurum ve kuruluşların iletişim bilgilerinin mahkûma verilmesi (bu iletişim yollarının kullanılabilir kılınması).
5.Üst aramaları: Aramaları yapacak personelin cinsiyetinin seçiminin LGBT mahpusa bırakılması.
İyi Örnek: Aramayı yapacak personelin cinsiyetinin seçim kararının kişiye bırakılması Kolombiya Emniyet Müdürlüğü ve New York Çocuk ve Aile Servisisleri tarafından benimsenmiş bir uygulamadır. Benzer bir yaklaşım Londra Metropolitan Polis teşkilatı da dahil olmak üzere İngiltere’de birçok kurumda benimsenmiştir.
5)Açılma/Açılmama kararı: Cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliğini başkalarıyla paylaşıp paylaşmama kararının mahpusun tercihine bırakılması.
6)Barındırma: LGBT mahpuslar için koğuşlara sahip cezaevi sayısının arttırılması. Bu gruplara sağlanan barınma hizmetinde nicelik kadar niteliğin de gözetilmesi.
7)Sınıflandırma: Yerleştirmede biyolojik cinsiyet/sahip olunan kimlik rengi yerine mahpusların isteklerinin göz önünde bulundurulması. LGBT mahpusların güvenliklerine tehlike oluşturabilecek mahpuslar ile aynı koğuşlara yerleştirilmemesi.
8)Güvenlik: Taciz ve saldırıya sıfır tolerans politikasının geliştirilmesi ve taciz ve saldırı durumlarında izlenecek prosedüre dair bir eğitimin personele verilmesi. Mahpuslar için erişilebilir bir şikâyet mekanizmasının oluşturulması.
9)Sağlık: LGBT mahpusların cezaevi koşullarında da hormon tedavisine devam etmesinin sağlanması. Cinsiyet değişim süreci cezaevine girişle birlikte yarım kalan mahpusların bu süreci tamamlamasının yolunun açılması.
İyi Örnek: Amerika’da 30 eyalette Transgender bireyler “mevcut, kabul edilen bakım standartlarında” hormon tedavilerine devam etme hakkına sahiptirler .
10)Cinsiyet Kimliğine özgü eşyalara erişim: LGBT mahpusların beyan ettikleri cinsel kimliğe özgü eşyalara erişiminin sağlanması.
11)Ziyaretçi: Eş ziyaretinin evlilik şartı aranmaksızın aynı cinsiyetten partnerlere de sağlanması. LGBT mahpusların aileleri ile bağlarını kopartmış olma durumları göz önüne alınarak akrabalara tanınan hakların kişinin belirteceği arkadaşlara da tanınması.
İyi Örnek: Brezilya cezaevlerinde, mapuslar çoğunlukla evlilik şartı aranmaksızın eş ziyareti hakkına sahiptirler.
12)İyileştirme Programlarından Yararlanma: LGBT mahpusların ayrımcılığa uğramaksızın diğer mahpusların katılabildiği tüm etkinliklere katılımlarının sağlanması. LGBT mahpusların dışarıda uğradıkları ayrımcılık sonucu çalışma ve eğitim haklarından yeterli faydalanamamış olabilecekleri düşünülerek çalışma ve eğitim alanlarında özendirici programların uygulanması.
13)LGBT Literatüre Erişim: LGBT içerikli yayınların disiplin kuruluna takılmasının önlenmesi.
14)Tahliyeye Hazırlık ve Tahliye Sonrası Destek: Tahliye öncesi LGBT mahpusların alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle temaslar kurmasının sağlanması. Tahliye sonrası süreçte kişilerin barınma ve istihdamının sağlanması için sosyal hizmet kurumlarıyla işbirlikleri yapılması gerekmektedir.

Sonuç Yerine
Kanun ve yönetmeliklere baktığımızda hepimiz eşit gözüksek de bazı gruplar diğerlerine göre bu eşitliğin dışında kalabilmektedir. Özellikle kapalı yapılar olmaları sonucu içeride ne olup bittiğini tam olarak bilemediğimiz cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair yayınlanmış birçok rapor mevcuttur. Ancak bu raporlar içinde bile LGBT bireylerin cezaevlerinde karşılaştıkları hak ihlalleri çoğunlukla görünmez kalabilmektedir. Türkiye cezaevlerinde kaç LGBT birey olduğu bilinmemektedir.
LGBT mahpusların cezaevlerinde yaşadıkları sorunlara ancak alanda çalışan çeşitli sivil toplum örgütlerinin raporları ve bireysel tanıklıklar sayesinde ulaşabilmekteyiz. Dünya geneline baktığımızda zaten fazla bir literatüre rastlayamadığımız bu alanda Türkiye’ye dair Türkçe çalışmalara rastlamak maalesef pek mümkün değil. Bu bağlamda LGBT mahpusların cezaevlerinde yaşadıkları hak ihlalleri konusunda gündem yaratmak, mahpusların ceza infaz sürecinin hangi aşamalarında ne gibi ayrımcılıklara uğrayabilecekleri konusunda bir farkındalık oluşturabilmek ve bu alanlarda çeşitli çözüm önerileri üretmek gerekmektedir. Bu amacı taşıyan çalışmaların ve LGBT mahpusların ayrımcılığa uğramalarını ve şiddete maruz kalmalarını önleyecek tedbirlerin alınabilmesi ve bu konuda koruyucu politikaların daha fazla geç kalınmadan oluşturulması için, öncelikle hapishanelerin ve ceza infazını düzenleyen ilgili bakanlık ve kurumların şeffaf olması gerekmektedir. Dünya genelinde yayınlanan birçok rapor dikkate alındığında cezaevi idarelerinin bu grupların topluma tekrardan entegre edilmesini sağlayacak ve ceza infaz sürelerini insan onuruna uygun bir şekilde yaşamalarını sağlayacak stratejiler geliştirmeleri gereklidir.

 Terminoloji 

• Cinsel Yönelim: Bireyin kendi cinsine, karşı cinse veya birden fazla cinse karşı süregelen derin duygusal, romantik, ve/veya cinsel çekimi ifade eder.
• Eşcinsel: Duygusal ve/veya cinsel açıdan hemcinsine ilgi duyan kişi.
• Gay (Gey): Eşcinsel erkek.
• Lezbiyen: Eşcinsel kadın.
• Biseksüel: Duygusal ve/veya cinsel açıdan her iki cinse de ilgi duyan kişi.
• Cinsiyet Kimliği: Her bireyin, doğuştan gelen cinsiyetine uygun düşsün düşmesin, dış görünüşün veya bedensel işlevlerin tıbbi, cerrahi veya başka yöntemlerle iradi değişikliklerini de içerebilecek bedensel bilinç, giyim kuşam, söz ve davranışlar da dahil olmak üzere, özel ve kişisel cinsiyetini duyumsama ve yaşamasıdır.
• Transeksüel: Kendisini karşı cinse ait hisseden, karşı cinse benzeme isteği duyan veya karşı cinsten biri olarak hisseden kişileri ifade eder. Hem erkek hem kadın için geçerlidir. Yani kişi kadın bedeninde doğup kendini erkek olarak hissedebilir, erkek bedeninde doğup kadın olarak hissedebilir. Ancak Transeksüel kişinin ruhsal eğilimleri için geçerli olan bir kelimedir, bu yüzden transeksüeller dış görünümlerinden belirlenmeyebilir.
• Travesti: Dış görünüşü ve davranışıyla biyolojik cinsiyetinin karşısında ki cinse ait olma isteğini ifade eder. Karşı cinsin eşyalarını kullanmaktan, karşı cinsin giydiği kıyafetleri giymekten, ait olmak istediği cinsin davranışını sergilemekten zevk alan kişilerdir. Hem kadın hem erkek için geçerlidir.
• İnterseks: İkili cinsiyet sistemi içerisinde olağan sayılmayan bir şekilde dış genital organ ya da iç üreme sistemi ile doğmuş olan, cinsel kimlikleri ve cinsel organları ikili sisteme sığmayan kişilerdir.
• Transgender: İngilizce bir tanımlama olup Türkçe’deki travesti ve transeksüel tanımlamalarının ikisini de kapsar. Cinsiyet geçiş sürecini tamamlamış ya da tamamlamamış; ancak biyolojik cinsiyetine ve görünümüne bir şekilde müdahale edenleri tanımlamak için bir şemsiye kelime olarak da kullanılabilir. (Bu yazıda interseks bireyleri de kapsayacak şekilde bir şemsiye kelime olarak kullanılmıştır.)
• Homofobi: Eşcinsellere/eşcinselliğe karşı duyulan korku, hoşnutsuzluk, irrasyonel nefret ya da ayrımcılık.
• Transfobi: Transgender bireylere karşı duyulan korku, hoşnutsuzluk, irrasyonel nefret ya da ayrımcılık.
• Bifobi: Biseksüel bireylere karşı duyulan korku, hoşnutsuzluk, irrasyonel nefret ya da ayrımcılık.
Kaynakça:

• “Bölüm 5: Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Transgender Mapuslar”. Özel İhtiyaçlara Sahip Mahpuslar Üzerine El Kitabı, Birleşmiş Milletler Suçla Mücadele Ofisi, Birleşmiş Milletler Yayını. İngilizce versiyon: 2009, Türkçe versiyon: 2013.
• Injustice at Every Turn: A Report Of the National Transgender Discrimination Survey. National Center for Transgender Equality ve National Gay and Lesbian Task Force, 2011.
• Kaos GL, 2008, LGBT Bireylerin İnsan Hakları Raporu
• Latin American Herald Tribune, 07.12.2011. http://laht.com/article.asp?ArticleId=404257&CategoryId=14090 (Son Erişim: 09.05.2013)
• Leff, Lisa, “U.S Prisons Officials OK Hormone Treathments For Trans İnmates”, 06.10.2011 http://www.dallasvoice.com/u-s-prisons-officials-hormone-treatments-trans-inmates-1091438.html (Son Erişim: 09.05.2013)
• Leach, Donald L., II. “Managing Lesbian, Gay, Bisexual, Transgender, and Intersex Inmates: Is Your Jail Ready?” LJN Exchange, Annual Issue (2007): 25-30.
• Türkiye Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük, 06 Nisan 2006.
• “Preventing the Sexual Abuse of Lesbian, Gay, Bisexual, Transgender, and Intersex People in Correctional Settings”. Washington: National Center for Transgender Equality; San Francisco: National Center for Lesbian Rights; New York: American Civil Liberties Union; San Francisco: Transgender Law Center; New York: Lambda Legal.
• Squires, Nick. 28.01.2010. “Italy opens first prison for transsexuals”, http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/italy/7092137/Italy-opens-first-prison-for-transsexuals.html
• T.C Ceza İnfaz Kurumları Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği, 17.06.2005.
• Tahaoğlu, Çiçek. 17 Mayıs 2012. Homofobi Hem İçeride Hem Dışarıda, Bianet.org. http://bianet.org/bianet/bianet/138411-homofobi-hem-iceride-hem-disarida (Son Erişim: 09.05.2013)

• Adalet Bakanlığı’ndan LGBT Mahpuslara İlişkin Başvurumuza Cevap Var, CİSST, https://hapistelgbti.cisst.org.tr/2013/07/25/adalet-bakanligindan-lgbt-mahpuslara-iliskin-basvurumuza-cevap-var/ (Son Erişim: 1 Ağustos 2013)
• Yogyakarta İlkeleri, 2006.

Bir Transeksüelin Hapishane Deneyimi

KAOS GL’nin internet sitesinde hapishane deneyimi olan Buse Kılıçkaya ile yapılmış bir röportaj bulunuyor. 2008 tarihli olmasına rağmen önemli tanıklıklar içeren bu röportajı LGBT Hapiste blogumuzu aynı zamanda bu konudaki bütün bilgileri derleyeceğimiz bir arşiv olarak da düşündüğümüzden okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Eşcinsel ve Tutsak Olmak!

Haber: Barış Sulu

Benim cezaevi deneyimim bir aşk hikâyesiyle başlıyor öncelikle. Neler olduğunu, nasıl cezaevine girdiğimi, cezaevindeki günlerimi ve eşcinsel, travesti, transeksüel bireylerin cezaevlerinde neler yaşadıklarına dair deneyim aktarımı yapacağım. Buse Kılıçkaya’nın ağzından cezaevi deneyimi.

KAOS GL – 07/10/2008

Tarih: 21 Eylül 2008

Yer: Orta Dünya Kafe – Ankara

Konuşmacı: Buse Kılıçkaya

21-22 yaşlarındaydım, bir sevgilim vardı, seksi işçiliği yapmıyordum ancak seks işçiliği yaparken tanıştığım bir birliktelikti, tabii ki birlikte olduğum insan benim seks işçiliği yapmama dayanamıyordu ve sürekli “Bırak, dayanamıyorum, bu benim için ağır bir travma” diyordu. Hayatını seks işçiliği ile geçindiren bir insandım ve bırakma kararı benim için çok zorlu ve ciddi bir karardı. O çok sevdiğim ve değer verdiğim bir insandı ve her ne olursa olsun bırakmaya karar verdim böylece. O dönemlerde biraz daha lüks bir evde yaşıyorduk ama seksi işçiliğini bırakınca daha muhafazakâr bir çevrede ve kısıtlı bir evde yaşamaya karar verdik. Çok güzel bir ilişkiydi, hayatımdaki en güzel aşklardan bir tanesiydi. Yeri geldi aç kaldık, yeri geldi susuz kaldık, hastalandık ama hiç birbirimizi bırakmadık o süreçte. Her konuda birbirimize göğüs gerdik. Bir hafta boyunca bir kesme şekerle idare ettiğimiz günleri bilirim. O hasta iken yalnızca tarhana çorbası yapıp “Ben içtim hayatım, sen ye” dediğim bir aşk bu. Sonrasında birlikte olduğum kişi bana yetemediğini düşündüğü için yanlış bir işe karışıyor, Buse’yi daha rahat ettireyim diye, bu yanlış iş dediğim de sahte dolar işi.

nerden kazanıyorsun diye sormuyordum

Evin içerisine artık para geliyor, rahat da yaşamaya başladık ama bu para nerden geliyor, soruyorsun, “Sen karışma” yanıtını alıyorsun. Sonuçta hani erkek bakış açısıyla yaşamaya alışılmış, ben o dönemlerde erkekliği ve kadınlığı sorguluyor da değildim ve öğretilenler vardı, öğretiler içerisinde kadın evinde oturur, erkek ona bakmakla yükümlüdür de vardı ve çevremde baktığım roller de hep bu şekildeydi. Çevremdeki kadınlıklara bakarak yaşadığım için bu hiç de problem değildi. Erkek izin vermiyorsa vermiyordur ve daha fazla sorgulanması da gerekmez düşüncesi içerisindeydim. Şu anda öyle bir düşünce içerisinde değilim. Bir süre sonra beni doğum günümde annemlere götürmek istediğini söyledi, uzun süreden beri annemlere gitmek istiyordum ve gidemiyordum. “Beraber gidelim, annenleri gör, sana verdiğim sözü yerine getireyim” dedi. Bir de “araba kiraladım” dedi. Yeni yılı annemlerde geçirdik böylece. “Ablanlara da götüreyim seni, bütün istediklerini yerine getireyim sonrasında da İstanbul’a geri döneriz” dedi. Ben de ah ne güzel olur, bu kadar sıkıntımız da kalmadı artık, düzene giriyoruz, eşimin sevgisi ve benim ona olan sevgim çok güzel derken Çorum’da, arkadaşını da arabaya almıştı bir tane, ben yorulunca o kullanır demişti, yola çıktık. Çorum’da derken polisler yolumuzu çevirdi, apar topar gözaltına alındık. Hayatımda ilk cezaevi deneyimimdi. Götürüldüm ve yargılanmaya başladık, ifadeler, nezarethaneler…

ilk cezaevi deneyimi

İlk arayacağım kişi annemdi, “anne bir şey anlatmıyorlar, yargılanacaksınız diyorlar” dedim. Erkek arkadaşım ve arkadaşı her şeyi itiraf etmiş, biz evet böyle böyle bir işin içindeydik diye, ben de bu yargılamanın içerisine böylece dâhil oldum, mahkemeye çıkartıldım, mahkeme tutuklanmamızı talep etti. Bu da benim hayatımdaki ilk cezaevi deneyimimdi. Zor bir süreç, yıllarca çok güvendiğin, birlikte yaşadığın, omuz dayadığın insandan böyle bir şey gelmesi. Beni üzmedi, bunu benim için yapması, beni seks işçiliği üzerinden var etmeyip, böyle bir mücadele vermesi beni mutlu da etmişti açıkçası. Ama hayatımdaki ilk karakol, ilk demir parmaklıklarla karşılaşmamdı ve çok zordu. Cezaevine girdiğim zaman, hâlâ inanmıyordum, demir kapılar, sesler… Hâlâ mesela demir kapılara karşı irkilirim. Ben cezaevindeydim, karşılıklıydı koğuşlarımız ve birbirimizi görüyorduk. Annemler geldi ziyaretimize ikinci gün. Annemlerle görüştükten sonra biraz daha rahatlamıştım. Buradan çıkacağım ve suçsuzum düşüncesi vardı. Bir soba, dört beş tane ranza… Ayrı bir yere koymuşlardı beni, soba tütüyor, nerde olduğunu bilmiyorsun, ben neden buradayım diye sorguluyorsun, yalnızsın, sabaha kadar uyumamıştım bu nedenle. Ertesi gün bir gardiyanın tacizine uğradım akşama doğru, “gel, yukarıda televizyon seyredelim” dedi. Küçük bir cezaeviydi girdiğim, Alaca cezaeviydi. Daha çok ürkmüştüm, kendimi daha çok savunmasız hissetmiştim, demir kapılar, duvarlar, ranzalar ve ben. Bağırsam ne olur, nereye gider ses? Uyumamıştım, ranzanın bir köşesinde bacaklarımı kolumun arasına alıp oturmuş ve ağlamıştım sabaha kadar.
Ertesi gün sevgilime pencereden görüşebildiğim için bu olayı anlatmıştım ve bir sonraki gün sayım vermemişlerdi. Baktılar ki olay ciddi boyutta, ben de sonuna kadar savunacağım, bizi Sungurlu Cezaevine götürdüler. Sungurlu Cezaevinde üst araması yapılıyor ama tamamen çırılçıplak yapılıyor, arayacak kişilerin hepsi de erkek gardiyanlar. Sevgilimi aldılar bir kenara, oradan bana “Buse kesinlikle soyunmayacaksın, bunlara teslim olmayacaksın, soyundurmam ben seni” diyor, orada gardiyanlarla tartışmaya başladı, ben de “merak etme soyunmayacağım, sonuna kadar da direneceğim” sözü verdim, rahatladı, onları alıp götürdüler bir yere yerleştirdiler. Benim aranmam geldiğinde soyunacaksın dediler elbette, ben de aranmak istemiyorum, soyunmayacağım diye direttim. Müdürü çağırttırdım, transeksüel olduğumu söyledim, erkeklerin aramasının benim için yıpratıcı olduğunu, benim bedenimin birileri tarafından kontrol edilip aranmasının benim açımdan çok acı verici olacağını söyledim ve “ne yapacağız, senin aranman gerekiyor” dediklerinde doktor kontrolü altında aranmayı kabul ettim.

tek kişilik hücre

Sonra beni tek kişilik bir hücreye yerleştirdiler, beton yatak, beton yatak üzerinde pis bir yatak, yatağın üzerinde kahverengi, üzerinde armalı bir battaniye. Bir duvarla tuvaletin ayrılmış, iğrenç bir kokunun içerisinde yaşa diyorlar sana, tamamen bunalıma girdim. Bunu yaşamamın benim insanlığımı kaybettirdiğini düşünmeye başladım, yemek yememeye başladım, ölüm bu noktada bir kurtuluştu, 7-8 gün yemek yemedim, psikolog geliyor, müdür geliyor ikna etmeye çalışıyor, duvarlarda önceden yatmış kişilerin yazılarını okuyordum, ulaşacağım kimse yoktu. Tek ulaşacağım yine ailemdi ve ben aileme durumuma ilişkin yazıyordum. Çok açık yazarsan durumunu bu mektup gitmeyecek demişlerdi. Sadece hatır sorma üzerinden mektup yaz demişlerdi. Ben de sadece sevgilime ve annemlere hatır soran mektuplar yazıyordum.

savcı geldi, koğuşa yerleşebildim

Derken savcı durumun ciddiyetini anlamış, savcı geldi, “kalk ayağa” dediler savcı geldiğinde, benim ayağa kalkacak halim yok sendeliyorum, adam benim gözümün içerisine bakıyor, ben hiçbir şey söyleyemiyorum adama, sadece gözyaşı döküyorum. Durumum bu, bu insanlık mıdır, diyemiyorum sadece ağlıyorum. Sonra savcı “bunu bir koğuşa yerleştirin” dedi. O gün apar topar bir koğuşa yerleştirildim.

askerlerin yanında doktor anal muayene yaptı

Ertesi gün fotoğraf çekme, hastaneye gitme gibi şeyler başladı. Bunlar da travma yaratan şeylerdi, transeksüel olduğum için her girdiğim muayene odasında doktorların gülüşmeleri, insanların bakışlarıyla taciz edilmem çok bunaltan bir şeydi ve “ben transeksüelim, tek kişilik yerde tutuluyorum, durumum çok kötü, kendimi iyi hissetmiyorum” dediğimde bir doktor “anal muayene yapacağız parmakla” dedi. “Nasıl yani” dedim. Askerler orda bakıyorlar, doktor da “ben anal muayene yapmak istiyorum sana, pozisyonu al” dedi. Eldiveni taktı, benim için inanılmaz korkunç bir deneyimdi, terler döktüm ve sonra döndü “hayır sen daha önce hiç ilişkiye girmemişsin” dedi. “O yüzden ayrı yerde tutulacaksın” dedi. Tekrar askerlerin içinde üstümü başımı giyindim.
Hani bir yere kadar direniyorsun, bir noktadan sonra bu işkence bitsin ne yapıyorlarsa yapsınlar, ne kadar yatacaksam yatayım, diyorsun, biran önce buradan kurtulmalıyım diyorsun.

kaos gl’ye yazmak istedim

Kaos GL’yi o dönemler biliyordum ve mektup yazayım, durumumu anlatayım dedim ama adresi yoktu. En azından dergiler gönderirler demiştim. Ama bu olmadı. Ailem de adresini bulamadı.

1 ay kadar ben cezaevinde kaldım muayeneden sonra. Görüş günleri ailem ayrı tutulup herkesin görüşmesi bittikten sonra alınıyorlardı. Televizyonum vardı, mektup yazabiliyordum, ama yalnızdım. En azından aynı cezaevinde sevgilinizin olduğunu bilmek size bir güç veriyor ve onun sevgisiyle yaşayabiliyorsun.

kadın mahkumların dayanışması

Herkes banyosunu yaptıktan sonra hamam gibi bir yer vardı, yarım saat içerisinde duş alıp çıkmam söyleniyordu. İlk gittiğim günlerde elimizde para yoktu ve kadınlar koğuşundan benim geldiğimi duyunca şampuan, lif, sabun gibi ihtiyaçlarımı gönderdiler, kadınların dayanışmasını gördüm yani. Bu beni mutlu etmişti.

mahkemede bekletiyorlar, insanlar seyrediyordu

Mahkeme sürecinde arkadaşlarım hayır bunun suçu yok deseler de, dört beş kişi sürekli gözümün içine bakıyordu, ne dediklerini bile anlamıyordum, hâkimlerin savcıların o maddeli konuşmalarını anlamıyordum ve çözemiyordum. Mahkeme bittiğinde bir süre bekletiyorlardı, insanlar da seyrediyorlardı, bir transeksüel geldi diye herkes duymuştu. Bir kadın geldi, farkına varmadan yanıma oturdu, sonra kadının kulağına birisi bir şey söyledi, kadın bir anda panikledi, kalktı ve kaçtı, transeksüel olduğum söylenmişti, kadın da bilmiyor tabii, artık dönme mi dediler, ne dediler bilmiyorum. Böyle günler yaşadım ve üç aylık yargılamanın sonunda ben cezaevinden çıktım. Çıktığımı da anlamadım, tahliye demiş hâkim, ben hâlâ durumum çok kötü diye anlatmaya çalışıyorum, neyse çıktığımda rüya gibiydi.

nihayet tahliye oldum

Ailede çok sevilen bir insanım, bütün akrabalarım gelmişti, bu beni çok mutlu etmişti, hepsine sarıldım ve dışarıda olduğumu anlayamamıştım, sevgilim ve o arkadaşı da çıkmıştı, hâlâ gardiyanlar var ve ben hâlâ sevgilime sarılamıyorum, o da benim için zor bir andı. Sevgilim bir transeksüelle birlikte olduğu için sorunlar yaşamıştı, cezaevi içinde bir transeksüelin sevgilisi olduğu dağılmıştı kulaktan kulağa. Çıktığımda iki yıl yedi ay ceza aldığımızı ve bunu temyize verilmesi gerektiğini ve yargı süreci olduğunu öğrendik, gittik temyize verdik işlemler başladı.

tecridin gerekçesi olamaz

Bu deneyimimi ilk kez 2003 yılında Kaos GL’nin sempozyumunda anlattım. O dönemde şunları yaşadım, tecridin insanların hayatında çok ciddi problemler yaşattığını, bir insanın tek kişilik koğuşlarda ve hücrelerde tutularak insansızlaştırılması, onursuzlaştırılmasının, bütün hayatında çok ciddi olumsuz yansımaları olduğunun farkına vardım.
Ne olursa olsun, kimin ne suçu olursa olsun tecridin bir insanlık suçu olduğunu bütün kalbimle söyleyebilirim. Bizler doğarken suçlarla doğmuyoruz. Bir şekilde suçlara itiliyoruz ve bu suçların içerisinde kendi yaşamlarımızı kaybettirilmeye yönelik suçlar işleniyor, aslında bunun farkında değiliz. Çevre, şartlar ve yaşatılanlar, görüşlerimiz bizi cezaevlerine sokabiliyor. Cezaevleri biraz bilmediğimiz bir dünya. Binlerce insan içeride.

özgürlük mücadelesi verirken yeniden cezaevine

Cezaevinde dayanışma, mektup çok önemli. Bana gelen mektupları belki on defa okudum orada. Yalnızlık çok zor. En son da işte 2008 Ocak ayında cezaevine girdim. Bir gün evdeyim, o gün de toplantım vardı, bahane arıyorum gitmemek için, evde kalasım var, kafamı dinlerim diyorum. Polis geldi bir kâğıtla bu olaydan 7 yıl sonra. Ceza yatacaksınız diyor kâğıtta, üç ay on beş gün. Tabii ben bunu anlamadım o an. Üç ay on beş gün bana yıllar gibi geldi o an, o tramvayı yıllar önce yaşamıştım çünkü. Ben bunu tekrar nasıl yaşarım diye düşünmeye başladım, Pembe Hayat’ın avukatı Senem Doğanoğlu’na telefon açtım hemen, “Senem böyle böyle yazan bir kâğıt geldi, ben ceza mı yatacağım, yatmayacağım ama yatacağım gibi mi görünüyor” dedim. O da “Sen dur, ben hemen yanına geliyorum” dedi. Geldi eve, “yatacak mıyım” dedim, O da “yatacaksın” dedi ben ağlamaya başladım. Benim için çok zor bir durumdu. Şöyle bir zorluğu vardı artık ekstradan, özgürlük mücadelesi veren bir insanım ve özgürlüğüme çok düşkünüm, hayatımın içerisinde özgürlüklerin mücadelesini verirken tekrar öyle bir yere kapatılmam benim için ayrıca zor olacaktı.

Derken Umut (Güner), Selaylar, bir, iki derken evin içi kalabalıklaştı, hepimiz ağlıyoruz ama Ahmet Kaya’nın kasetini koymuştuk, ağlıyoruz hepimiz. Barış (Sulu) ona keza, Barış inanamıyor, çünkü biz Barışla ev arkadaşıyız ve sürekli yan yanayız, bütün acımızı, tatlımızı sürekli beraber paylaşırız, biz birbirimiz gözüne baktıkça doluyoruz. Ne yapalım ne yapalım derken, bu süreyi dolu dolu değerlendirelim dedik. Hrant Dink’in cenaze törenine gidecektim, 18’inde de teslim olmam gerekiyordu. Ben de ne olursa olsun 19’unda teslim olacağım dedim bu vesileyle.

Sonrasında cezaevinden arkadaşlara mektup yazıldı, cezaevinde birkaç arkadaş vardı “Buse lütfen 18’inde teslim ol, yanımıza gelmenin tek yöntemi budur” dediklerinde ben de, tamam bu hayalimi de diğer seneye erteleyeyim, teslim olayım dedim.

dayanışmayı gördüm, biz bir aileydik

O süre zarfında şunu çok iyi gördüm; ben artık yalnız değildim çok kalabalık bir ailem vardı, 18’ine göre yaşadığım süre, örgütlü olmanın, örgütlenmenin, mücadele vermenin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir süreydi. Evet, biz belki birçoğumuz birbirimizi çoğu zaman göremiyoruz ama yaşadığımız olaylar, yaşadığımız hayat birbirine çok benzer. Bu ülkede yaşarken hepimiz aynı baskılanmayı, aynı yansımayı buluyoruz bir şekliyle, ucundan kenarından bir şekliyle yaşatılıyoruz.

Biz bir hafta boyunca her gün içtik, her gün ağlaşmalar, görüşmeler, konuşmalar, o aile gittikçe büyüyordu, her geçen gün daha da kalabalıklaşıyordu. “Buse sen özgürlüğü içine sindirmiş bir insansın ve hayatı nerde olursan ol yaşarsın” demeye başladım kendime. Arkadaşlarımın gözyaşları artık beni üzmeye başlamıştı ve artık ben onları teskin etmeye başlamıştım, “ya arkadaşlar bir şey değil, üç ay on beş gün çıkıp geleceğim” diyordum. Sonrasında bir an önce gideyim de geleyim artık, lanet olsun, insanların durumunu, ruh halini gördükçe. Herkes, dernekle ilgili ne yapacağız, nasıl olacak diye soruyordu.
Pembe Hayat’ın hiyerarşik bir örgütlenmesi yok ve bunun için çabalayan bir derneğiz, Buse cezaevine girdiğinde Pembe Hayat yürüyecek mi, arkamızdaki arkadaşlar bunu sürdürebilecek mi… Sürdürmenin ne kadar önemli olduğunun bilincine varmaları açısından çok önemliydi bu süreç ki onların hepsine tek tek teşekkür ediyorum. Pembe Hayat belki haftada üç gün kapıları açıldı ama yürüttüler, vergi borçları, elektriği, kirası, şunları, bunları ödendi, güzel bir dayanışma sergilendi.

moderndi ama yine tek kişilik hücreydi

Cezaevine girme sürecimi anlatayım. Cezaevine araba yaklaşmaya başladığında bu arabanın lastikleri keşke arka arkaya dönse diye düşündüm. O kadar kendimi kötü hissediyordum, belli etmiyorduk birbirimize, en azından dinleneceksin üç ay diyorlardı, tatil yapacaksın diyorlardı ama öyle olmuyor. Tek travmam soyundurulmamdı benim, cezaevine nasıl gireceğimi düşünüyordum. Kadınım ve benim bedenime benim istemim dışında herhangi bir insanın dokunması beni rahatsız eden bir şey. Birçok gelişmiş alet var ve hâlâ bu yapılıyor. Direndim ve sadece üst tarafımı açmam söylendi, eşofmanlarımı indirmedim, eşyalarımı seçerken cihazlar ötmesin diye özellikle seçmiştim. Yine tek kişilik bir hücreye götürüldüm. Orada arkadaşlarımdan ayrılmak çok zordu, Selay, Senem, Tuna vardı. Girdim cezaevine ama çok zordu benim için. Burası biraz daha moderndi ama ne olursa olsun yine tek kişiydim.

Gardiyanlar cezaevine bir transeksüelin geldiğini duymuşlar ve herkes gelip bakıp gidiyordu. O demir kapı her açıldığında yatağımdan fırlıyordum, çok rahatsız ediciydi. Dediğim gibi Hrant Dink’in ölüm yıldönümüydü, arkadaşlarım şu an şuradadır, şunları yapıyorlardır diye onları düşünmeye çalışıyordum. Orada 22 gün tutuldum. 22 gün boyunca havalandırma hakkım yoktu, dışarı çıkartılmıyordum, Çorum’da da böyleydi, koydukları yer erkeklerin kısmıydı. Sadece kütüphanesinden istediğim zaman yararlanabiliyordum. Her görüşe çıktığımda, her avukatım geldiğinde üstüm aranıyordu, taciz eder gibi arandığı da oluyordu. Kimlikteki ismimle hitap ediliyordum, bu benim için çok sorunlu bir şeydi. Bunları müdürle konuşmak için dilekçe yazdım ve anlattım. Sonrasında ismimin Buse olarak söylenmesinde bir sakınca olmadığını söylediler ama bazıları inadına söylüyorlardı zaman zaman. Mazgal dedikleri küçük bir yer var ve oradan insanlığını unutturacak bir şekilde yemekler veriyorlar. İlk girdiğimde bizim arkadaşlardan yemek vesaire bir şeyler geldi, aslında yasakmış ama gardiyanlarla araları çok iyi olduğu için gönderiyorlar. Gün boyu yemek yememiştim aslında çok ciddi derecede sıkıntılıydım. Cezaevine girdiğim akşam karnımın acıktığını hissettim artık. Arkadaşların yolladığı bir pet şişede deterjan göndermişler, ben onu meyve suyu diye o dalgınlıkla iç ve istifra etmeye başla, sonrasında üç dört gün yemek yiyemedim midem kötü oldu.

cezaevinde mektup almak gibisi yok

Sonrasında alışmaya başladım, ben buraya kendimi alıştırmak zorundayım, “üç ay on beş gün yatacağım burada ne yapabilirim önüme koymam gerekiyor” dedim. Artık ben daha güçlüydüm. Örgütlü mücadelenin içerisinden geliyordum ve arkadaşlarımın beni yalnız bırakmayacaklarının çok farkındaydım. Her şeyden önce güvendiğim insanlardan bir tanesi Selay’dı. Benim için dost denilebilecek bir kişi. Cezaevine girdiğim günden, cezaevinden çıktığım güne kadar hiç yalnız bırakmayan kişilerden bir tanesiydi. Yağmur yağıyor, bir gün ziyaretçim gelmemiş ve ben o kadar ziyaretçimin gelmesine alışmışım ki, mektubu geldi Selay’ın. “Ben bugün oradaydım, sen beni görmedin ama” diye yazması çok güzeldi. İnsanın hayatında dostlar çok önemli. Hele de gerçekten doğru bir eksende yürüyorsan bu daha önemli.

“sizin güvenliğinizi sağlayamıyoruz”

İnanılmaz mektuplar geldi, inanılmaz zor şeyler yaşadık. Ben 22 gün tek başına kaldıktan sonra orada mücadeleyle arkadaşlarımın yanına geçtim. Transeksüeller üç kişilik ve en köşedeki koğuşlardan yararlandırılıyordu. Bir araya getirilmiyorlardı. Dokuz kişilik koğuşlar da vardı ama açmıyorlardı. Her şey için bir gerekçe gösteriyorlardı. Ben arkadaşlarımın yanına geldiğimde daha da rahatlamıştım. Artık onlarla sabahlara kadar oturup çok güzel paylaşımlarda bulunabiliyorduk. Diğer koğuştaki arkadaşlarımızla konuşabiliyorduk. Volta atıyorduk, okuma yazma bilmeyen iki arkadaşımız vardı onlara okuma yazma öğretebiliyorduk. İnsanın hayatındaki en önemli şeylerden bir tanesi eğitim hakkıdır. Orada eğitim hakkı bir transeksüel olduğun için göz ardı edilebiliyordu. Herkes haftada üç dört gün okuma yazma kursuna gidebilirken transeksüel arkadaşlara haftada bir gün veriliyordu. Gerekçe olarak da “sizin güvenliğinizi sağlayamıyoruz” deniliyordu. Ama biryandan da sınavlara 30 tane öğrencinin içerisinde sokabiliyorlardı. Ben bunları müdürle konuştum ve cezaevinde mücadele başladı. Ben çıkacaktım ama birçok arkadaşım orada kalacaktı, kimisi 8 yıl, kimisi 10 yıl, kimisi 30 yıl ceza almış insanlardı. Sorgulayan bir hale gelmiştik. Müdüre dilekçe yazabiliyorduk. Çok da iyi bir diyalogumuz gelişti müdürle. Kendi içimizde tartışmalarımız da oluyordu zaman zaman ve cezaevi içinden korunan bir transeksüel olduğunu da öğrendik, sürekli neler konuşuluyor, neler yapılıyor direk bilgilerin dışarı çıktığının farkına vardık. Bizim için bu problem değildi ama içimizde bir transeksüelin böyle davranış sergilemesi hoş değildi.

Ne olursa olsun komün yaşıyorduk. Çünkü birçok arkadaşımızın parası gelmiyordu ve benim paramın olduğu yerde onların parasının olmaması beni üzen bir şeydi. Para gelen iki üç arkadaş vardı ve diğer arkadaşların bir sigara bile alacak durumu yoktu. Mektuplarımızı bile paylaşıyorduk. Bir iki tahliyemiz oldu, zılgıtlarla uğurladık. Mektuplar bekledik o arkadaşlardan ama dışarıda başka bir hayat var elbette.

Bir arkadaşın lafı var cezaevinde olan beni çok etkilemişti, “sanki burada doğmuşum büyümüşüm, dışarıda nasıl bir hayat var, hayat var mı acaba bilmiyorum” diye. Orada durmak artık onu dışarıdan o kadar koparan bir durum olmuş ki, dışarıda bir yaşamın olduğunun farkında bile değil. Onun için yaşam sadece gökyüzünden ibaret, uçan kuşlardan. Onun için gezmeye gitmek, sosyalleşmek, koğuşundan revire gitmek kadar bir şey. Onu bu mutlu edebiliyor.

eşcinsel veya transsan tecride

Bir transeksüel için cezaevinde olmak çok zor bir şey. Ben asla cezaevine gireceğim diye düşünmedim mesela. Ama hayat seni her yere sürükleyebiliyor… Anlattıklarımın içerisinden birçok hikâye çıkarılabilir. Her birey için çok zordur cezaevinde olmak ama açık olan gey, lezbiyen, biseksüel, travesti ve transeksüelleri için daha da zor. Açık olduğu bilinen LGBTT kişilerin tamamen tecrit altında tutulduğu bir yer cezaevleri. Hiç aklımın ucundan geçmezdi cezaevine gireceğim. Suçlu kim ortada…

İngiltere’de “Homofobik ve Transfobik Suçlar” Artıyor

Pink News adlı sitede Scott Roberts imzasıyla yayınlanan 2 Ağustos tarihli habere göre İngiltere’de suç oranları genel olarak düşmesine rağmen  “homofobik ve transfobik suçlar” giderek artıyor. 

Makalede aktarılan bilgilere göre:

İngiltere’de her hafta 98 homofobik ve transfobik suç işleniyor.

2009 yılında yüzde 9 olan bu suçlar 2010 yılında yüzde 10’a 2011 yılında ise yüzde 11’e yükselmiş durumda. 2012 yılı rakamları ise henüz açıklanmış değil.

Homofobik suçların yüzde 25’i, transfobik suçların ise yüzde ellisi Londra’da gerçekleşiyor.

 Her 8 lezbiyen, gey veya biseksüelden 1’i ve her 4 transseksüelden 3’ü yılda bir nefret suçuyla karşılaşır.

Her 4 heteroseksüleden 1’i suç ile karşı karşıya iken söz konusu olan lezbiyen, gey ve biseksüeller olduğunda bu oran 3’te 1’e yükselir.

Her 33 heteroseksüelden 1’i şiddetle karşılaşırken söz konusu olan lezbiyen, gey ve biseksüeller olduğunda bu oran 14’te 1’e yükselir.

Bu yazının aslını da okuyucularımızla paylaşıyoruz:

UK: Around 100 LGBT hate crimes are recorded each week by police

by Scott Roberts
2 August 2013, 2:00pm

Although crime rates may be dropping, a new report suggests LGBT people are still experiencing high levels of abuse in the UK.

Research by London LGBT hate crime charity Galop shows 98 homophobic and transphobic crimes are recorded each week by police across Britain.

A quarter of all reported homophobic crime and a fifth of all reported transphobic crime happens in London.

Compared with figures on other types of hate crime, such as racism, the proportion of homophobic hate crime at a national level is on the rise.

9% of UK reported hate crime was homophobic. That rose to 10% in 2010 and 11% in 2011. Figures for 2012 are still being processed.

Galop states over half of homophobic and transphobic crime is not reported to the police, meaning many people suffer in silence. 1 in 8 lesbian, gay or bisexual people are the target of hate crime each year.

3 in 4 transgender people are the target of hate crime annually.

LGBT people are also more likely to experience crime. 1 in 3 lesbian, gay and bisexual people experience a crime each year compared with only 1 in 4 heterosexual people.

1 in 14 lesbian, gay and bisexual people experience violence annually compared with 1 in 33 heterosexual people.

Nick Antjoule, who authored the report, said: “This highlights the violence and abuse against Londoners which remains unchallenged. The police do a great job in difficult circumstances but I think this should be a wakeup call for us all.

“Now we have marriage equality, it’s easy to think equality has been achieved. But the harder battles against homophobia, transphobia and biphobia are still to be won.

“Making sense of crime figures can be really tricky but we hope this will empower people to hold their local police and council to account.”

In April, the Metropolitan Police Service announced that homophobic crime across London had fallen by 12.7% – during March 2012 to March of this year.

However, several London boroughs including Barking & Dagenham recorded a rise.

The Met Police’s Barking and Dagenham LGBT Liaison Team claimed the rise in the borough was down to increased reporting – but the chairman of Barking and Dagenham’s LGBT network disagreed and warned against complacency.

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑