Hapishane İdaresi: “Eşcinseller ve Diğer Seksüel Problemli Kişiler”

LGBT hapiste

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nde “Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi”ni yürütmekte olan sosyolog Mustafa Eren’in, LGBT mahpuslar üzerine BİANET’te yayınlanan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Damgala ve Tedavi Et İkileminde Bir Mahpus Grubu: LGBT’ler

Devlet nezdinde LGBT’lere yönelik etiketleyici, damgalayıcı yaklaşımın değişmesi zor ancak devletin direncine karşı bu alanda faaliyet yürüten sivil toplum örgütleri kararlılıkla mücadele ediyor.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
21 Ağustos 2013, Çarşamba 00:00

Türkiye’deki hapishanelerde psikologların ve sosyal çalışmacıların görevli olduğu Psiko-Sosyal Servisler bulunmaktadır. Bu servisin asli görevi hapishanelerdeki “iyileştirme”, “rehabilitasyon” faaliyetlerini yürütmektir. Hapishanelerin sitelerine bakıldığında bazılarında “Psiko-Sosyal Servisin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı, maddelerden oluşan bir metni görebilmek mümkün. Bu metinde, bu servisin görevleri arasında bir madde özellikle dikkat çekiyor. “Kurum Sürecindeki Hizmetler” başlıklı bölümün 14. maddesini okuduğunuzda LGBT’lerin “seksüel problemli kişiler” olarak nitelendirildiğini görüyorsunuz. Madde aynen şöyle:

“Eşcinseller ve diğer seksüel problemli kişilerin genel durumları değerlendirilerek, uzman görüşleri alınır uygun yerlerde barınmaları sağlanarak takipleri yapılır.”

LGBT kelimesi hapishanelere dair yasalarda yer almıyor olsa da bu tür metinler hapishane idarelerinin LGBT mahpuslara yaklaşımını ortaya koymaktadır. Bu metinden yola çıkılırsa hapishane idarelerinin eşcinselliği, LGBT olma halini bir “seksüel problem” olarak gördüğü ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki Aliye Kavaf’ın Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı olduğu 2010 yılında yapmış olduğu “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence.” sözleri de akıllardadır.

Hapishaneler, akıl hastaneleri, yurtlar gibi “total kurumlar”da bir durum, bir özellik “problem”, “hastalık” olarak nitelendirildiğinde otoriteyi elinde tutan kişilere “problemli”, “hastalıklı” kişiler üzerinde tasarruf hakkı tanırsınız. Üstelik de bu hak, “problemli”, “hastalıklı” kişilerin iradelerine rağmen tanınır.  Bir kişiyi, bir grubu “problemli”, “hastalıklı” olarak nitelendirmek, etiketlemek o kişi veya grubun iradesini elinden almak sonucunu doğurur. Bir sonraki adım ise o “problemin”, o “hastalığın” çözülmesidir. Asıl önemli olan aşama da budur. Otorite, etiketlediği kişinin iradesine rağmen o kişinin bedenini, yaşamını yeniden programlama işine girişir. Bir kişiyi “hastalıklı” olarak nitelendirdiysen şimdi o kişiyi, sterilize etmeli, ayrıştırmalı, iyileştirmeli, normalleştirmelisin. LGBT mahpusların hapishanelerde yaşadıklarına dair anlatımlar bu yaklaşımı örneklemektedir.

Yeni Anayasa tartışmaları da bir kez daha göstermiştir ki devlet nezdinde LGBT’lere yönelik etiketleyici, damgalayıcı yaklaşımın değişmesi zordur ancak devletin direncine karşı LGBT alanında faaliyet yürüten sivil toplum örgütleri de göstermiştir ki kendi kimlikleriyle yaşayabilmek ve hayatta kalabilmek konusunda da kararlılıkla mücadele edilmektedir.

LGBT’lerin kendi kimlikleriyle var olabilmeleri bir insan hakkıdır ve desteklenmelidir.

78 Ülkede Eşcinsellik Yasadışı İlan Edilmiş Durumda!

Erasing 76 Crimes adlı sitenin Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Derneği (The International Lesbian, Gay, Bisexual, Trans and Intersex Association) bilgilerinden derlediği habere göre eşcinsellik 78 ülkede yasadışı ilan edilmiş durumda. 78 rakamı Gazze/Filistin, KKTC, Endonezya’nın iki büyük bölgesinin de eklenmesiyle 82’ye çıkıyor.

Sitenin haberini okuyucularımızla paylaşıyoruz:

76+ countries where homosexuality is illegal

book-world-map-76-78

76+ (or 78 or 82) countries with anti-homosexuality laws

The International Lesbian, Gay, Bisexual, Trans and Intersex Association, or ILGA, lists the following 78 (plus 4) countries with criminal laws against sexual activity by lesbian, gay, bisexual, transgender or intersex people (LGBTIs). Links in the list lead to this blog’s posts about individual countries.

The total is 82 if you include political entities such as Gaza/Palestine, the Turkish-controlled northern portion of Cyprus, and Indonesia, where two large provinces outlaw homosexual acts.

The total is 76-plus countries, according to a list from the St. Paul’s Foundation for International Reconciliation, which uses that measure in its Spirit of 76 Worldwide program aimed at repealing those laws.

Africa

Algeria
2 Angola
3 Benin
Botswana
5 Burundi
Cameroon
7 Comoros
8 Egypt
9 Eritrea
10 Ethiopia
11 Gambia
12 Ghana
13 Guinea
14 Kenya
15 Lesotho
16 Liberia
17 Libya
18 Malawi (enforcement of law suspended)
19 Mauritania
20 Mauritius
21 Morocco
22 Mozambique
23 Namibia
24 Nigeria
25 Sao Tome
26 Senegal
27 Seychelles
28 Sierra Leone
29 Somalia
30 South Sudan
31 Sudan
32 Swaziland
33 Tanzania
34 Togo
35 Tunisia
36 Uganda
37 Zambia
38 Zimbabwe

Asia, including the Middle East

39 Afghanistan
40 Bangladesh
41 Bhutan
42 Brunei
43 Iran
44 Kuwait
45 Lebanon
46 Malaysia
47 Maldives
48 Myanmar
49 Oman
50 Pakistan
51 Palestine/Gaza Strip
52 Qatar
53 Saudi Arabia
54 Singapore
55 Sri Lanka
56 Syria
57 Turkmenistan
58 United Arab Emirates
59 Uzbekistan
60 Yemen

Two Asian/Middle Eastern countries are listed separately by the ILGA under the heading “Legal status of homosexual acts unclear or uncertain”:

  • In Iraq, there is no law against homosexual acts, but homophobic violence is unchecked and self-appointed sharia judges reportedly have imposed sentences for homosexual behavior.
  • In India, enforcement of the law against homosexual activity has been suspended by court action.

Americas

61 Antigua & Barbuda
62 Barbados
63 Belize
64 Dominica
65 Grenada
66 Guyana
67 Jamaica
68 St Kitts & Nevis
69 St Lucia
70 St Vincent & the Grenadines
71 Trinidad & Tobago

In the United States, anti-sodomy laws were ruled unconstitutional by the U.S. Supreme Court in 2003, but they are still on the books in 13 states: Alabama, Florida, Idaho, Kansas, Louisiana, Michigan, Mississippi, North Carolina, Oklahoma, South Carolina,  Texas, Utah and Virginia. Conservative state legislators refuse to repeal the laws and, in some cases, police still enforce them.  Reportedly, in the past few years more than a dozen LGBT people were arrested for violating those laws, but the arrestees were freed because prosecutors won’t seek convictions based on defunct laws.

Oceania72 Cook Islands
73 Indonesia (Aceh Province and South Sumatra)
74 Kirbati
75 Nauru
76 Palau
77 Papua New Guinea
78 Samoa
79 Solomon Islands
80 Tonga
81 Tuvalu

Europe

82 Northern Cyprus

Also in Europe and worth mentioning but not on a list of countries with laws against homosexuality are:

  • Russia, where several cities and regions have laws that prohibit discussion of homosexuality in the presence of minors;
  • Ukraine, which has considered, but so far has not adopted a similar law against “gay propaganda.”

For more information, see the ILGA’s world map, its 2012 report “State-Sponsored Homophobia,” and ILGA’s updated and reformatted 2013 report.

Related information:

76 Countries Where Anti-Gay Laws Are As Bad As Or Worse Than Russia’s (Each country’s law summarized in a list compiled by BuzzFeed. With photos.)

“Bir Eşcinselin Başına Kışlada Neler Gelir?”

bir-escinselin-basina-kislada-neler-gelir

Aşağıdaki yazı 19 Ağustos 2013 tarihli AGOS gazetesinden alındı. Zorla askere alınan bir eşcinsel, askerliği süresince yaşadıklarını anlatıyor haberde. Okudukça, kışlada yaşananların bütün kapalı kurumlarda, insanların bir otoritenin eline teslim edildiği durumlarda yaşanan diğer örneklerle nasıl da benzeştiğine tanık olacaksınız. Hapishanelerde yaşananlarla benzerliği yüzünden bu haberi okuyucularımızla da paylaşıyoruz.

Haberin ardından ise haber içerisinde bir LGBT derneğine yönelik ithamlar nedeniyle sosyal medyada yazılmış olan bir eleştiriyi ve AGOS’un eleştirilerin ardından yaptığı açıklamayı aktardık:

 

Bir eşcinselin başına kışlada neler gelir?

Tarih
20.08.2013 08:59
‘Eşcinselsen çiçek sevmelisin, karanlıktan korkmalısın, renklerden pembe olmalısın’
T24

Ulaş Gürpınar

(Agos – 19 Ağustos 2013)

‘Vatani hizmet’ olarak tanımlanan askerlikten muaf tutulmak için eşcinsellere reva görülen muamele ve bu muamele sonrasında onlara bahşedilen ‘çürük’ raporları en temel insan haklarını ayaklar altına alıyor. Yeni anayasada eşcinsel haklarının güvence altına alınması konusunda AKP, CHP ve MHP direnci sürerken, Ü.G.’nin okurken bile dayanılması zor tecrübesi, neden bir anayasal korunmaya ihtiyaç duyulduğunun en bariz örneklerinden.

Ü.G’nin hayatı, evine gelen zarfla bir anda değişir. Askerlikle uzaktan yakından ilgisi yoktur ve askere alınmayacağına o kadar emindir ki yoklama kaçağı olduğunun bile farkında değildir. Tecilli sanıyordur kendini. Muayeneye gittiğinde eşcinsel olduğunu doktora söyler ve diğer gün kendini askerî hastanede bulur.

Zorla silah altına alınsa da ortalıkta gözükmesi istenmez. Koğuşta yatması sakıncalı bulunduğundan hastaneye yatırılır, gel gör ki nereye kadar? Bir hafta sonra birliğine gönderilir. Yazıcı yaparlar hemen, ortalıkta fazla görünmemesi için. Gün içinde sözlü ve fizikî tacizlerin ardı arkası kesilmez…

Türkiye’deki eşcinsellerin orduya alınma(ma) sürecinde yaşadıklarını defalarca okuduk. ‘Kanıt’ olarak, cinsel ilişki ânından fotoğraf, fotoğrafın türlü gerekçelerle ‘yetersiz’ bulunduğu yerde görüntü istenmesine dair birçok vaka var önümüzde. Bir de, eşcinselliğini orduya kanıtlayamayıp zorla silah altına alınanlar var.

Ü.G.’nin hayatı, evine gelen zarfla bir anda değişir. Askerlikle uzaktan yakından ilgisi yoktur ve askere alınmayacağına o kadar emindir ki yoklama kaçağı olduğunun bile farkında değildir. Tecilli sanıyordur kendini. Muayeneye gittiğinde eşcinsel olduğunu doktora söyler ve diğer gün kendini askerî hastanede bulur. Önüne getirilen ve internetten bile rahatlıkla ulaşılabilen bir teste tâbi tutulur. “Bir resim çizsen çiçek çizer misin? Bir ev çizsen o ev kaç yaşında olurdu? Karanlıktan korkar mısın? En sevdiğin renk pembe mi?” gibi bilimsel(!) sorularla Ü.G.’nin eşcinsel olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır.

Testteki sorulara beklenen yanıtları vermediğini söylüyor Ü.G. “Ben hard metalciyim, çiçek sevmem, karanlığa da bayılırım ayrıca” diye tanımlıyor kendini. Ama askerî hastanedeki tabip albayları tatmin etmiyor bu yanıt. Çünkü eşcinselsen çiçek sevmelisin, karanlıktan korkmalısın, renklerden pembe olmalısın. Muayene sürecinde kendisi gibi sıraya giren transseksüelleri görünce “Sizi bile askere almaya çalışıyorlarsa beni orduya komutan yapar bunlar” der, buhran içinde. İki hafta süren testler, gidip gelmeler, sıralarda beklemeler, tacizler ve topyekûn aşağılanmaların ardından raporunu alınca dünyası yıkılır: “Askerliğe elverişli, komando olamaz” buyurur TSK. Ardından yedi liralık sülüsü eline tutuşturulur ve acemi birliği, ver elini Erzincan.

Zincirleme taciz

Erzincan Ü.G için ayrı bir yıkım oluyor çünkü aslen Erzincanlıdır. Bütün hısım akraba Erzincan’da ve cinsel kimliğini onlardan da saklıyor. Nedenini sorduğumda, “Annem babam ilkokul mezunu ve çok yaşlı. Anlatamam, anlamazlar, üzülürler. Bu yaştan sonra üzmeye gerek yok. Akrabalarsa zaten psikopat, başıma daha fazla iş açmayayım” diyor.

Erzincan’a varmadan haberi ulaşıverir birliğine. Bir başka asker doktorun karşısına çıkar. Durumu bilen asker doktor psikolojik tacizden geri kalmaz. Hastalığını sorar, “bir hastalığım yok” der Ü.G. “Ben eşcinselim, burada olmamam gerekiyor” dediğinde tabip albayın cevabı kemikleşmiş zihniyeti de ortaya koyar. “Daha ne istiyorsun, cennete düştün işte!”

Zorla silah altına alınsa da ortalıkta gözükmesi istenmez. Koğuşta yatması sakıncalı bulunduğundan hastaneye yatırılır, gel gör ki nereye kadar? Bir hafta sonra birliğine gönderilir. Yazıcı yaparlar hemen, ortalıkta fazla görünmemesi için. Gün içinde sözlü ve fizikî tacizlerin ardı arkası kesilmez. Yemek kuyruğunda arkasına geçmek, ona daha yakın durmak(!) için kavga eder silah arkadaşları. Kantinden bir şey almak istediğinde başka alış veriş yapan askerler varsa yüzüne bakılmaz Ü.G.’nin, ama kimsecikler yoksa “içeri gel istediğin her şeyi vereyim”leri duymak sıradanlaşmıştır onun için.

LGBT örgütünde şok muamele

Nasıl dayandığını soruyorum, “Dayanmak zorundaydım, her gün ‘bitecek’ dedim, ‘bugün de geçecek’ dedim” diyor. İki kere mide kanaması geçiriyor strese bağlı olarak. Mide rahatsızlıklarına alışık olduğu için rahatsızlığı ayakta atlatma yöntemleri geliştirmiş yıllar içinde kendine göre, askerde de geliyor üstesinden. Nezle değil, sıyrık değil, baş ağrısı, burun kanaması değil; mide kanaması üstesinden gelinen.

Bu üstesinden gelmeler sırasında tek başına üstesinden gelemediği mevzu için LGBT örgütleri gelir aklına. Bir çarşı izninde kapılarını çalar, destek alabilmek umuduyla. Aldığıysa destek değil, yeni bir tokat olur onun için: “Şu anda yetkili kimse yok, ben size iki tane gay pornosu vereyim, rahatlarsınız.”

Dost(!) uzman çavuş

Birliğindeki bir uzman çavuş dost gibi yaklaşır Ü.G’ye. Her gün gazete getirir, hal hatır sorar, sırtını sıvazlar. Onu anlayan biri çıktığını zanneder ilk zamanlar. Askerden sonra gelen telefonla ise işin rengi belli olur. Dost canlısı uzman çavuştur arayan. “Tayinim Edirne’ye çıktı, görüşelim artık” der. Ü.G. vefa borcunu ödemek derdinde, “Yengeyi, çocukları al gel seve seve ağırlarım sizi” der. Uzman çavuş ise “S.ktir et yengeyi, baş başa görüşelim. O zaman yapamadığım şeyler vardı, bir rahatlayalım” der.

Acemiliğini, sık sık ziyarete gelen akrabalarına durumunu çaktırmadan atlatır. Yemin töreninde de annesini mutlu etmenin verdiği huzurla usta birliğine yol alır, Kıbrıs’a…

15 saat süren gemi yolculuğunu Olimpo Garajı’ndaki bir sahneye benzetiyor Ü.G. “Beni de atarlar mı gemiden?” diye bekliyor. Acemi birliğindeki yardımsever(!) uzman çavuşun verdiği bir isim var aklında hep. “Senin işini çözse çözse o çözer” demiş. Kıbrıs’a gidince onu bulması gerek ama kolay değil, ulaşması gereken kişi ‘paşa’lardan. Büyük uğraşlar sonucu buluyor paşayı. Paşanın “Ben ordumda böyle şey istemem” lafına aynen karşılık veriyor, “Vallahi ben de istemem paşam.”

Bu sırada İstanbul’daki arkadaşlarıyla iletişim kurma şansı bulur. Tanıdık bir ses, bir destek arar, fakat arkadaşlarının sözleri de onun için yine bir yıkım olur: “Çok abartıyorsun bazı şeyleri. Bak, bilmem kim de gitti askere. 15 ay para karşılığı askerlerle ilişkiye girip para bile biriktirdi. Dönünce araba aldı kendine. Sen de yapsana!” Görüşmemiz boyunca sadece burada sesinin yükseldi, sinirlendi Ü.G. “Bizim daha kendimize saygımız yok, sonra bu toplumdan saygı bekliyoruz. Daha çok bekleriz.”

Down sendromlular bile askere

“Ben birliğimde böyle şey istemem” diyen paşanın hassasiyetiyle(!) Ankara’ya sevk olur alelacele. Yol masrafını karşılamaz ordu, cebindeki son parayla ucuz bir uçak bileti bulup kendini Ankara’ya atar. Askerî hastanede çeşitli dertlerden mustarip asker hastalarla kalır bir hafta boyunca. Down sendromluların da askere alındığına şahit olur. Bir haftalık bekleyişin ardından kurula bile girmeden imzalatılan kâğıtlarla özgürlüğüne kavuşur kavuşmasına da derdi henüz bitmez. Ailesini inandırmak için rapor üzerinde küçük bir oynama yapar.

‘Psikoseksüel bozukluk’ raporunu birkaç photoshop ustası arkadaşıyla ‘ülser’ raporuna çevirir. “Ülser nedeniyle kimi terhis etmişler oğlum” diyen ailesinin kaygısı “oğlumuz kanser oldu da bizden saklıyor”a kadar gider. Onları ikna için doktor doktor gezer ve “Askere gidenlerde strese bağlı mide bozuklukları sık görülür” diyen doktor, aileyi “oğlumuz kanser” fikrinden kurtarır.

Ü.G’nin hikâyesi yakın bir döneme ait olsa da hafızası çok şeyi silme çabasında. Görüşmemizde süreci, zamanları, olayları, kişileri, mekânları dile getirmekte zorlandı. Bunca şeye karşın “ben ucuz yırttım” diyebiliyor. Yayımlanmadan önce rahatsız olabileceği bir şeyler olabilir diye yazdıklarımı okumasını önerdim, “Beni daha fazla ne rahatsız edebilir ki” dedi, bir şey diyemedim…

Haberin ardında sosyal medyada dile getirilen eleştirilerden biri:

agos’un atladığı bir şey var! bu haberin bedelini de LGBT örgütler ödemek zorunda kalabilirler. bursa’dan trans kadınlara zülm eden bir transseksüeli dernek üyeliğinden çıkartıldı diye, LGBT örgütler hakkında bursa savcılığına suç duyurusunda bulundu. bunun üzerine ankara’da pembe hayat ve kaos gl çalışanları 4 ay boyunca izlendi, dinlendi ve “terör örgütüyle” bağlantı olmadığı yönünde rapor hazırlandı ve sonrasında dernekler bir dizi denetimden geçti! ne zaman hata yaptık, özür dileriz diyeceksiniz! ayrıca bir örgütün isminin verilmemesinin bütün örgütleri zan altında bırakmasından rahatsız değiliz, her hangi bir LGBT örgütün bu itham altında bırakılmasından rahatsızız

Eleştirilerin ardında AGOS’un yaptığı açıklama:

‘Bir eşcinselin başına kışlada neler gelir?’ ile ilgili açıklama

16 Ağustos 2013 tarihli 903. sayımızda ve sitemizde yer alan ‘Bir eşcinselin başına kışlada neler gelir?’ başlıklı yazıya ilişkin gelen tepki ve yorumlardan hareketle bir açıklama ve çağrı yapma gereğini duyduk
20 Ağustos 2013 Salı 15:18

16 Ağustos 2013 tarihli 903. sayımızda ve sitemizde yer alan ‘Bir eşcinselin başına kışlada neler gelir?’ başlıklı yazıya ilişkin gelen tepki ve yorumlardan hareketle bir açıklama ve çağrı yapma gereğini duyduk.
Ulaş Gürpınar imzasıyla yer verilen yazı, bir haber olmayıp adı saklı eşcinsel Ü.G’nin askerlik başvurusundan terhisine yaşadığı tikel deneyimlere ilişkin bir görüşmeden ibarettir. Gazetenin muhabir kadrosu tarafından hazırlanmış ve haber olarak tasarlanmış değil, dışarıdan katkı olarak sunulmuş bir tanıklık kaydıdır. Dolayısıyla Ü.G.’nin görüşme boyunca ifade ettiği bütün sıkıntıları, bir haber merkezi refleksiyle teyit etmek böyle bir formatta mümkün ya da beklenebilir bir şey değildir.
Kaldı ki yazının bütün muradı anayasa sürecinde büyük mücadele veren LGBT harekete destektir. Dolayısıyla maksadı aşan eleştiri ve haksız artniyet arayışları Agos için büyük üzüntü kaynağı olmuştur. Yazının LGBT örgütlerini askerliğe başvuru sürecinde verdiği desteğe ilişkin Ü.G.’nin yaşadığı olumsuz deneyimden hareketle isim verilmediği için toplu rahatsızlık duymalarını anlamakla birlikte buradan çıkıp ‘Yeni Akit’ bakış açısıyla bir tutulmak, eşitlikçi ve onur gözeten yayın anlayışımıza, tam da benzeri saldırılara karşı ödenmiş bedellerle dolu geçmişimize haksızlıktır.
Bu açıklamanın söz konusu yayınla murat edileni anlattığını umuyor ve LGBT örgüt ve bireylerin mücadelelerine sayfalarımızın her zaman açık olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Agos

Uluslararası Af Örgütü LGBT Raporunu Açıkladı

Uluslararası Af Örgütü LGBT Raporu

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Türkiye’deki LGBT’lere ilişkin raporunu açıkladı. “Ne Bir Hastalık Ne De Bir Suç – Türkiye’deki Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Trans Bireyler Eşitlik İstiyor” adını taşıyan raporda LGBT bireylerin maruz kaldığı ayrımcılık ve bu ayrımcılığın üstesinden gelmek için öneriler anlatılıyor. Aşağıda verdiğimiz linkten raporun tamamına uluşabilirsiniz:

Uluslararası Af Örgütü Türkiye LGBT Raporu

Ele aldığı konuya dair oldukça ayrıntılı bilgiler ve LGBT’lerin tanıklıklarını da içeren rapor oldukça bilgilendirici olsa da LGBT Hapiste blogu olarak hapishaneler konusunu da aradı gözlerimiz. Raporda LGBT mahpuslar konusuna yer verilmemiş. LGBT’lerin hapishanelerde ciddi sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Bir sonraki raporda bu eksikliğin de giderilmesini umud ediyoruz.

Raporun konu başlıkları aşağıdadır:

İÇİNDEKİLER

Giriş ……………………………………………………………………………………………………………. 5
Metodoloji …………………………………………………………………………………………………. 7
Ayrımcılığın önlenmemesi: Hükümetin duyarsızlığı ve yasal korumaların eksikliği ……………. 8
Hükümetin düşmanca tutumu ………………………………………………………………………… 8
LGBT hakları reformu yapılmıyor ……………………………………………………………………… 9
Yasaların ayrımcı bir şekilde uygulanması ya da yorumlanması ………………………………. 10
Uygulamada ayrımcılık …………………………………………………………………………………… 12
Polis şiddeti ………………………………………………………………………………………….. 12
Keyfi para cezalarının uygulanması ……………………………………………………………… 14
Gey erkeklerin orduda yaşadıkları ihlaller …………………………………………………………. 17
Tehdit, taciz ve tecrit ……………………………………………………………………………….. 17
“Askerliğe elverişli olmamak” …………………………………………………………………….. 18
İstihdam ve barınma hakkına erişim ……………………………………………………………….. 20
Barınma hakkına erişim ……………………………………………………………………………. 20
Tarlabaşı kentsel dönüşüm projesi ………………………………………………………………. 21
İstihdam ………………………………………………………………………………………………….. 22
Diğer haklara erişimlerinin önündeki engeller ……………………………………………………. 23
İltica hakkı ……………………………………………………………………………………………. 25
Örgütlenme özgürlüğüne yönelik tehditler ………………………………………………………… 26
Kapatma davaları ……………………………………………………………………………………. 27
Nefret suçu işlendiğinden şüphelenilen vakalar …………………………………………………. 30
Nefret cinayetleri ……………………………………………………………………………………. 30Nefret suçları hakkındaki uluslararası hukuk ……………………………………………………… 31
Uluslararası ve ulusal hukukun ortaya koyduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi .. 31
Nefret suçu olması muhtemel suçların kusurlu bir şekilde soruşturulması ……………… 32
Kovuşturmalar …………………………………………………………………………………………… 33
Koruma mekanizmaları uygulanmıyor …………………………………………………………… 33
Sonuç ve tavsiyeler ………………………………………………………………………………………… 37
Dipnotlar …………………………………………………………………………………………………….. 41

İngiltere’deki Leeds Hapishanesi’nde LGBT Tarihi Dersleri

Yaklaşık 1200 mahpusun bulunduğu İngiltere’deki Leeds Hapishanesi’nde Şubat ayı boyunca, mahpusların ve hapishane çalışanlarının katılımıyla, LGBT Tarihi başlığı altında  toplumsal çeşitlilik ve eşitlik üzerine seminerler düzenlendi.

Haberin aslını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Prison in England commended for education regarding LGBT issues

A prison in the English city of Leeds has been given a diversity award for teaching inmates about LGBT history.

Leeds Prison, an all-male facility which holds as many as 1,200 inmates, received the Leaders in Diversity Award from the National Centre for Diversity. During February, LGBT History Month, prisoners were asked to participate and work on several equality and diversity issues.

The UK’s monitoring body for detention facilities, Her Majesty’s Inspectorate of Prisons (HMIP), lauded Leeds for its inclusive environment for staff and inmates.

“Work on equality and diversity issues as a whole was energetic and committed and the support for some minority groups was excellent,” noted HMIP. Staff training policies regarding LGBT issues were also praised. One inmate who benefited went from holding a homophobic mindset to developing a greater understanding of what it is to be gay.

“I used to beat people up who were gay or bisexual, because that’s what I was bought up to do. We used to call it ‘gay bashing’, we would go around looking for the gays that were in night clubs and all other places,” said one prisoner, according to PinkNews.

“I came to prison [last] July and through me being in here, I went to a meeting and it was about LGBT History Month. It got me interested in knowing the full facts about gay men and women,” he added.

The inmate began to suffer anti-gay abuse himself for taking part in the program. However, he claimed this was a lesson learned.

“It made me stand in a gay man’s shoes. To know how hard it must be to be gay, how much they must go through, how hard it must be to come out and admit they are gay.”

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑