“Ankara Barosu’ndan LGBTİ’lere Ücretsiz Hukuki Destek”

Sizinle Bianet’in haberini paylaşacağız;

Şiddet mağduru kadın ve çocuklara ücretsiz hukuki danışmanlık ve avukat desteği veren Ankara Barosu Gelincik Merkezi, artık LGBTİ bireylere de ücretsiz hizmet vermeye başlayacağını duyurdu.

Gelincik Merkezi Başkan Yardımcısı avukat Özlem Günel Tekşen, 2011’den beri Türkiye’nin her yerinden merkezi arayan şiddet mağdurlarına telefonla hukuki danışmanlık verdiklerini, Ankara’daki başvuruculara ise ücretsiz avukat görevlendirdiklerini söylerken, şimdi LGBTİ başvurucuları da proje kapsamına aldıklarını ifade etti.

“Şimdiye kadar LGBTİ’lerden çok fazla başvuru almadık. Ama bir nöbetim sırasında İstanbul’dan bir LGBTİ bizi aradı. Ona danışmanlık sağladık. Duyurmadığımız halde böyle bir talep olduğunu gördük.

“Proje sadece kadın ve çocukları kapsıyorken de bize başvuran LGBTİ’leri geri çevirmiyorduk elbette. Ama LGBTİ’lere de ücretsiz hukuki destek sağlayacağımızı duyurmanın, başvuruları arttıracağını düşündük.

“Şimdiye kadar avukatlar olarak kadına yönelik şiddet konusunda eğitimler almıştık. Bundan sonra da LGBTİ örgütleriyle avukatlara yönelik eğitimler düzenlemeyi ve protokoller çerçevesinde ortak çalışmalar yapmayı planlıyoruz.”

Telefon hattı 7/24 açık

Ankara Barosu’nun 2011’de başlattığı Gelincik Projesi kapsamında açılan Gelincik Merkezi, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddete uğrayan kadın, çocuk ve LGBTİ’lere hizmet veriyor.

Şiddet görüyorsanız, 4444306 numaralı telefon hattından 7 gün 24 saatGelincik Merkezi’ne ulaşabiliyorsunuz.

Avukat Özlem Günel Tekşen, “Telefon hattımız Türkiye’nin her yerine açık. Her zaman danışmanlık vermeye açığız. Ancak birebir avukat görevlendirmeyi sadece yetki alanımız olan Ankara içinde gerçekleştirebiliyoruz” diyor. (ÇT)

24 Aralık 2014

Hapishanelerde Cinsiyet Değişimi Ameliyatı İçin Düzenleme

Hürriyet gazetesinden Fırat Alkaç’ın 12 Kasım 2014 tarihli haberi, hapishanelerde cinsiyet değişimi ameliyatı için yeni bir düzenlemenin gerçekleştiğini ve devlet hastanelerinde bu ameliyatın gerçekleşebilmesinin olanağının yaratıldığını ortaya koyuyor.

Hapishanede tutulduğu süre içerisinde aldığı sağlık heyeti raporunda cinsiyet değişimi ameliyatı geçirmesinin bir zorunluluk olduğunun belirtilmesine rağmen bu ameliyatı yapabilecek hastanelerde “mahkum koğuşu” olmadığı için ameliyatı gerçekleştirilmeyen D.Ç. için Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ve KAOS GL dernekleri uğraşlarını sürdürmekteydi. Ve nihayet D.Ç’ye “mahkum koğuşu” açılacağı ve ameliyatının gerçekleştirileceği bildirilmiş.

Hürriyet’in D.Ç.’ye ilişkin 12 Kasım 2014 ve 6 Ekim 2014 tarihli haberlerini okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Cinsiyetini değiştiririz

Fırat ALKAÇ / İSTANBUL
12 Kasım 2014
CİNSİYETİNİ DEĞİŞTİRİRİZ

Cezaevinde cinsiyet değiştirmek isteyen D.Ç.’ye, Zonguldak Bülent Ecevit ve Marmara Üniversitesi hastanelerinden “Mahkûm koğuşunu açtık. Ameliyatını yaparız” müjdesi geldi.

CİNAYET suçundan 20 yıl hapse çarptırılan eşcinsel D.Ç. (33), konulduğu Maltepe Kapalı Cezaevi’nin yönetimine cinsiyet değiştirmek için geçen yıl başvuruda bulundu. Ancak devlet hastaneleri, üroloji bölümlerinde mahkûm koğuşları olmadığı gerekçesiyle ameliyatı yapmayacaklarını bildirince, D.Ç.’nin ameliyatı gerçekleşemedi.

MEKTUPLA TEŞEKKÜR

Bu nedenle ciddi psikolojik sorunlar yaşayan D.Ç.’ye, ameliyatı için Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi ve Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi’nden sonunda müjdeli haber geldi. Her iki hastanenin yönetimleri, mahkûm koğuşu oluşturduklarını, bu nedenle cinsiyet değiştirme ameliyatını yapabileceklerini D.Ç.’ye bildirdi. Bunun üzerine D.Ç., Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne bir mektup yazarak, iki hastanenin yetkililerine teşekkür etti. D.Ç. gönderdiği mektupta şunları yazdı:

AİHM’YE BİLDİRSİNLER

“Marmara Hastanesi mahkûm koğuşu açtı ve cinsiyet değişimi ameliyatı yapmaya başladı. Zonguldak’taki hastane de ‘Finansal durumu ayarladık, mahkûm koğuşu açıyoruz, bu hizmeti kısa sürede sağlayacağız’ dedi. Avukatlarıma söyleyin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bildirsinler.”

‘TRANSLARLA AYNI KOĞUŞTA KALAMAZ’

CEZA İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü Mustafa Eren, D.Ç.’nin cinsiyet değiştirme ameliyatının ardından translarla aynı koğuşta kalmasının sağlıklı olmayacağını, kadın koğuşuna gönderilmesi gerektiğini savundu. Eren, Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerinde ameliyatla kadın olan bir mahkûm bulunduğunu açıkladığını belirterek, “Kadınlar koğuşunda istenmemesi durumunda özel bir koğuşa alınabilir” dedi. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği yetkilileri Türkiye genelinde transseksüeller için düzenlenmiş koğuşların Sincan, Maltepe ve Çorum cezaevlerinde bulunduğunu belirterek, “İzmir Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampusu’nda da translara özel bir cezaevinin kurulması kararlaştırıldı” açıklaması yaptı.

Mahkum koğuşu yok kadın olamazsın

Fırat ALKAÇ/İSTANBUL
6 Ekim 2014
Koğuş yok <br>erkek kal

Cinayetten cezaevinde yatan eşcinsel D.Ç., kadın olmak için cinsiyet değişikliği ameliyatı ve lazer epilasyon için başvurdu. Bu operasyonu yapan iki hastane, mahkûm koğuşu olmadığı gerekçesiyle D.Ç.’yi geri çevirdi. Dosya şimdi AİHM’de.

Türkiye’de eşcinsel mahkûmların cezaevlerinde yaşadıkları hak ihlallerine bir yenisi eklendi. 2008 yılında işlediği bir cinayet nedeniyle 20 yıl hapis cezasına çarptırılan 33 yaşındaki D.Ç. cinsiyet değiştirmek ve lazer epilasyon yaptırmak için geçtiğimiz yıl başvuruda bulundu. Talebi değerlendirilen D.Ç. tedavisi için Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi’nde kontrol altına alındı. Hastane tarafından hazırlanan raporda D.Ç.’nin transseksüel özellikler taşıdığı ve cezaevi koşulları nedeniyle ruh sağlığının bozulabileceği belirtildi. Maltepe Kapalı Cezaevi’nde kalan D.Ç. hakkında hazırlanan raporda  “Cezaevinde saçlarının kesilmesi, makyajının ve cımbızının yasaklanması ile depresif bir dönem yaşadığı, dış görünüşü, giyim tarzı ile belirgin kadın özellikleri dikkat çektiği, kadın ayakkabısı giydiği, makyaj yaptığı, tırnaklarına oje sürdüğü ve saçına kadın gibi şekil verdiği” belirtildi.

AMELİYATI MUTLAKA YAPILMALI

Raporun sonuç kısmında ise D.Ç.’nin cinsiyet değişikliği ameliyatının yapılması gerektiği vurgulandı.

Raporun sonuç kısmında “Davacının transseksüel yapıda olduğu, mevcut durumun ceza infaz kurumundaki yaşantısını sağlıklı bir şekilde devam ettirmesine engel oluşturduğu, ceza infaz kurumunda yaşantısını sürdürebilmesi için davacının cinsiyet değişikliği talebinin ruh sağlığı açısından kesin zorunluluk olduğu, yüzündeki kılların lazer epilasyon ile alınması tedavisinin yapılması gerektiği” belirtildi.

HASTANE KOĞUŞ OLMADIĞI İÇİN REDDETTİ

Raporun tamamlanmasının ardından Türkiye’de sadece Kocaeli Üniversitesi ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan cinsiyet değişikliği operasyonu için D.Ç. ve avukatları başvuruda bulundu. Ancak hastane yönetimi üroloji bölümlerinde mahkum koğuşu olmadığı gerekçesiyle ameliyatı yapamayacaklarını belirtti. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından hazırlanan resmi yazıda ise “Hastanemiz üroloji anabilim dalında mahkum koğuşu olmadığından tutuklu ve yükümlülerin ameliyatları yapılamamaktadır” denildi.

AİHM’E GİTTİ

Hazırlanan raporlara rağmen ameliyat olamayan D.Ç. avukatları aracılığıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Dosyayı inceleyen AİHM, Türkiye hakkında soruşturma başlattı. Türkiye soruşturma kapsamında AİHM’e gönderdiği savunmada iç hukuk yollarının tükenmediğini iddia ederek dosyayı esas yönünden eleştirdi. Türkiye’nin AİHM’deki yargılanması ise hala devam ediyor.

”CEZAEVİNDE MAĞDUR EDİLİYORUM”

Maltepe Kapalı Cezaevi’nde kalan D.Ç. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne mektup yazarak yardım istedi. Mektubunda gerekli ihtiyaçlarını karşılayamadığı için zor şartlarda yaşadığını anlatan D.Ç., “Sağlık Bakanlığı’na bağlı iki hastanede cinsiyet değiştirme ameliyatları yapılıyor. Biri Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi diğeri ise Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi… Ancak bunlar bana ‘mahkum koğuşumuz yok, ameliyatını yapamayız’ diye yazı yolluyor. Geçici de olsa mahkum koğuşu ayarlanabilirdi. Ben mağdur ediliyorum. Bir yetkili haklısın deyip, hastane yönetimine talimat vermiyor. Sağlık kurulu raporumda ‘acil ameliyat olmalı, cezaevinde sağlıklı yaşantı süremez’ diye karar vermişti. Şimdi benim nasıl daha çok ruh sağlığım bozulmasın” dedi.

LGBTİ Hapishanesine Yönelik Eleştirilerimiz ve Sorunun Çözümüne Dair Önerilerimiz

2013 yılında ortaya atılan ve o tarihten itibaren zaman zaman yeniden gündeme getirilen LGBTİ hapishaneleri konusu Kasım ayı içinde basına yansıyan haberlerle bir kez daha tartışılmaya başlandı. Egede Son Söz adlı internet haber sitesinin 5 Kasım 2014 tarihli haberine göre, haberde “Pembe Cezaevi” olarak nitelendirilen LGBTİ hapishanesi İzmir’in Aliağa ilçesindeki hapishaneler kampüsünün içerisinde yer alacak. Haber sitesi bu bilgiyi Adalet Bakanlığı’ndan bir yetkiliden aldığını belirtiyor.

LGBTİ hapishanesinin, “pembe cezaevi” nitelendirmesiyle bir kez daha gündeme gelmesi üzerine,  Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nde (CİSST) proje koordinatörü olarak çalışan sosyolog Mustafa Eren’in 15 Nisan 2014 tarihinde Hapiste LGBTİ blogumuz için kaleme aldığı yazıyı okuyucularımızla tekrar paylaşmayı gerekli görüyoruz.

Bu yazı kaleme alındığında 79 olarak bilinen LGBTİ mahpus sayısı Adalet Bakanlığının, CİSST’ın bilgi edinme başvurusuna verdiği 15 Mayıs 2014 tarihli cevaba göre 95’e çıkmış durumda.

LGBTİ Hapishanesine Yönelik Eleştirilerimiz ve Sorunun Çözümüne Dair Önerilerimiz

CHP Milletvekili Veli Ağbaba’nın konuya ilişkin soru önergesi üzerine Adalet Bakanlığı, “cinsel yönelimi farklı” mahpuslar için ayrı bir hapishane kurulacağını açıkladı. Bu, Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki ilk açıklaması değil. Adalet Bakanlığı daha önce de  “LGBT durumunda bulunan hükümlü ve tutuklular için özel tip ceza infaz kurumu” yapılacağını açıklamıştı.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği olarak Kasım 2012-Kasım 2013 tarihleri arasında Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar adı altında bir çalışma yürüttük. Bu çalışma kapsamında Bakanlığa LGBTİ mahpuslara ilişkin bilgi edinme başvuruları yaptık. Bakanlık 24 Temmuz 2013 tarihli cevabında LGBTİ mahpuslar için özel bir cezaevi yapacağını ilan etti. O günlerde yaptığımız açıklamalarımızda bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmış ve yapılması planlanan bu hapishanelere eleştirilerimizi de belirtmiştik.[i]

Bakanlığın LGBTİ’lere yönelik hapishane yapma planını öğrenmemizin ardından yeni bir başvuru ile bu hapishanenin ne zaman, nerede yapılacağını da sormuş ve bu soruya 16 Eylül 2013 tarihli cevabi yazıda “yapılacak ceza infaz kurumunun ne zaman ve nereye yapılacağı konusu belli olmamakla birlikte proje çalışmaları devam etmektedir” yanıtını almıştık.

Konunun yeniden gündeme gelmesi üzerine bu konudaki düşüncelerimizi kamuoyuyla tekrar paylaşmayı gerekli görüyoruz.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği olarak LGBTİ mahpuslar için yapılması planlanan özel hapishaneleri olumlu bulmuyor ve eleştiriyoruz. Bu konudaki eleştirilerimizin farklı nedenleri söz konusudur:

1- LGBTİ mahpuslar için, onların yaşantısını doğrudan etkileyecek adımlar atılırken onların, konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin ve bu alanda çalışma yapan akademisyenlerin görüşlerinin alınıp alınmadığını bilmek istiyoruz. Bu hapishane planlanırken hapishane idarelerinin görüşlerinin dikkate alındığını ancak LGBTİ mahpuslara, STÖ’lere ve akademisyenlere “siz ne istersiniz” diye sorulmadığını düşünüyoruz.

İnsanların yaşamlarını doğrudan etkileyecek kararlar alınır, adımlar atılırken onlara danışılmamasını, onları karar mekanizmalarına dahil edecek yapılar yaratılmamasını anti demokratik bir tutum olarak görüyor ve bu tutumun hapishane idareleri bir yana bir bütün olarak Türkiye demokrasisinin düzeyini gösteren bir emare olduğunu düşünüyoruz.

LGBTİ mahpuslar için özel hapishane yapılmadan önce LGBTİ mahpusların ve ilgili STÖ’lerle akademisyenlerin görüşleri alınmalı, bu karar bu görüşler doğrultusunda revize edilmelidir.

2- Yargılamanın sağlıklı yürümesi ve aileleriyle, sosyal çevreleriyle bağlarının sürebilmesi için mahpusların tutuklandıkları yerde hapsedilmeleri önemlidir. Bakanlığın 2013 yılı Temmuz ayı verilerine göre Türkiye’nin 18 ayrı hapishanesinde tutulmakta olan 79 LGBTİ mahpusu,[ii] bulundukları hapishanelerden alıp tek bir hapishaneye toplamak hem yargılamayı olumsuz etkileyecek hem de onları sosyal çevrelerinden koparacaktır. Bu uygulama “sürgün” anlamına gelecektir ve hapsetmeye ek olarak mahpusu ikinci kez cezalandırmak anlamını taşımaktadır.

Mahpuslar, yargılamanın sağlıklı sürebilmesi, mahkemeye gidiş gelişlerinin bir eziyete dönüşmemesi (Başka illerdeki mahkemelerine oldukça kötü koşullar içeren ringlerle ve saatler süren yolculuklarla gitmek zorunda bırakılmak…), avukatlarıyla düzenli görüşebilmeleri ve aileleri, çocukları, arkadaşları ile aynı şehirde olabilmeleri için Türkiye’nin tek bir iline yapılacak hapishaneye sürgün edilmemelidirler.

3- Türkiye’de LGBTİ insanlara yönelik ayrımcılık önemli bir problemdir. LGBTİ’lere yönelik saldırılar ve nefret cinayetleri bu ayrımcılığın en bariz göstergesidir. Bu ayrımcılık hapishanelerde de varlığını sürdürmekte ve hatta daha boyutlu yaşanabilmektedir. Bu nedenle hapishanelerde LGBTİ mahpuslara dair bir güvenlik sorunu olduğu doğrudur. Bu güvenlik gerekçe gösterilerek LGBTİ mahpuslar diğer mahpuslarla bir araya getirilmemekte, çoğu hapishanede ortak kullanım alanlarını kullanamamakta sosyal yaşama dahil olamamaktadır. O hapishanede tek tutulan LGBTİ mahpuslar için bu durum katı bir tecrit anlamına gelmektedir. Adalet Bakanlığı, LGBTİ mahpuslara özel hapishane inşa etme kararını bu güvenlik sorununu aşmak ve fiili izolasyon durumuna son vermek ile gerekçelendirebilir. Ancak:

– Bir LGBTİ hapishanesi açıp onları diğer mahpuslardan soyutlamak var olan ayrımcılığı kurumsallaştırmak, devlet eliyle ve mimari aracılığıyla da ayrımcılık yapmaktır.

– Bir LGBTİ hapishanesi açmak, orada tutulacak bütün mahpusları damgalamaktır. Kendi cinsel yönelimini ailesine, çevresine açıklamayan insanlar tutuklandıklarında gönderilecekleri yer bu hapishane olduğunda bu cinsel yönelimlerini ifşa anlamına gelecektir.

– LGBTİ hapishanesi yoluyla gerçekleştirilecek olan damgalama burada tutulacak mahpusların yanı sıra bu hapishaneye gidecek olan ziyaretçileri de kapsayacaktır. Bu hapishanedeki yakınlarını, arkadaşlarını ziyarete gidecek olan insanlar da görünür hale getirilecektir. Son yapılan hapishanelerin neredeyse tamamının şehir dışında, toplu taşıma araçlarının dahi ulaşamadığı yerlerde olduğu düşünülürse bu damgalama ve sorun daha anlaşılır olacaktır.

– Güvenlik gerekçesi söz konusu ise LGBTİ mahpusların halihazırda hapishanelerde ayrı koğuşlarda tutuldukları, diğer mahpuslarla bir araya getirilmediği de hatırlanmalıdır. Bu nedenle LGBTİ mahpuslara yönelik taciz, tecavüz, kötü muamele vakalarının bilinenlerinin neredeyse tamamı mahpuslardan değil hapishane personelinden kaynaklıdır.[iii] Ayrı bir LGBTİ hapishanesi inşa etmek bu güvenlik kaygısını ortadan kaldırmayacaktır.

– Akla gelen bir diğer çekinceli durum ise hapishanelerde tecavüze uğrayan mahpusların ve tecavüzcülerinin de buraya gönderilip gönderilmeyeceğidir. Buraya gönderilmenin kriterleri ne olacaktır. Bu bilinmemektedir.

Tüm bu eleştiri ve çekincelerimiz nedeniyle ayrı bir LGBTİ hapishanesinin yapılmasını olumsuz bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. CİSST olarak yapılması gerekenin ayrı bir hapishane inşa etmek yoluyla ayrımcılığı kurumsallaştırmak, mahpusları ve yakınlarını damgalamak, mahpusları sosyal yaşam alanlarının dışına taşımak, onları sürgün etmek, ek bir cezalandırmaya tabi tutmak değil onların tutulduğu hapishanelerde ayrımcılık ve güvenlik sorunlarını çözmeye çalışmak, bunun için de sivil toplum örgütlerinin sürece dahil olmasını sağlamak olduğunu düşünüyoruz. Sivil toplum örgütleri hem LGBTİ mahpuslara yönelik çalışmalar yapıp onların izole edilmiş hallerinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir hem de diğer mahpuslara ve hapishane personeline yönelik çalışmalarıyla ayrımcılığı geriletmeye katkı sunabilir. Hapishane yönetimlerinin de bu konuda irade göstermesi ve tavır alması sayesinde LGBTİ mahpuslar güvenlik kaygısı olmaksızın ortak kullanım alanlarını kullanabilecek, diğer mahpuslar gibi sosyal faaliyetlerden yararlanabilecek ve fiili izolasyon durumu sona erebilecektir. Bunun olması için ayrı bir hapishane inşa etmeye gerek yoktur. Sorunun çözümü konusunda irade göstermek ve STÖ’leri ve ilgili akademisyenleri sürece dahil etmek önemli bir adım olacaktır.

15 Nisan 2014

Mustafa Eren

Sosyolog – CİSST Proje Koordinatörü 

[i] Bu çalışmamızın tamamına CİSST’ın internet sitesinden ulaşabilmek mümkündür:http://www.cezaevindestk.org/belgeler/ozel_ihtiyaclara_sahip_mahpuslar_uzerine_el_kitabi2013.pdf

[ii] Adalet Bakanlığı, bilgi edinme başvurumuza verdiği cevapta 79 LGBT mahpus olduğunu ifade etse de bu 79 sayısının sadece görünür durumdaki trans mahpusları kapsadığı tahmin edilebilir bir durumdur.

[iii] LGBTİ mahpusların kendilerine yönelik kötü muamele, taciz ve tecavüz iddialarını içeren anlatımları için Hapiste LGBTİ blogumuza bakılabilir:https://hapistelgbti.cisst.org.tr/

Trans Mahpus Zehra Türkiye Hapishanelerini Anlatıyor

 

zehra_foto

Tutulmakta olduğu Adana Yumurtalık Açık Hapishanesinden izinli olarak ayrılan Zehra, Türkiye hapishanelerinde trans mahpus olmayı anlattı. Pembe Hayat sitesinde 14 Ağustos 2014 tarihinde yayınlanan Yusuf Al imzalı haberimizi okuyucularımızla paylaşıyoruz:

 

Bir transın gözünden “içerisi”…

Zehra, cinayete teşebbüsten yargılanıp hüküm giymiş bir trans. Hapislik macerası, dört yıl kadar önce Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde başladı. Geçtiğimiz Haziran ayında kendi tercihiyle Adana Yumurtalık Açık Cezaevi’ne nakledildi. Zehra, cezasının kalan kısmını tamamlamak için dört yıl daha cezaevinde kalacak. Cezaevi macerasında açık veya örtük olarak değişik ayrımcılık biçimleriyle mücadele etmek zorunda kaldığını anlatan Zehra, 20 saatlik izninin ilk anlarını, Pembe Hayat’a ayırdı.

 

Tutuklanman ve cezaevine konman döneminde nasıl bir muameleyle karşılaştın?

2006 yılında yargılanmam başlamıştı. Yaklaşık 6 yıl sonra sonuçlandı, 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası aldım. 2012 ortalarında mahkumiyetim kesinleşince karakola gidip teslim oldum. Sincan Kampüs Cezaevi’ne 25 erkek mahkumun arasında gönderildim. Oradan Kadın Kapalı Cezaevine ayrıldım.

Cezaevinde önce standart bir uygulama olarak mahkum kabul bölümüne alınıyoruz. Çırılçıplak soyulup aranıyoruz. Bu aşamada kötü muamele görmek de aynı standardın bir parçası. Geçici olarak bir odaya konuluyoruz. Mesai günü değilse, mesai saatine kadar burada tutuluyoruz. Ardından koğuşa alınıyoruz.

Trans bir mahkuma cezaevinde nasıl bir gözle bakılıyor?

Trans birey olarak koğuşta bulunmak çok zor. Hayatlarında daha önce bir kere bile trans bireyle karşılaşmamış insanlarla ilişki kurman gerekiyor. Önce onların gizli aşağılamalarıyla başetmen gerekiyor. Elbette açıkça yapılan bir aşağılama değil bu. Önce mahkeme tarafından suçun dolayısıyla mahkum ediliyorsun, ardından hapislik arkadaşların tarafından yargılanıyorsun. Görevlilerin de nefret dolu bakışlarına hedef oluyorsun. Geçtiğimiz Haziran ayının 19’unda mektuplaştığım bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, Adanra Yumurtalık Kadın Açık Cezaevi’ne nakledilmek talebiyle başvuruda bulundum. Talebim kabul edildi. Yumurtalık’a geldiğim zaman gördüm ki, Sincan’daki koşullarımızdan ben boşuna şikayet ediyormuşum. Burada resmen, yılanların ve akreplerin arasında yaşıyoruz. Daha önce hiç görmediğim böcek türlerine buradaki koğuşta rastladım.

Mahkumların şikayetçi olduğu başlıca konular neler?

Mektup okuma komisyonu bulunmadığından uzun yazılmış mektupların postalanmasına izin verilmiyor. Mektupların kısa yazılması ve zarfların açık bırakılması şartı var.

Yemekler hem kalite hem miktar olarak yetersiz. 140 kadın için yemek çıkarılıyor. 20 kişilik bir koğuşa verilen yemek, dört görevli için ayrılan yemek miktarının dörtte biri kadar. Parası olmayan insanlar aç kalıyor. İzin günlerinde fuhuş yapmaktan başka bir para kazanma yolu da yok. Açık cezaevlerinde yaygın biçimde kadınlar izin günlerini para karşılığı fuhuş yaparak geçiriyor. 20 yaşında tandığım arkadaşlarım var, düzenli bir gelire kavuşabilmek için 70 yaşındaki insanlarla sevgili oluyorlar.

Doluluk gerekçesiyle zaman zaman zorunlu sevk uygulaması oluyor. Bir süre önce 31 kişilik bir listeyi Sivas Açık Cezaevi’ne gönderdiler. Sivas, mahkumlar arasında sürgün yeri sayılıyor. Bir sabah saat 06.00 sularında kaldırıp sayım düzenine soktular. Adı listede yer alanların bedduaları, ağlama sesleri kulağımdan gitmiyor.

Ödenek ayrılmadığı gerekçe gösterilerek çalıştırılmamız karşılığında bize ödenmesi gereken maaş ve ücretler ödenmiyor. Ben her gün saat 07.00 ile 23.00 arasında mutfakta çalışıyorum. Bunun için bana bir karşılık ödenmesi gerekirken, “Ödenek yok” gerekçesiyle emeğimizin karşılığı ödenmiyor.

Görevlilerin tutum ve davranışlarından yoğun şikayetler var. Gardiyanlar, mahkumlarla karşılaştıklarında bir canavara dönüşüyorlar. Hüküm altında olmamız, her türlü aşağılamaya müstehak olduğumuz anlamına geliyor.

Zorunlu ihtiyaç maddelerinin kantinde bulundurulmaması bir başka ortak şikayet konusu.

Mahkumlar bu ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor?

Cezaevleri başka hiç bir yerde rastlayamayacağınız bazı para kazanma fırsatlarının keşfedildiği mekanlar. Kantinde kadın ped’i bulundurmazsanız, bunları dört beş katı fahiş fiyatlarla dışarıdan temin etmek zorunda kalıyorsunuz. İşte bu ekonomik fırsatlar, dışarıdan temin etme aşamasında devreye giriyor. Cezaevi yönetiminin izniyle bir seyyar satıcı geliyor, bu zorunlu tüketim maddelerini, düşük kalite, yüksek fiyat tarifesiyle size satıyor.

Herhangi bir kurumda temizlik görevlisi istihdam ettiğinizde asgari ücretin altında bir ücret ödemezsiniz. Oysa cezaevinde aynı hizmeti, ayda 105 lira ödeyerek satın alabiliyorsunuz. Üstelik haftanın yedi günü 10-11 saat çalıştırmak koşuluyla. Ankara Kadın Kapalı Cezaevi’nde bir mantı atölyesi var. Burada çalıştırılan mahkumlardan günde en az 10 kg mantı üretmeleri isteniyor. 10 kg.’lık kotayı gerçekleştirebilenlere, ayda 150 lira ödeniyor. Beğendik gibi büyük markaların marketlerde raflara koyduğu mantılar bu yolla imal ediliyor. Kotalarını tutturamayan mahkumların ücretlerinden kesinti yapılıyor.

Haber: Yusuf Al

LGBTİ Mahpus Sibel’e Yardımcı Olalım

Sibel'in mektubu

Hapishanelerde çalışma olanağından yoksun ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmekten uzak olan LGBTi mahpusların kendi durumlarını kamuoyuna anlatabilme çabası sürüyor.

Maltepe 2 Nol’lu L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulmakta olan LGBTİ mahpuslardan Sibel de CİSST’a gönderdiği mektupta kendi ihtiyaçlarını yazıyor. Sibel’in ayakkabıdan terliğe ve tişörtten pantolona neredeyse bir çok ihtiyacı var.

LGBTİ mahpus Sibel’in İhtiyaçları şöyle;

– 40 numara kadın kışlık ayakkabı
– 40 numara kadın yazlık ayakkabı
– 40 numara kadın terliği , M beden tişört, kazak, elbise, kot pantolon

Sibel’e yardımcı olmak isteyenler bu ihtiyaçları nasıl yollayabileceğine dair bilgi almak için 0542 336 75 67 numaralı telefonu arayabilirler.

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑