Cezaevinde “Öteki” Olmak Çok Zor, Umay Aktaş Salman-Radikal

Radikal gazetesinden Umay Aktaş Salman, CİSST’ın “Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi”nin sonuç raporunun açıklanmasının ardından 7 Kasım 2013 tarihinde LGBT mahpusları da konu aldığı bir yazı kaleme aldı. Radikal’ın web sitesinde yayınlanan bu yazıyı okuyucularımızla paylaşıyoruz.

07/11/2013 17:01

Cezaevinde ‘öteki’ olmak çok zor

Ceza İnfaz Sistemi’nde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) raporuna göre cezaevindeki LGBT’ler tecrit ediliyor, engelli mahpuslar üst kattaki atölyelerden yararlanamıyor, cezaevleri erişilebilir değil, kabartma yol yok, rampa yok…

Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN – umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Ceza İnfaz Sistemi’nde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST), ‘Özel İhtiyaçları olan Mahpuslar Projesinin Sonuç Raporu ‘ Adalet Bakanlığı’nın engelli, LGBT, yaşlı ve yabancı uyruklu mahpuslarla ilgili elinde net sayısal veriler ve onlara yönelik bir politikası olmadığını açıkça ortaya koydu. LGBT’ler tecrit ediliyor, engelli mahpuslar üst kattaki atölyelerden yararlanamıyor, cezaevleri erişilebilir değil, kabartma yol yok, rampa yok…

Toplum içinde zaten birçok güçlükle karşılaşan LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel,transseksüel) bireyler, yabancılar, engelli ve yaşlılar, cezaevine düştüklerinde çifte mağduriyet yaşıyor. Ceza İnfaz Sistemi’nde Sivil Toplum Derneği (CİSST), hem sivil toplum örgütlerinin hem de Adalet Bakanlığı’nın bu sorunu görüp çözüm üretmesi için ‘Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi’ni hayata geçirdi. Hollanda Kraliyeti, Açık Toplum Vakfı, Global Dialogue ve Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği tarafından da desteklenen proje, bir yıl sürdü. Proje sayesinde sayısal bir veri oluşturulması da amaçlandı. Bunun için engellilerden başlanarak Adalet Bakanlığı’na soru önergeleri verildi, bilgi edinme yoluyla Adalet Bakanlığı’da yaşlı, LGBT, engelli ve yabancı mahpuslar hakkında sorular soruldu. CİSST, projeyle bu gruplarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının ve insan hakları örgütlerinin de konuya dikkatini çekti. 4 ayrı grup için STK temsilcilerinin de katıldığı cezaevi ziyaretleri yapıldı . Dün ise projenin sonuç raporu basına açıklandı.

 

HEYETTEKİ KADINLARIN SUTYENLERİ ÇIKARILDI

Proje Koordinatörü Mustafa Eren , Projeyi gerçekleştirirsek yaşadıkları sıkıntılara çarpıcı örnekler verdi: “ Yabancı uyruklu mahpuslar için Bakırköy, engelliler için Ümraniye ve LGBT’ler için Maltepe Cezaevi’ne gittik. Ancak mahpuslar ile konuşmamıza ve kaldıkları koğuşa girmemize izin verilmedi. Sadece ortak yaşam alanlarını görebildik ve cezaevi idaresine sorularımızı sorduk. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Yapılan bir hapishane ziyaretinde STK temsilcisi ve akademisyen heyet üyelerinden üç kadın arkadaş, duyarlı kapıdan geçebilmek için sutyenlerini çıkarmak, kendilerine verilen bir gazete parçasının içinde taşımak, arama mahaline kadar masa örtüsü benzeri bir bez parçasına sarınarak gitmek zorunda kaldı. Heyet üyesi böyle bir muamele görüyorken, mahpuslar çıplak arama ve ‘oyuk aramsı‘ gibi kabul edilmez durumlar yaşıyorlar.” CİSST’in raporu özel ihtiyaçları olan mahpuslarla ilgili çarpıcı sonuçları şöyle:

800 MAHKUMA 1 PSİKOLOG
Türkiye ’de 811 mahpusa bir psikolog, 482 mahpusa bir sosyal çalışmacı, 382 mahpusa bir öğretmen düşüyor. Yani Hapishanelerde yeterli sosyal çalışma yapılamıyor. Mahpuslar sosyal görevliden ziyade infaz koruma memurlarıyla yüz yüze .
* Adalet Bakanlığı’na göre Türkiye genelinde ceza infaz kurumları ve tutuk evlerinde 115 engelli tutuklu ve hükümlü var. Dil ve konuşma özürlü 10, felç, 32, görme kaybı olan 6, görme özrü olan 6, işitme özrü olan 6, işitme ve konuşma özrü olan 15, ortopedik özrü olan 34, zihinsel özrü olan ise 6 mahpus var. Bu rakam az çünkü Adalet Bakanlığı süreğen hastalıkları engellik olarak kabul etmiyor. Engellik kriterlerini bakanlık yeniden düzenlemeli.

ENGELLİLER ALT KATTA HAPİS

* Türkiye’de özellikle 1980 sonrası inşa edilen neredeyse bütün hapishane tipleri iki katlı binalar halinde. Bu binalarda koğuş tek katlı olsa dahi, atölyeler, işlikler, bazı hapishane tiplerinde ziyaret kabinleri, revirler üst katlarda yer almaktadır. Yani iki kat üzerine inşa edilen bu hapishanelerde gerekli donanım da olmadığından görme engelliler ve ortopedik engelliler koğuşları ve çıkabilirlerse havalandırmalarına hapis durumdadır ve ortak kullanım alanlarının çoğunu kullanamıyorlar. 2000 sonrası inşa edilen F, L ve T tipi hapishanelerde ise “oda”ların büyük bölümü iki kat halinde. Alt kat banyo, lavabo ve masa, sandalyenin bulunduğu yaşam alanı üst kat ise yatakların bulunduğu bölüm. Bu model de engelli mahpusların göz ardı edildiğini gösteriyor. Yine bu hapishanelerde ortak yaşam alanlarının, atölyelerin önemli bir kısmı üst katlarda.
* Sadece hapishane binalarının içi değil, dış duvarlardan itibaren avluları da engelliler için uygun değil. Örneğin görme engelliler için hiçbir kabartma zemin düşünülmemiş veya tekerlekli sandalye kullanan ya da düz zeminde yürümesi gereken ortopedik engelliler için yollar düzenlenmemiş. Engelli derneklerinden katılımcılarla yapılan ziyaret sırasında engelli katılımcılar binanın girişine kadar zaman zaman iki kişinin birden yardımına ihtiyaç duyarak ilerlemek zorunda kaldı.

* Engelli mahpusların kullanmak zorunda olduğu ihtiyaçları var. Örneğin ortopedik engelli ve tekerlekli sandalye kullanan bir mahpusun özel yastık kullanması, felç bir mahpusun vücudunda yaralar çıkmasını engelleyecek bir yatak kullanması, kısmi felç bir engellinin egzersiz için kullanacağı bir takım aletler gibi. Burnlar devlet ödemesi dışında ve hayati öneme haiz bir zorunluluk olduğuna dair raporla olabiliyor.
*Tekerlekli sandalye kullanan bu iki mahpus yakını hapishaneye giriş sırasında, duyarlı kapıdan geçebilmek için tekerlekli sandalyelerinden indirildiklerini ve duyarlı kapıdan sürünerek geçmek zorunda kaldıklarını ifade etmişlerdir.
* Rring araçları engellilerin kullanımına uygun değil
* Engelli dernekleriyle yapılan hapishane ziyareti sırasında, boy turnikesinin hemen yanında, engelliler için açılmış olan kapının yerden yüksekte bulunduğu, önüne konulan rampanın tekerlekli sandalye kullanan bir engellinin kendi başına çıkmasına olanak sağlayacak standart eğimden fazla olduğu ve daha da önemlisi hemen arkasında taş merdiven bulunduğu tespit edildi.
LGBT’LERE TECRİT
* Türkiye hapishanelerinde 79 LGBT mahpus bulunuyor. Genel Müdürlüğün ifade ettiği 79 sayısı önemli oranda görünür durumda olan trans mahpusları kapsıyor.
* 79 LGBT mahpus Türkiye’nin 18 ayrı hapishanesinde tutulmaktadır. Maltepe’deki 11 ve Eskişehir’deki 9 mahpus dışında bırakılırsa geriye kalan 59 mahpus diğer 16 hapishanededir.
* LGBT mahpuslar diğer mahpuslarla bir araya getirilmiyor. Ortak kullanım alanı ve sosyal faaliyetlere çıkartılırken diğer hükümlü ve tutuklular ile bir araya gelmeyecek şekilde planlama yapılıyor. Türkiye Ekim 2012 tarihinde, 8 ay boyunca avukat görüşü hariç olmak üzere kapatıldığı 7 metrekarelik hücresinden dışarı çıkarılmayan eşcinsel bir mahpusun başvurusu üzerine AİHM tarafından mahkum edilmiştir.
* LGBT mahpuslar hapishaneye girişte LGBT olduklarını ifade edip (eğer varsa) LGBT’lerin bulunduğu bir koğuşa gitmek isterlerse kendilerinden LGBT olduklarını gösteren, ispatlayan sağlık kurulu raporu isteniyor. İnsanlık onurunu rencide edici bir uygulamadır.
* Trans mahpuslar cinsiyet değişim ameliyatlarını tutuklu bulundukları süre içerisinde yapabilmeyi talep etmektedirler. Trans mahpusların hormon ihtiyaçları, zaruri olarak görülmeli ve istedikleri marka ve tipte ilaçları giderleri devlet tarafından karşılanarak kendilerine verilmelidir.

DİL SORUNU YABANCI MAHPUSLARI MAĞDUR EDİYOR

* Yabancı mahpusların başlıca sorunlarından birini dil bilmeyen avukatlar oluşturuyor.
* Hapishanelerde dil bilen personel eksikliği nedeniyle yabancı mahpusların hastalıklarının teşhisi ve tedavileri konusunda sorunlar yaşanıyor. Hapishanede görevli sağlık personeli dil bilmediğinde ve çeviri yapacak bir personel de olmadığında yabancı mahpuslar sağlık sorunlarını doktora anlatamıyorlar ve teşhis gecikebiliyor, tedavileri aksayabiliyor.

* Türkiye hapishanelerinde 59’u kadın, 1839’u erkek olmak üzere 65 yaş ve üzeri 1898 yaşlı mahpus var. Bunların 100’ü 80 yaş üzeri.
* Elektrik ve su parasını ödeyemediği, kaçak elektrik kullandığı için yaşlı olmanın yanı sıra felç olan, farklı engeli bulunan birçok insanın hapsedildiği görülmektedir. Yaşlı insanlar için hapsetmek ancak zaruri hallerde gündeme getirilmeli, hapsetmeye alternatif yöntemler uygulanmalı, bu yönde yasal düzenlemeler yapılmalı.
*Yaşlı mahpuslar, kurum doktoru tarafından periyodik olarak sağlık taramasından geçirilmeli gerekli görülen hallerde hastaneye sevkleri gerçekleştirilmeli.
* Hapishanelerde düzenlenen spor ve diğer sosyal faaliyetler planlanırken hapishanede bulunan yaşlıların varlığı da gözetilmeli, onların da katılımlarını sağlayacak programlar çıkarılmalı.

ERİŞİLEBİLİRLİK KLOZETE İNDİRGENMİŞ

Tekerlekli sandalyedeki Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği’den Süleyman Akbulut, proje kapsamında cezaevi ziyaretine gitti. Anlattıkları sıkıntıları özetliyor: “Ümraniye Cezaevi’nde incelemeye gidip akşam eve geldiğimde ‘Hapishaneye düşersem ne yaparım’ diye düşündüm. Engelli mahpusların girişi için açılar kapıda rampa tek başıma çıkabileceğim gibi değildi. İki kişinin yardımıyla rampadan çıkabildim. Rampanın ardında ise merdivenler vardı. 4 mahpusun beni tekerlekli sandalye ile kaldırmasıyla merdivenin diğer tarafına geçtim. İçeride de engelliler için hiç bir şey yoktu. Hapishane içinde başka bir hapishanedesiniz . Gördüklerim kabus etkisi yarattı. Engelli bir mahpus olarak sadece koridorda dolaşabiliyorsunuz. Erişim ise sadece klozete indirgenmiş durumda . “

“Unwritten Rules” Rather Than Legislation Applied to LGBT Inmates

“Unwritten Rules” Rather Than Legislation Applied to LGBT Inmates*

Source: Çiçek Tahaoğlu, “Mahpus LGBT’lere Mevzuat Değil “Yazısız Kurallar” Uygulanıyor,” (“Unwritten Rules” Rather Than Legislation Applied to LGBT Inmates,”) bianet, 7 November 2013, http://www.bianet.org/bianet/lgbtt/151135-mahpus-lgbt-lere-mevzuat-degil-yazisiz-kurallar-uygulaniyor?bia_source=twitter&utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

Civil Society in the Penal System Foundation (CISST) brought attention to the isolation imposed on LGBT inmates. They stated that there is no such legislation on the issue but that prison administrations’ “apply unwritten rules.”

CISST released their report for the Project of Inmates with Special Needs and stated that the main problem LGBT inmates face is isolation.

They stated that legislation concerning LGBT inmates must be drafted but that one prison for LGBT inmates would cause more discrimination and labeling.

“Unwritten rules means “I will do what I want””

CISST visited Maltepe No: 6 L Type Closed Penal Institution where 11 trans women are imprisoned with one academic, one lawyer, representatives of LISTAG, SPoD LGBT, Istanbul LGBTT, and Lambdaistanbul.

Mustafa Eren stated that the problems begin at the moment of entry to the prison. Three women among the visitors were told to remove their bras to enter the prison, which suggests that the treatment of inmates may be much worse than the treatment of the research visitors.

Eren stated that their visitation permit from the Ministry of Justice did not include visits to the wards or talks with inmates. Eren asked one of the sub-managers of the prison if they had  legislation regarding LGBT inmates and the manager replies, “There is no legislation about this subject. There are unwritten rules as well as written rules. There are unwritten rules about this subject and the administrations applies these unwritten rules.”

The application of unwritten rules and the lack of accountability means that rules are determined by prison administrators and are ways of saying “I will do what I want.”

“An LGBT prison would cause labeling”

Eren evaluated the isolation debates of LGBT inmates like this:

“The prison administration stated that 11 inmates are kept in 3-4 wards. Keeping 11 inmates in 3-4 wards means they are held in groups of 2-3 people. This verifies the claims of isolation (Small Group Isolation).”

“Sometimes LGBT inmates themselves do not want to be put together with other inmates to preserve security of their lives. However, they must be find a way to include them in social life.”

Eren also discussed the Ministry of Justice’s plan to construct and put all LGBT inmates in one separate LGBT prison and said, “Founding an LGBT prison means that even the visitors to that prison will be labeled. The solution is not to put all LGBT inmates in one prison but to solve the existing problems in the prison system.”

“LGBT people who visit prisons are also harassed”

One of the visitors, Lambdaistanbul volunteer Elif Avcı, stated that LGBT inmates live according to the decisions of prison administrators. Administrators claim that the needs of LGBT inmates are for sale in the prison shop, however, Avcı does not think this is possible.

Avcı also stated that LGBT people who visit their friends in prison are also verbally and sexually harassed.

What should be done?

CISST listed the measures necessary to end LGBT inmates’ isolation:

  • Prison employees and inmates should be educated in order to eradicate discriminatory attitudes. LGBT organizations should be encouraged to hold workshops in prisons. LGBT inmates social adaptation should be increased through these workshops.

  • The limited common areas should be increased. LGBT inmates’ security concerns should be resolved and their participation in workshops and ateliers with other inmates should be enabled.

  • When common areas are insufficient, the [already low numbers of] LGBT inmates’ employment should be ensured and they should get to choose their work spaces like the hairdresser, the cafeteria, the library, etc. This way, living in a prison within the prison should be prevented.

* Source: LGBTI News Turkey, http://lgbtinewsturkey.com/2013/11/14/unwritten-rules-rather-than-legislation-applied-to-lgbt-inmates-in-turkey/

Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi Sonuç Raporu Açıklandı

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) tarafından sosyolog Mustafa Eren koordinatörlüğünde yürütülen Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi sona erdi. Projenin sonuç raporu 7 Kasım 2013 tarihinde, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde düzenlenen bir basın toplantısı ile açıklandı. Sonuç raporu içerisinde LGBT mahpuslara ilişkin de ciddi tespitler yapılıyor.

Raporun LGBT mahpuslara ilişkin kısmını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi Sonuç Raporu’ndan LGBT Mahpuslar Bölümü: 

LGBT Mahpuslar

1- Genel Müdürlüğün 5 Temmuz 2013 tarihli bilgi edinme başvurumuza verdiği 24 Temmuz 2013 tarihli cevaba göre 15 Mayıs 2013 tarihinde Türkiye hapishanelerinde 79 LGBT mahpus bulunmaktadır. LGBT mahpusların hapishanenin kendi özgünlükleri nedeniyle kimliklerini gizleme olasılıkları; lezbiyen, gey ve biseksüel mahpusların kendi beyanları olmadığı sürece kayda geçme imkanının olmadığı göz önüne alınırsa bu sayının gerçeği ifade etmekten uzak olduğu tahmin edilebilir. Genel Müdürlüğün ifade ettiği 79 sayısı önemli oranda görünür durumda olan trans mahpusları kapsamaktadır. Sağlıklı istatistiki verilere ulaşılabilmesi cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle mahpusların ayrımcılığa uğramadığı ve kendilerini açıkça ortaya koyabilecekleri ortamda mümkündür.

2- LGBT mahpuslara ilişkin 23 Ağustos 2013 tarihli ikinci bilgi edinme başvurusunda Bakanlığa, sayıları 79 olarak ifade edilen LGBT mahpusların sadece trans mahpuslardan mı oluştuğu, eğer öyle değilse  “lezbiyen, gay, biseksüel, trans kategorilerine göre dağılımı” sorulmuştur. Genel Müdürlük tarafından verilen cevap ise Bakanlığın ve Genel Müdürlüğün bu konuda ne kadar hazırlıksız ve deneyimsiz olduğunun göstergesidir:

“Söz konusu başvurunuzla ilgili olarak; 1′ inci sorunuza ilişkin olarak Genel Müdürlüğümüzde detaylı veri bulunmadığından cevap verilememiştir.”

Öneri: Bakanlığın ve Genel Müdürlüğün sağlıklı istatistiki verilere ulaşabilmesi için öncelikle LGBT sivil toplum örgütlerinin bilgi birikimi ve deneyiminden faydalanması, istatistiki verilerin çerçevesinin belirleneceği kriterleri oluşturması gereklidir.

3- Adalet Bakanı Sadullah Ergin imzasıyla, CHP milletvekili Melda Onur’un soru önergesine verilen cevapta 15 Nisan 2013 tarihinde hapishanelerde “farklı cinsel yönelimleri olan” tutuklu ve hükümlü sayısı 81’dir. Burada dikkat çekici olan LGBT mahpusların hangi fiiller nedeniyle hüküm giydiğidir. Bu cevaba göre 81 mahpustan 22’si adam öldürme, 30’u yağma, 14’ü hırsızlık, 6’sı uyuşturucu, 3’ü cinsel saldırı, 2’si konut dokunulmazlığını ihlal, 2’si başkasına ait kredi kartını izinsiz kullanma, 1’i kamu malına zarar verme, 1’i ise yaralama fiilleri nedeniyle hapishanede tutuluyorlar. Bu fiillerden yola çıkıldığında, LGBT mahpusların dörtte birinin adam öldürme, yarısından fazlasının ise hırsızlık, yağma gibi nedenlerle hapishanede tutulduğu göz önüne alınırsa ülkemizde LGBT’lerin başlıca sorunlarının can güvenliği ve geçim kaynaklarından mahrumiyet olduğu söylenebilir. LGBT bireyler bu sorunlar nedeniyle “hapishaneye düşmekte”dirler.

4- Genel Müdürlüğün 24 Temmuz 2013 tarihli cevabına göre 79 LGBT mahpus Türkiye’nin 18 ayrı hapishanesinde tutulmaktadır. Maltepe’deki 11 ve Eskişehir’deki 9 mahpus dışında bırakılırsa geriye kalan 59 mahpus diğer 16 hapishanededir.

Türkiye’de LGBT Mahpuslar

Mahpus Sayısı Hapishane Sayısı Hapishaneler
11 1 Maltepe
9 1 Eskişehir
7 2 Antalya L, Metris 2
6 4 Alanya L, Ankara 2 L, Bafra T, Kocaeli 2 T
5 1 Çorum
4 1 Ankara 1 L
3 1 Kocaeli 1 T
2 2 Adana E, Buca
1 5 Afyonkarahisar E, Burdur E, Nevşehir E, Sivas E, Tokat T

Genel Müdürlüğün verilerinden yola çıkılarak hazırlanan yukarıdaki tablodan da anlaşılabileceği gibi, Afyon, Burdur, Nevşehir, Sivas ve Tokat hapishanelerinde 1; Adana ve Buca hapishanelerinde 2, Kocaeli hapishanesinde 3 mahpus bulunmaktadır. Bu sayılar 4, 5, 6, 7, 9 ve 11 mahpusun bulunduğu hapishaneler diye ilerlemektedir. Bu sayıların önemi LGBT mahpusların diğer mahpuslarla biraraya getirilmediği bilgisi ile birlikte anlam kazanmaktadır. Genel Müdürlük yine aynı cevabında LGBT’ler  “ortak kullanım alanı ve sosyal faaliyetlere çıkartılırken diğer hükümlü ve tutuklular ile bir araya gelmeyecek şekilde planlama” yapılır demekte ve eklemektedir “mevzuat hükümleri ve kurumun imkanları da göz önünde bulundurularak”. LGBT mahpuslar “güvenlik” gerekçesiyle diğer mahpuslarla bir araya getirilmediklerinde, bulundukları hapishanelerde de tek ya da 2, 3, kişi olduklarında bu mecburi olarak onların “tecrit”i anlamına gelmektedir. Kaldı ki sayısı az olan LGBT mahpuslar, Türkiye’deki hapishanelerde yetersiz olan ortak kullanım alanları da diğer mahpuslar tarafından kullanıldığı için ortak kullanım alanlarına da yeterince çıkarılamamakta dolayısıyla hapis içinde hapis hayatı yaşayabilmektedirler. Türkiye Ekim 2012 tarihinde, 8 ay boyunca avukat görüşü hariç olmak üzere kapatıldığı 7 metrekarelik hücresinden dışarı çıkarılmayan eşcinsel bir mahpusun başvurusu üzerine AİHM tarafından mahkum edilmiştir (Bu konudaki haber için bakınız: Kadınca Dergisinde Bir Röportaj ve Bir LGBT Mahpusun Tanıklığı, https://hapistelgbti.cisst.org.tr/2013/07/04/kadinca-dergisinde-bir-roportaj-ve-bir-lgbt-mahpusun-tanikligi/).

LGBT mahpusların tecrit durumunun ortadan kalkması için ilk adım olarak aşağıdaki tedbirler alınabilir:

a-Personel ve mahpuslar ayrımcı tavrın ortadan kaldırılması amacıyla LGBT mahpuslarla ilgili olarak bilgilendirilmelidir. Bu amaçla LGBT derneklerinin hapishanelerde çalışma yapması teşvik edilmelidir.

b-Sınırlı olan ortak kullanım alanları arttırılmalı, LGBT mahpusların güvenlik kaygıları giderilerek diğer mahpuslarla beraber atölyeleri, işlikleri kullanabilmesi sağlanmalıdır.

c-Ortak kullanım alanlarının yetersiz olduğu durumlarda zaten sayıları az olan LGBT mahpusların kendi istekleri doğrultusunda kuaförde, yemekhanede, kütüphanede vb. istihdamı sağlanmalı bu tür ara formüllerle hapis içinde hapis hayatı yaşamalarının önüne geçilmelidir.

d-LGBT derneklerinin, özellikle LGBT mahpusların bulunduğu hapishanelerde atölye çalışması yapmasına izin verilmeli, bu derneklerin düzenleyeceği çalışmalarla bu mahpusların sosyal yaşantıya adaptasyonu arttırılmalıdır.

5- Genel Müdürlüğün 24 Temmuz 2013 tarihli cevabında görülmektedir ki Adalet Bakanlığı ve Genel Müdürlük, LGBT mahpusların tutulduğu hapishanelerde yaşama katılmalarını sağlamak yerine kendilerince kolay olanı tercih etmekte ve tüm LGBT mahpusların toplanacağı ayrı bir LGBT hapishanesi inşa etmeyi planlamaktadır. Ancak, “LGBT durumunda bulunan hükümlü ve tutuklular için özel tip ceza infaz kurumu” yapılması sorunu çözmek bir yana daha olumsuz durumlara yol açabilecektir. Türkiye’nin bir çok hapishanesinde ailesiyle ya da kendi sosyal çevresiyle aynı ilde tutulmakta olan insanlar, 18 ayrı hapishaneden, inşa edilecek tek bir mekana toplanacaktır. Bu durum LGBT mahpusların kendi sosyal yaşam ortamlarından koparılması anlamına gelecektir. Bunun yanısıra burada tutulmakta olan insanların ve onların ziyaretçilerinin damgalanma durumu daha da boyutlanacaktır.

6- Bilgi edinme başvurusu ve yapılan hapishane görüşmeleri sırasında edinilen bilgiler göstermektedir ki LGBT mahpuslar hapishaneye girişte LGBT olduklarını ifade edip (eğer varsa) LGBT’lerin bulunduğu bir koğuşa gitmek isterlerse kendilerinden LGBT olduklarını gösteren, ispatlayan sağlık kurulu raporu isteniyor. LGBT mahpuslar bu sağlık kurulu raporunu almaları için kendilerine heyet raporu verebilecek devlet hastanelerine gönderiliyorlar ve muayeneden geçmek zorunda bırakılıyorlar. Bir insanın kendi kimliğini doktor raporuyla ispatlamak zorunda bırakılması onurunu rencide edici bir uygulamadır.

LGBT mahpusların hapishaneye girişte LGBT olduklarını sağlık kurulu raporuyla belgelemek zorunda kalmaları insanlık onurunu rencide edici bir uygulamadır. Bu uygulama kaldırılmalı, LGBT derneklerinin bu konudaki bilgi, birikim ve deneyimlerinden de yola çıkarak mahpusların güvenlik kaygılarını da giderecek yöntemler yaratılmalıdır.

7- Genel Müdürlüğün cevabı LGBT’lerin yaşadığı bir diğer olumsuzluğa daha dikkat çekmektedir. Yargılama aşamasında gündeme gelen bu olası ayrımcılık tutukluluk-hükümlülük oranlarına bakıldığında görülebilir. Genel Müdürlüğün verdiği cevaba göre LGBT mahpusların 8′i tutuklu 71′i hükümlüdür yani yaklaşık 9′da 1′i tutukludur. Türkiye’deki tüm mahpusların (17 Temmuz 2013 tarihi itibariyle) ise 26.809′u tutuklu 105.419′u hükümlüdür. Bu ise yaklaşık 4′de 1′i eder. Elde LGBT mahpusların dava sürelerine ilişkin veri olmasa dahi bu rakamlara bakıldığında LGBT’ler için dava süreçlerinin daha hızlı işlediği söylenebilir. Bu daha hızlı işleme sürecinin bir olumluluk olmaktan öte damgalanmadan kaynaklı bir olumsuzluk olduğu irdelenebilecek bir iddia olarak ele alınabilir.

8- Trans mahpusların yaşadığı bir diğer sorun, kantinin, kendilerine özgü ihtiyaçlarını karşılayacak çeşitlilikten yoksun olması oluşturmaktadır. Trans mahpusların cımbız, ağda gibi küçük görülebilecek ancak bütün yaşantılarını etkileyebilecek ihtiyaçlarını giderebilmesi oldukça önemlidir. Trans mahpusların bulunduğu hapishanelerde kantin, onların ihtiyaçları göz önüne alınarak yeterli çeşitliliğe sahip hale getirilmelidir.

9- Çalışma sürecinde görülmüştür ki trans mahpusların dile getirdiği önemli sorunlardan birisini de kendilerine özgü sağlık giderlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanmaması oluşturmaktadır. Trans mahpuslar cinsiyet değişim ameliyatlarını tutuklu bulundukları süre içerisinde yapabilmeyi talep etmektedirler. Bakanlık ve Genel Müdürlük bu konuda LGBT derneklerini muhatap olarak kabul etmeli ve konuyu onlarla beraber ele alabilmelidir.

Sağlık konusunda öne çıkan bir diğer konu ise trans mahpusların kullandığı hormonlardır. Hapishane ziyareti sırasında hapishane doktoru tarafından bu hormonların devlet tarafından karşılanarak mahpuslara verildiği belirtilmiştir. STÖ’lerin bu konuda izleme yapılmasına olanak sağlanmalı ve sağlıklı bilgiye ulaşmasına imkan verilmelidir. Trans mahpusların hormon ihtiyaçları, zaruri olarak görülmeli ve istedikleri marka ve tipte ilaçları giderleri devlet tarafından karşılanarak kendilerine verilmelidir.

 ***

Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi Sonuç Raporu’nun tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilmeniz mümkün:

Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi Sonuç Raporu

Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi Sonuç Raporu Açıklanacak

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin Kasım 2012 tarihinden itibaren sürdürmekte olduğu Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi’nin sonuç raporu 7 Kasım Perşembe günü 10:30-12:00 saatleri arasında Mimarlar Odası’nın Karaköy’deki merkezinde düzenlenecek basın toplantısıyla açıklanacak.

Engelli, LGBT, Yaşlı ve Yabancı Uyruklu mahpusları konu alan bu çalışmanın basın toplantısına çağrı metnini okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Basın Toplantımıza Davetimizdir

Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi Sonuç Raporu Basın Toplantısı İle Duyurulacak

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) olarak Kasım 2012 tarihinden itibaren “Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi” adı altında bir çalışma yürütmekteydik. Türkiye’de siyasi mahpuslar, açlık grevleri, ölüm oruçları ve mahpus ölümleri ile gündeme gelen hapishaneler konusunda özel ihtiyaçları olan mahpusları odağına alan ilk çalışmaydı bizimki.

Projemizde aşağıdaki hedeflere ulaşabilmeyi amaçladık:

1-Engelli, LGBT, yabancı uyruklu ve yaşlı mahpusların durumlarını anlaşılır kılmak, sorunlarını tespit edebilmek ve bu sorunlara çözüm önerileri oluşturabilmek.

2-İlgili sivil toplum örgütlerinde bir farkındalık oluşturmak, onların da hapishaneler konusunda faaliyetler yürütmelerini sağlamak.

3-Proje sonunda özel ihtiyaçları olan mahpuslara ilişkin belgeler oluşturmak ve bu belgeleri, hem kamuoyunun hem de hapishanelerle ilgili politika yapıcılar, idareciler ve yürütücülerin bilgisine sunmak.

4-Proje süresince yürütülen çalışmalar ve proje sonunda oluşturulan raporlar aracılığıyla mahpusların yaşantılarında iyileştirmeler sağlamak.

Projemizi üç aşamalı olarak yürüttük. İlk aşamada engelli, LGBT ve yabancı uyruklular alanlarında çalışan sivil toplum örgütleriyle toplantılar düzenledik. Projenin ikinci aşamasını ise bu sivil toplum örgütlerinden temsilcilerin de katılımlarıyla İstanbul’daki üç hapishaneye yapılan ziyaretler oluşturdu. Üçüncü aşamada ise sivil toplum örgütlerinin de katkılarıyla, hapishane ziyaretlerinde yapılan tespitler ve projenin başlangıcından itibaren elde edilen bilgiler değerlendirildi. Bu değerlendirmeler ışığında ulaştığımız genel tespitlerden bazıları şunlardır:

1-Proje çalışması süresince görülmüştür ki, Adalet Bakanlığı ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün özel ihtiyaçları olan mahpuslara yönelik politikası yok denilecek düzeydedir. (Bakanlığın bu konudaki ilk çalışması projemiz başladıktan ve kamuoyuyla paylaşıldıktan sonra gündeme gelmiştir.)

2-Bakanlık ve Genel Müdürlük, özel ihtiyaçları olan mahpuslara ilişkin politika oluşturabilmek için elde olması gereken istatistiki verilerden yoksundur. Özellikle engelli ve LGBT mahpuslarla ilgili istatistikler yeni tutulmaya başlanmıştır ve kriterleri oluşturulamadığı için henüz değerlendirme yapmaya olanak sağlayacak güvenilirlikten yoksundur.

3-İstatistiki veriler konusundaki eksiklikler de göstermektedir ki Bakanlık ve Genel Müdürlüğün, henüz,  özel ihtiyaçları olan mahpuslara yönelik bir bilgi ve deneyim birikimi yoktur ve bu alanda oluşmuş olan uluslararası birikim ve deneyimi Türkiye’ye aktarımı söz konusu değildir.

4-Konuyla ilgili olarak personel istihdamı yapılmamaktadır. Bakanlık ve Genel Müdürlük bünyesinde özel ihtiyaçları olan mahpuslara yönelik çalışma yürütecek personel istihdam edilmediği gibi hapishanelerde de özel ihtiyaçlara yönelik personel istihdam edilmemekte veya var olan bir personelin bu konuda uzmanlaşmasına yönelik bir çalışma içerisine girilmemektedir.

5-Yapılan başvurular ve alınamayan izinler göstermektedir ki Bakanlık ve Genel Müdürlük, STÖ’lerin hapishanelerle ilgili bir aktör haline gelmesi konusunda çekincelere sahiptir.

Genel tespitlerini yukarıda paylaştığımız ve Kasım ayında sona erecek olan projemizin, sivil toplum örgütlerinin de katılımıyla hazırlanan raporlarını 7 Kasım Perşembe günü bir basın açıklamasıyla duyuracağız. Basın açıklamamıza, proje kapsamında gerçekleştirdiğimiz hapishane ziyaretlerine katılan STÖ temsilcilerinden de katılımlar olacak ve engelli, LGBT ve insan hakları derneklerinden olan bu temsilciler kendi gözlemlerini paylaşacaklardır.

7 Kasım Perşembe günü 10:30-12:00 saatleri arasında TMMOB Mimarlar Odasının Karaköy’deki salonunda gerçekleştirilecek olan basın toplantımıza  katılımınız bizi mutlu edecektir.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

(CİSST)

 Proje raporundan anekdotlar:

-Adalet Bakanlığı tarafından, hapishane ziyaretleri için sınırlı izinler verilmiş, mahpuslarla görüşmemiz engellenmiştir.

-Engelli mahpuslar için hapishanelerde yapılan düzenlemelerin bir kısmı göstermeliktir. Hapishane ziyaretlerinden birinde engelli mahpuslar için sonradan açılan bir kapının arkasında taş merdiven olduğu görülmüştür. Tekerlekli sandalyede bulunan STÖ temsilcileri ancak 4 mahpusun kendilerini sandalye ile kaldırarak merdivenin diğer tarafına alabilmesiyle hapishaneye girebilmişlerdir.

-Engelli mahpuslar, iki kat üzerine inşa edilen ve havalandırma hariç neredeyse bütün sosyal kullanım alanları üst katlarda yer alan hapishanelerde sosyal yaşamdan mahrum bırakılmaktadır.

-Mahpuslar atölyelerde günde 6-7 liraya çalıştırılmaktadırlar. Hapishanelerde özel işletmelerin atölye açmasına izin verilmektedir ve mahpuslar bu atölyelerde özel işletmenin dışarıdan gönderdiği ustabaşının altında çalıştırılmaktadırlar.

-Hiçbir maddi olanağı olmayan, bir çoğunun ziyaretçisi gelemeyen yabancı uyruklu mahpuslar arasında mektubunu gönderebilecek pul parasından mahrum olanlar dahi bulunmaktadır.

-LGBT mahpuslar, kendi güvenlikleri gerekçe gösterilerek diğer mahpuslarla bir araya getirilmemektedir. Bu durum onların ortak kullanım alanlarına çıkabilmesine engel teşkil etmekte, tek LGBT mahpus olarak bulundukları hapishanelerde ise tecrit anlamına gelebilmektedir.

Ayrıntılı bilgi için:

-Mustafa Eren (Proje Koordinatörü)               0542 336 75 67

-Zafer Kıraç (CİSST Yönetim Kurulu Başkanı)  0545 419 13 73

Basın Toplantısı Mekanı: TMMOB Mimarlar Odası – 7 Kasım Perşembe, 10:30-12:00 saatleri

Adres: Kemankeş Cad. No:31. Karaköy/İstanbul

“28 ay tecritte, 8 ay müşahede koğuşunda tutuldum”

Öykü Evren Özen, “Türkiye’den Şiddet Hikayeleri” sitesi için kendi yaşadıklarını anlatmış. Anlatımları arasında hapishane günleri de yer alıyor. Özen, hapishane idaresinin kendisini nereye koyacağını bilemediği için iki seneden fazla bir süre tecritte, 8 ay da müşahede koğuşunda tutulduğunu, hapishanede bir gardiyan tarafından taciz ve tecavüze uğradığını, tecavüz olayını hapishane idaresine bildirip şikayetçi olduğunda gardiyanın korunduğunu belirtiyor.

Röportajın tamamını okuyucularımızla paylaşıyoruz:

“Siyasetçiler Samimilerse LGBT’lerle Çalışsınlar”

Fotoğraf: Doğu Eroğlu

Öykü Evren Özen, 2011 genel seçimlerinde CHP’den Bursa milletvekili aday adayı olarak, Türkiye’de parlamentoya katılma arzusunu kamuoyuyla paylaşan ilk transseksüel oldu. Şimdiye dek, cinsel yönelimini gizlemeyen bir LGBT veya trans bireyin yer bulamadığı meclise girmek isteyen Özen, partisi CHP tarafından Bursa’da milletvekili adayı yapılmadı. Kurucularından olduğu Gökkuşağı Derneği’nin kapısına kilit vurulmasından, polis işkencesine dek, devlet şiddetinin pek çok farklı yüzünü gören Özen, bir trans kadın olarak şiddetten payına düşeni ve siyasette LGBT bireylerin temsiliyet sorununu çözmek için başladığı siyaset kariyerini Türkiye’den Şiddet Hikayeleri’ne anlattı.
Söyleşi: Cankız Çevik
Cinsel yöneliminizin farklı olduğunu nasıl keşfettiniz?

1972 yılında, Yalova’nın oldukça tutucu bir köyü olan Ahmediye’de dünyaya geldim. 1 yıl hafızlık okulunda, 4 yıl da İmam Hatip Lisesi’nde okudum. O sıralar erkeklerden hoşlanmamı tanımlayamıyordum. Bir gün Arslan Yüzgün’ün Mavi Kimlikli Kadınlar kitabına dair Seyhan Soylu’nun yazdığı kısa bir yazı gördüm. Sonradan yasaklanan o kitabı tesadüfen bir sahafta buldum ve okuduğumda hayatım değişti, “Evet, ben buyum işte” dedim. Dinimiz hoşgörü dinidir ya, ben de bir öğretmenime ve Kur’an kursundaki hocama durumumu anlattım ve ikisinden de çok sert tepkiler aldım. Daha sonra, başı açık olduğu için kendisi de okulda dışlanan Arapça öğretmenim Emine Hoca’yla konuştum ve o bana çok destek oldu. Zor dönemler yaşadım; okulda dayak yediğim, sokak ortasında saldırıya uğradığım oldu. Sözlü şiddet ve ters bakışlar ise her an  hayatımdaydı. Nihayetinde okuldan ayrılmak zorunda kaldım ama açık lisede okuyup üniversiteyi kazandım. Yaşadığım zorluklar beni daha özgüvenli, daha güçlü bir insan yaptı. Hiçbir zaman kimliğimden utanmadım. Yine dünyaya gelsem yine transseksüel olmak isterdim.

Eğitim hayatınızda bunları yaşarken ailenizin yaklaşımı nasıl oldu?

Küçükken de “Kız Ömer” derler, düğünlerde oynayayım isterlerdi. Fakat “kız” gibi olduğunuz o şirin dönemle, “kadın” gibi olduğunuz dönem farklı. Aileler durumu kabullenmek istemiyorlar ve saçlarınızı uzatıp, kaşlarınızı aldığınız, etek giymeye ve erkeklerle flört etmeye başladığınız zaman zorluk çıkartıyorlar.

Ailenize nasıl açıldınız?

18 yaşımdayken köyde annemle ıhlamur toplarken, “Ne zaman evleneceksin sen?” diye sordu. “Anneciğim, bana hamileyken bir kız bir erkek, bir kız bir erkek istemişsin, ben de Zeki Müren gibi olmuşum. İleride de Bülent Ersoy gibi olup sana damat getireceğim” dedim. Annem ilkokul mezunu ama çok akıllı bir kadındır; ne demek istediğimi anlayamamış ama bilinçli gördüğü arkadaşlarına danışmış ve şanslıyım ki onlar da, “Böyle insanlar var, normaldir, çok üzerine gitme” gibi telkinlerde bulunmuşlar. Annem artık 81 yaşında; belki bundan 5-6 yıl öncesine kadar hâlâ zorlanıyordu ama artık beni kızı gibi görüyor. Babamla ise kimliğime dair hiç konuşmadık ama köy kahvesinde hakkımda konuştuklarında, “Siz benim oğluma karışamazsınız, bir şey söylenecekse ben söylerim” dediğini, rahmetli olana kadar beni çok sevdiğini iyi biliyorum. Şu anda ailemle ne çok uzağız ne de çok yakın ancak cinsiyet kimliğim artık aramızda konuşulan bir mesele değil.

Cinsiyet değiştirmeye ne zaman karar verdiniz?

2003 yılında, üniversite dönemimde bu fikre kapıldım ama hiç param yoktu. Tam o sıralar Medeni Kanunun 40. Maddesi’nde cinsiyet değişimiyle ilgili bir düzenleme yapıldı. Bunu duyar duymaz Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi’ne cinsiyet değişikliği izni için başvurdum. Önce tetkikler için Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gönderdiler. 15-20 gün boyunca sabah 5’te hastaneye gidip sıraya girdim. 5 ay sonra Türkiye’de cinsiyet değiştirmek için izin alan ilk kişi oldum ve ameliyat tarihi almak üzere Tıp Fakültesi’ne başvuruda bulundum. Ancak Sağlık Bakanlığı duruma uyandı ve “Sakın tarih vermeyin yoksa bu emsal teşkil eder” diye hastaneyi uyardı. Sürekli başka hastanelere gönderip oyaladılar… İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’yle birlikte Bakanlık aleyhine açtığımız dava hâlâ sürüyor. 2006’da annemin birikmiş parası ve kayın pederimin bankadan kredi çekmesi sayesinde cinsiyet değiştirme ameliyatı olabildim.

Öykü ismini nasıl seçtiniz?

Cinsiyet değiştirmeden önce Bursa’da başka eşcinsellerle tanıştım ve o sırada bir gece hayatı deneyimi de yaşadım. Bu sebepten benim aklıma hep gece hayatını çağrıştıran isimler geliyordu ancak üniversitede okurken aynı evi paylaştığım arkadaşlarım, “Senin hayatın öykü gibi, adın da ‘Öykü’ olsun” dediklerinde, bu öneri çok hoşuma gitti.

DSC07740
Gece hayatında bulunduğunuz sıralar polis şiddetiyle de karşılaştınız mı?

Şiddeti o dönem tanıdım. Polisler hepimizi karakola götürür, itfaiye hortumlarıyla üzerimize tazyikli su sıkar, zorla saçlarımızı keserdi. Kimi zaman da otobüslere doldurup, şöföre bizi asla araçtan indirmemesini tembihleyerek, “Bir daha Bursa’ya dönmeyeceksiniz” deyip İstanbul’a, Ankara’ya gönderirlerdi. Polisin bu uygulamaları devam ediyor ama işe yaramadığı ortada. Şiddete bu kadar maruz kalmamış olsaydım LGBT mücadelesi içerisinde yer almayabilirdim. Onlar sayesinde aktivist oldum denilebilir… Kamudaki ayrımcılık olmasa belki de ‘fuhuş’ kavramıyla da tanışmayacaktım. Bu işi isteyerek yapanlar olabilir ancak bende uzun süre kapanmayan izler bıraktı.

Seks işçiliğinin güncel durumunu ve devletin yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bedenin metalaştırılmasını doğru bulmuyor olsam da, bu mesleği yapanlar için güvenlik ve sağlık şartlarının sağlanması gerekiyor. Devlet genelevleri kapatıp, fuhuş sektörünün yeraltına çekilmesine göz yumuyor. İran modelini örnek alıp, “Ne yapacaksanız evlerde yapın” diyorlar. Diğer yandan, arkadaşlarımıza sürekli kabahatler kanunundan para cezaları kesip evlerini mühürlüyorlar.

Gece hayatında bulunduğunuz dönemlerde bir cezaevi süreciniz de oldu değil mi?

Fuhuş sektöründe sırtınızdan geçinmek isteyen insan çok olur. O sıralar birlikte yaşadığım bir arkadaşımın başında da böyle bir adam vardı ve kızın parasını alıyor, onu sürekli dövüp zorla birlikte oluyordu. 5-6 arkadaş yaşadığımız evde bir olay oldu. Adam hastanede hayatını kaybetti, arkadaşımın sevgilisi yaralandı. Arkadaşım adam öldürmekten, ben de yaralama suçundan cezaevine girdim. 28 ay tecritte, 8 ay müşahede koğuşunda tutuldum çünkü cezaevinde benden başka eşcinsel mahkûm yoktu; beni nereye koyacaklarını bilemediler. Cezaevi nakillerinde erkeğe benzeyeyim diye saçımı kesmeye çalıştılar. Ben de, “Madem öyle, o zaman beni erkeklerin koğuşuna koyacaksınız” dedim. Yakın bir cezaevinde bir başka eşcinsel arkadaş olduğunu öğrendim ve ikimiz için Bursa Cezaevi’nde ayrı bir koğuş açılmasını sağladım. Bunun dışında, cezaevinde cinsel tacize ve tecavüze uğradım. Cezaevi yönetimi şikâyetçi olduğum gardiyanı, “Olmaz öyle şey, o namazında niyazında insan” diye savundu. Tüm bu kötü şeylerin sonunda yargılanarak beraat ettim.

Aynı koğuşta kaldığınız arkadaşınızla hâlâ görüşüyor musunuz?

İrem cezaevinden çıktıktan bir zaman sonra 67 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Gökkuşağı Derneği olarak davayı yakından takip ettik. Sanık her zaman başvurulan, “Erkek cinsel organını kullanarak benle birlikte olmak istedi” bahanesini kullandı ancak İrem testislerini aldırmıştı, biz de bunu hastane raporlarıyla kanıtladık ve sanık 28 yıl ceza aldı.

Bursa Gökkuşağı Derneği’nin kuruluş sürecinde sıkıntılar çektiniz mi?

2006’da derneği kurmak için görüştüğüm Dernekler Masası müdürü bana, “İçinde ‘travesti’ ya da ‘transseksüel’ kelimeleri geçen dernek kuramazsın” dedi. Sırf o müdürün inadına derneğin adını “Bursa Gökkuşağı Travestileri, Transseksüelleri, Geyleri, Lezbiyenleri Koruma, Yardımlaşma ve Kültürel Etkinlikleri Geliştirme Derneği” yaparak Türkiye’de travesti ve transseksüelleri kapsayan ilk LGBTT örgütünü kurduk. Derneğin faaliyetleri sırasında idareyle karşı karşıya gelmeye devam ettik. Aynı yıl, 1. Türkiye Eşcinseller Buluşması adıyla, Türkiye’deki ilk resmi eşcinsel yürüyüşünü düzenlemek üzere izin aldık ama izni veren Emniyet, Bursaspor taraftarlarını kışkırtıp, neredeyse linç edilmemize sebep olarak yürüyüşü gerçekleştirmemizi engelledi. Üyelerimizi meslek sahibi yapma çabamız da engellendi. İŞKUR’a ve yeşil karta başvurularda bulunduk ancak rahatsızlığa sebep olmuşuz ki, 2007 yılında 15 arkadaşımla birlikte “çıkar amaçlı örgüt kurmak” suçlamasıyla gözaltına alındık ve 11’imiz tutuklandık. En kolay atılabilecek iftirayı kullandılar; sözde dernekte fuhuş yapılıyormuş… Her şeyimiz şeffaf olmasına rağmen uydurulmuş suçlamalarla hakkımda 4682 yıl hapis cezası istendi. Davalardan birinde derneği de kapattılar ama Yargıtay onaylamadığı için karar henüz kesinleşmedi.

Faaliyetteyken, insanlar Gökkuşağı Derneği’ne ne gibi taleplerle başvuruyordu?

Ağlamaklı genç bir çocuk derneğe gelip eniştesinin ona tecavüz ettiğini anlatmıştı. Ailesine de durumu anlatmış ama eniştesine iftira atıyor diye ona kızmışlar. Derslerine çalışıp, bir an önce üniversiteyi kazanıp ailesinden uzaklaşmasını tembihledim. O çocuk belki benimle konuşmasa intihar edebilirdi… Derneği kurarken amacımız hep böyle insanlara yardım etmekti. Bir keresinde de 25 yaşlarında genç bir kadın gelip elinde tuttuğu fotoğraftaki kişiyi tanıyıp tanımadığımızı sordu. Kadın, fantezi olsun diye kadın kıyafetleri giyen eşinin travesti olduğundan şüpheleniyormuş. Eşi gece geç saatlerde evden çıkıyor, uyuduğu yastıkta pudra, fondöten izleri oluyormuş. Bu da aslında eşcinsel olduğundan şüphelenilen bir erkeğin evlendirildikten sonra düzeleceğine inananlar yüzünden oluyor. Eşcinsel bir erkeği evlendirerek hem kadına, hem de doğacak çocuklara kötülük yapıyorlar. Bir noktadan sonra bastırılan şeyler patlıyor ve işler çok sağlıksız bir yere gidiyor.

LGBT derneklerinin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cezaevindeki LGBT’lerle ve fuhuşla tanışmamış, kimliğini yeni keşfeden, ailesinden şiddet gören eşcinsellere daha fazla eğilmeleri gerekiyor. Tüm dernekler bir araya gelmeli, bir konfederasyon kurulmalı ve hep birlikte adımlar atmalıyız. Bundan önceki seçimlerde ben CHP’den Bursa, bir başka LGBT arkadaş da AKP’den İzmir milletvekili aday ayaydı. LGBT örgütleri farklı sebeplerden ötürü ikimizi de desteklemedi. Onlara göre “doğru örnek” kim bilmiyorum fakat seçimler yine yaklaşıyor; aday çıkartmalılar çünkü mecliste açık bir temsiliyet sorunumuz var.

Oykuozen (3)

Mecliste nasıl bir varlık gösterebileceğinizi düşünüyorsunuz?

Alevi değilim; Alevilerin haklarını bir Alevi kadar savunamam. Engelli değilim; engellilerin sorunlarını anlayamayabilirim. Milletvekilleri arasındaki gizli eşcinseller bir yana, benim haklarımı ancak açık ve görünür bir eşcinsel savunabilir. Mecliste beni gerçekten anlayacak bir vekil dahi olmadığını gördüğüm için geçen seçimlerde CHP’den milletvekili aday adayı oldum.

Neden CHP’den aday adayı olmayı tercih ettiniz?

Daha önce bağımsız milletvekili adayı olmuştum ve tüzüğünde cinsiyet ayrımcılığına karşı maddeler bulunan ÖDP’de de çalışmıştım fakat seçim sistemi yüzünden merkez bir partiden aday olmam gerektiğini düşündüm. “Herkes için CHP” sözünden etkilenip bir arkadaşım aracılığıyla vekillik başvurusu yaptım. Ama Bursa yönetimi kim olduğumu anlayınca, “Burada başvuru almıyoruz, Ankara’ya gitmesi gerek” deyip topu merkeze attı. Ankara’da her aday gibi parti il binasında basın açıklaması yapmak istedim. Basın açıklaması saatim geldiğinde binaya gittim ama etrafta bir yetkili bile yoktu, hepsi kaçmış!

Aday gösterilmemenize şaşırdınız mı?

Eğer ben CHP’de bir idareci olsaydım, sırf “Herkes için CHP” sloganını kanıtlamak için, seçilmeyeceği kesin bir noktadan bile olsa böyle birini milletvekili adayı yapardım. Herkesin cinsel tabularını, ayrımcılıklarını aşması gerekiyor. Geçen seçimlerden beri CHP içerisinde çalışıyorum. Şu an Bursa İl delegesiyim, şimdi de CHP Osmangazi İlçe Belediye Meclisi Üyesi aday adayı oldum.

CHP’nin 2011 genel seçimlerinden önce başlattığı “Yeni CHP” kampanyası sırasında kimliğiniz niçin öne çıkartılmadı?

Yeterince cesur davranmadılar. Örneğin CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir nefret cinayetleriyle ilgili birçok açıklama yapıyor ancak bir kere bile benimle bu konuda görüşmedi. Onur yürüyüşlerine katılmaktan, “nefret cinayetleri” deyip soru önergeleri vermekten başka hangi ciddi çalışmaları yürütüyorlar? Gerçekten samimilerse, fırsat bulur bulmaz önce parti içinde kuracağım Cinsel Azınlıklar Komisyonu’nun basın toplantısında yanımda yer almalarını, hatta bu komisyonda çalışmalarını bekliyorum.

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑